Arama Sonuçları Allah rızası

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/1302-Allah-rizasi/40

NoHadis MetniKaynak
12561 Bir kimse Allah rızası için bin ayet okursa, kıyamet gününde Peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraber yazılır. Ve bunlar ne güzel arkadaştır. (Elhakümmekasur bin ayete bedeldir)Ramuz el e-hadis, 437. sayfa, 12. hadis
12609 Bir kimse gazabını tutar, rızasını yayar, iyiliğini bezleder, akrabayı yoklar, emaneti öderse, Allah (z.c.hz.) onu kıyamette Nûru Azamına ithal eder.Ramuz el e-hadis, 441. sayfa, 9. hadis
12656 Bir kimse din kardeşinin hacetine yürür ve muvaffak olursa bu onun için on sene itikaf sevabından hayırlıdır. Allah (z.c.hz.)'nin rızasını kazanmak için bir gün itikaf eden kimse ile Cehennem arasında üç hendek hasıl olur ki, her biri şark ile garp arasından daha uzaktır.Ramuz el e-hadis, 444. sayfa, 14. hadis
12747 Ne güzel evdir dünya, Allah razı oluncaya kadar ahiret azığını temin etmek için. Ne fenadır dünya evi, ahiret azığını terkeden ve Allah'ın rızasını da kazanamayanlara. Bir adam: "Allah dünyayı rezil etsin" derse, dünya der ki: "Allahım, Rabbına en asi olanımızı rezil et."Ramuz el e-hadis, 452. sayfa, 6. hadis
12753 Kıyamette sahibine ne güzel şefaatçidir Kur'an. Der ki: "Ya Rabbi buna ikram et." Bunun üzerine ona bir keramet tacı giydirilir. Sonra gene şöyle der: "Ya Rabbi onu artır." Bunun üzerine kendisine bir keramet elbisesi giydirilir. Sonra yine şöyle der: "Ya Rabbi artır, ondan razı ol." Allah'ın rızasının ötesinde ise hiç bir şey yoktur.Ramuz el e-hadis, 453. sayfa, 2. hadis
13097 Malik olmadığın yerde talak yoktur. Malik olmadığın şeyde azad etmek yoktur. Malik olmadığın şeyde satış yoktur. Malik olmadığın şeyde nezre vefa yoktur. Allah Teala'nın rızası aranmayan şeyde nezir yoktur. Bir kimse günah işlemeye yemin ederse onun için yemin yoktur. Bir kimse sıla-I rahimi kesmek için yemin ederse onun için de yemin yoktur.Ramuz el e-hadis, 481. sayfa, 10. hadis
13101 Allah (z.c.hz.)nin rızası dahilinde tedbir gibi akıl, haramdan sakınmak gibi vera ve iyi ahlak gibi asalet yoktur.Ramuz el e-hadis, 482. sayfa, 1. hadis
13791 Hacda "telbiyeyi" bitirdiği zaman, Allah'dan rızasını ve mağfiretini diler ve Rahmeti ile kendisini ateşten koruması için O'na sığınırdı.Ramuz el e-hadis, 538. sayfa, 4. hadis
14222

Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri olan Ebû İshâk Sa`d İbni Ebû Vakkâs radıyAllahu anh şöyle dedi:

Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ziyâretime geldi. Ona:

Yâ ResûlAllah! Gördüğün gibi çok rahatsızım. Ben zengin bir adamım. Birkızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı? diye sordum.

Hz. Peygamber:

“Hayır”, dedi. Yarısını dağıtayım mı? dedim. Yine: “Hayır”, dedi. Ya üçte birine ne buyurursun, yâ ResûlAllah? diye sordum. “Üçte birini dağıt! Hatta o bile çok. Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp da halka avuç açtırmaktan hayırlıdır. Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın” buyurdu.

Sa`d İbni Ebû Vakkâs sözüne devamla dedi ki:

Yâ ResûlAllah! Arkadaşlarım gidipte ben kalacak mıyım? (burada ölecekmiyim?) diye sordum. “Hayır, sen burada kalmayacaksın. Allah rızâsı için güzel işler yaparak yükseleceksin. Allah’tan öyle umuyorum ki, daha nice yıllar yaşayarak kimi insanlar (mü’minler) senden fayda, kimileri de (kâfirler) zarar görecektir.

Allahım! Ashâbımın (Mekke’den Medine’ye) hicretini tamamla! Onları geri döndürüp hicretlerini yarım bırakma! Acınacak durumda olan Sa`d İbni Havle’dir” buyurdu.

Bu sözleriyle Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem, Sa`d İbni Havle’nin Mekke’de ölmesine üzüldüğünü ifade etti.

Buhârî, Cenâiz 36, Vesâyâ 2, Nefekât 1, Merdâ 16, Daavât 43, Ferâiz 6 ; Müslim, Vasıyyet 5. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ferâiz 3; Tirmizî, Vesâyâ 1; Nesâî, Vesâyâ 3; İbni Mâce, Vesâyâ 5
14240

Ebû Nüceyd İmrân İbni Husayn el-Huzâî radıyAllahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Cüheyne kabilesinden zina ederek gebe kalmış bir kadın Peygamber aleyhisselâm’ın huzuruna geldi ve:

Yâ ResûlAllah! Cezayı gerektiren bir suç işledim. Cezamı ver, dedi.

Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm kadının velisini çağırttı. Ona:

“Bu kadına iyi davran! Doğum yapınca bana getir!” buyurdu.

Adam Resûl-i Ekrem’in buyurduğu gibi yaparak kadını doğumdan sonra getirdi.

Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem kadının üzerine elbisesinin iyice bağlanmasını emretti; sıkı sıkıya bağladılar. Sonra Peygamber aleyhisselâm’ın emri üzerine taşlanarak öldürüldü. Daha sonra Resûl-i Ekrem kadının cenaze namazını kıldı.

Hz. Ömer:

Yâ ResûlAllah! Zina etmiş bir kadının namazını mı kılıyorsun? diye sorunca Hz. Peygamber şunları söyledi: “O kadın öyle bir tövbe etti ki, şayet onun tövbesi Medine halkından yetmiş kişiye taksim edilseydi, hepsine yeterdi. Sen Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanmak için can vermekten daha üstün bir şey biliyor musun?”
Müslim, Hudûd 24. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Hudûd 24; Nesâî, Cenâiz 64