Arama Sonuçları onu başkalarına

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/17623-onu-baskalarina

NoHadis MetniKaynak
7670 Kıyamet yaklaştığında, müslümanın rüyası hemen hemen yalan çıkmaz. Rüyası en sadık olan da sözü en doğru olandır. Müslümanın rüyası Nübüvvetin kırkbeş cüz'ünden biridir. Rüya üçtür: Salih rüya ki, Bu Allah'dan bir müjdedir. Hüzün veren rüya ki, bu da şeytandandır. Ve bir de kişinin kendi nefsinin ilka ettiği rüyadır. Biriniz hoşuna gitmeyen bir rüya gördüğünde kalksın ve (sol tarafına) tükürsün. Ve onu başkalarına anlatmasın. Rüyada bağlı olmaktan sevin. Zira rüyada bağ, dinde sebattır. Lakin boynundaki demir bağdan hoşlanma. (Zira bu ağır yüke delalet eder.)Ramuz el e-hadis, 33. sayfa, 8. hadis
10200 Verâ (şüpheden kaçma) amelin seyyididir. Bir kimse de, masiyetle yalnız kaldığı zaman (kötülüğe fırsat bulduğu vakit) Allah'a isyandan onu alıkoyan bir verâ' yoksa, Allah o kimsenin amellerinden hiç bir şeye kıymet vermez. İnsanda Allah korkusu gizli ve aşikarede, iktisad fakirlik ve zenginlikte, adalet ise hoşnudluk ve gadapta olmalıdır. Agah olun ki, "mümin" nefsine hakim olan kimsedir. Ve kendisine hoş gördüğünü başkalarına da hoş görmelidir.Ramuz el e-hadis, 240. sayfa, 10. hadis
10377 Kur'an-ı öğrenin ve onu başkalarına da öğretin. Feraizi de öğrenin ve onu da insanlara öğretin. Muhakkak ki Ben, dünyadan gidiciyim. İlim de gidicidir. Ve öyle bir zaman gelecektir ki, iki vâris, aralarındaki davayı halledecek adam dahi bulamayacaktır.Ramuz el e-hadis, 253. sayfa, 7. hadis
14244

Ebû Saîd Sa’d İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre, Medineli müslümanlardan bir kısmı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir şeyler istediler. O da verdi. Sonra yine istediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, elindekiler bitinceye kadar verdi. Verebileceği şeyler tükenince onlara şöyle hitab etti:

“Yanımda bir şeyler olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim. Kim dilenmekten çekinir, iffetli davranırsa, Allah onun iffetini arttırır. Kim tok gözlü olmak isterse, Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır. Kim de sabretmeye gayret ederse, Allah ona sabır verir. Hiç bir kimseye, sabırdan daha hayırlı ve büyük bir lutufta bulunulmamıştır.”

Buhârî, Zekât 50, Rikak 20; Müslim, Zekât 124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 28; Tirmizî, Birr 77; Nesâî, Zekât 85
14280

Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre şöyle demiştir:

Bir gün Hz. Peygamber’in terkisinde bulunuyordum. Bana:

“Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim” dedi ve şöyle buyurdu: “Allah’ın buyruklarını gözet ki, Allah da seni gözetip korusun. Allah’ın (rızâsını) her işte önde tut, Allah’ı önünde bulursun. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen, Allah’tan dile! Ve bil ki, bütün bir ümmet toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı temin edebilirler. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir. (Bundan sonra takdirde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.) Tirmizî, Kıyâmet 59

Tirmizî dışında bir rivayette de (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 307) şöyle buyurulmaktadır: “Allah’ın emir ve yasaklarını gözet, O’nu önünde bulursun. Bolluk içindeyken (emirlerine bağlı kalmakla) sen Allah’ı tanı ki O da darlığa düşünce (kurtarmak suretiyle) seni tanısın. Bil ki senin hakkında yazılmamış olan şey başına gelmez. Sana takdir edilen de seni atlayıp (başkalarına) gitmez. Bil ki zafer sabırla, sevinç üzüntüyle, kolaylık da zorlukla birliktedir.”

Tirmizî, Kıyâmet 59