Arama Sonuçları onları severse

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/29816-onlari-severse

NoHadis MetniKaynak
7449 Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz onları severseniz Allah da sizi sever. Siz onlara yakın olursanız. Allah da size yakın olur. Siz onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz cömerd olunuz ki, Allah Teala da size karşı cömerd olsun.Ramuz el e-hadis, 17. sayfa, 15. hadis
9436 Allah'dan korkun. Ashabım hakkında Allah'dan korkun. Benden sonra onları hedef edinmeyin. Kim ki onları severse, Bana olan muhabbetinden sever. Ve kim de onlara buğz ederse, Bana Buğz etmiş demektir. Ve kim onlara eza ederse, Bana eza etmiş ve kim de Bana eza etmiş ise Allah'a eza etmiş olur. Ve onu da Allah'ın perişan etmesi yakındır.Ramuz el e-hadis, 185. sayfa, 4. hadis
9437 Allah'dan korkun, ashabım hakkında Allah'dan korkun. Kim ki onlara buğz ederse Bana buğz etmiş demektir. Kim de onları severse, Bana olan muhabbetinden sever. "Ey Allahım! onları seveni sev. Ve onlara buğz edene buğz et."Ramuz el e-hadis, 185. sayfa, 5. hadis
9664 Hasan ile Hüseyin Cennet ehlinin gençlerinin efendileri olup, kim onları severse Beni sevmiş olur, kim onlara buğz ederse bana buğz etmiş olur.Ramuz el e-hadis, 202. sayfa, 16. hadis
12009 Bir adam hangi kavmin yaptığını severse kıyamet gününde onların zümresi ile haşrolur ve onların hesabı ile hesab görür. Velev ki amellerini yapmasa bile.Ramuz el e-hadis, 396. sayfa, 16. hadis
12012 Bir adam Allah için kardeş ettiği kimseyi Allah'dan ötürü severse ve ona da seni Allah için seviyorum diye bildirirse, Allah da onları sever ve onları birlikte Cennete sokar. Öyle ki, Allah için sevenin yüksek derecesinde olarak.Ramuz el e-hadis, 397. sayfa, 3. hadis
14228

Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Ömer İbni’l-Hattâb radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:

“Sizden önce yaşayanlardan üç kişi bir yolculuğa çıktılar. Akşam olunca, yatıp uyumak üzere bir mağaraya girdiler. Fakat dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine:

— Yaptığınız iyilikleri anlatarak Allah’a dua etmekten başka sizi bu kayadan

hiçbir şey kurtaramaz, dediler.

İçlerinden biri söze başlayarak:

—Allahım! Benim çok yaşlı bir annemle babam vardı. Onlar yemeklerini yemeden çoluk çocuğuma ve hizmetçilerime bir şey yedirip içirmezdim. Birgün hayvanlara yem bulmak üzere evden ayrıldım; onlar uyumadan önce de dönemedim. Eve gelir gelmez hayvanları sağıp sütlerini annemle babama götürdüğümde, baktım ki ikisi de uyumuş. onları uyandırmak istemediğim gibi, onlardan önce ev halkının ve hizmetkârların bir şey yiyip içmesini de uygun görmedim. Süt kabı elimde şafak atana kadar uyanmalarını bekledim. Çocuklar etrafımda açlıktan sızlanıp duruyorlardı. Nihayet uyanıp sütlerini içtiler.

Rabbim! Şayet ben bunu senin rızânı kazanmak için yapmışsam, şu kaya sıkıntısını başımızdan al! diye yalvardı. Kaya biraz aralandı; fakat çıkılacak gibi değildi.

Bir diğeri söze başladı:

—Allahım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. (Bir başka rivayete göre: Bir erkek bir kadını ne kadar severse, ben de onu o kadar seviyordum). Ona sahip olmak istedim. Fakat o arzu etmedi. Bir yıl kıtlık olmuştu. Amcamın kızı çıkıp geldi. Kendisini bana teslim etmek şartıyla ona 120 altın verdim. Kabul etti. Ona sahip olacağım zaman (bir başka rivâyete göre: Cinsî münasebete başlayacağım zaman) dedi ki: Allah’tan kork! Dinin uygun görmediği bir yolla beni elde etme! En çok sevip arzu ettiğim o olduğu halde kendisinden uzaklaştım, verdiğim altınları da geri almadım.

Allahım! Eğer ben bu işi senin rızânı kazanmak için yapmışsam, başımızdaki sıkıntıyı uzaklaştır, diye yalvardı. Kaya biraz daha açıldı; fakat yine çıkılacak gibi değildi.

Üçüncü adam da:

—Allahım! Vaktiyle ben birçok işçi tuttum. Parasını almadan giden biri dışında hepsinin ücretini verdim. Ücretini almadan giden adamın parasını çalıştırdım. Bu paradan büyük bir servet türedi. Birgün bu adam çıkageldi. Bana: —Ey Allah kulu! Ücretimi ver, dedi. Ben de ona:

—Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler senin ücretinden türedi, dedim. Adamcağız:

—Ey Allah kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim. Bunun üzerine o, geride bir tek şey bırakmadan hepsini önüne katıp götürdü.

Rabbim! Eğer bu işi sırf senin rızânı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar, diye yalvardı. Mağaranın ağzını tıkayan kaya iyice açıldı; onlar da çıkıp gittiler.

Buhârî, Büyû` 98, İcâre 12, Hars ve’l-müzârea 13, Enbiyâ’ 53, Edeb 5; Müslim, Zikir 100