Arama Sonuçları üç şeyden

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/22038-uc-seyden/20

NoHadis MetniKaynak
10878 Üzerinize öyle bir zaman gelecek ki, o vakitte şu üç şeyden daha hayırlı bir şey olmayacak: "Helal para, kendisi ile ülfet edilen din kardeşi, amel edilen bir sünnet.Ramuz el e-hadis, 300. sayfa, 13. hadis
11612 Arzda üç şeyden başka Cenhnete ait bir şey yoktur: Acve hurması, Hacer-i Esved ve Fırat nehrine bereket olarak her gün Cennetten inen yapraklar.Ramuz el e-hadis, 364. sayfa, 4. hadis
12264 Kim, kıyamet gününe şu üç şeyden beri olarak gelirse, Cennete dahil olur. Kibir, ganimete hiyanet ve borç.Ramuz el e-hadis, 415. sayfa, 7. hadis
12623 Bir kimse de üç şeyden biri bulunmazsa ameli kıymet ifade etmez ve hesaba değmez: Haramdan alıkoyacak takva; Sefihe uymaktan menedecek hilm; halk arasında hüsnü muamele ile yaşayacağı bir ahlak.Ramuz el e-hadis, 442. sayfa, 11. hadis
12636 Bir kimse üç şeyden burun kaldırmazsa gerçek mü'mindir; Evine ait hizmetten ar etmemek, Fukara ile oturup kalkmak ve hizmetçisi ile yemek yemek. İşte bu fiiller Allah'ın kendilerini: "İşte onlar hakkâ mü'minlerdir" diye vasfettiği mü'minlerin alametlerindendir.Ramuz el e-hadis, 443. sayfa, 9. hadis
13085 Üç şeyden başka şeyde nefes etmek yoktur: Nazar için, Zehirli hayvanların sokmasına karşı veya durmayan kan için.Ramuz el e-hadis, 480. sayfa, 12. hadis
13637 Namazdan çıktıklarında üç defa istiğfar ederler sonra: "Allahümme entesselamü ve minkes selam tebarekte ya zel celali vel ikram": (Allahım, her şeyden emin olan ancak sensin, her türlü noksanlıktan emin kılmak da ancak Sendendir, Ey Celal ve ikram sahibi Allahım Senin azametin ne yücedir) buyururlardı.Ramuz el e-hadis, 527. sayfa, 13. hadis
13749 Duada hayır bir şey istediklerinde avuçlarını yüzlerine karşı tutarlar, bir şeyden sakınmak istediklerinde avuçlarını yere karşı tutarlardı.Ramuz el e-hadis, 535. sayfa, 7. hadis
14397

Bize Şu'be tahdîs etti ki, Ebû Cemre Nasr ibnu İmrân ed-Dab'î şöyle demiştir: İbn Abbâs (R) beni kendi serîri üzerine otur­turdu. O bana şöyle derdi: Abdu'1-Kays elçileri (Bahreyn tarafların­dan) Rasûlullah'ın huzuruna geldikleri zaman:

—  "Hey'et kimlerdendir?" diye sordu. Onlar:

—  Biz Rabîa kabîlelerindeniz, dediler. Rasûlullah (S):

—  "Hoş geldiniz! Allah sizi utandırmasın, pişman etmesin!" buyurdu.

Bunun üzerine onlar:

— Yâ Rasûlallah! Seninle bizim aramızda kâfir olan Mudar ka­bileleri vardır. O hâide bize kestirme birşey emret de, o sebeble biz­ler cennete girelim ve onu arkamızda kalanlarımıza haber verelim! dediler.

Bu arada Rasûlullah'a içkileri de sordular. Rasûlullah onları dört şeyden nehyetti ve dört şeyi de emretti: Onlara yalnız Allah'a îmân ile emrettikten sonra:

—  "Yalnız Allah'a îmân etmek ne demektir, bilir misiniz?" di­ye sordu.

Onlar:

— Allah ve Rasûlü en iyi bilendir! dediler. Rasûlullah:

—  "Ortaksız ve yalnız olarak Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah 'in Rasûlü olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek -râvî dedi ki: Zannederim ki, burada rama­zân orucu da vardır-, ganimetlerden beşte birini vermenizdir" buyur­du.

Ve onları dört şeyden: Dubba'dan, hantem'den, muzeffet'ten ve nakîr (denilen kaplara hurma yâhud üzüm şırası koymak)dan neh­yetti. Bazen İbn Abbâs'm "Muzeffet" yerine "Mukayyer" dediği de vardır.

Rasûlullah:

— "Bunları ezberleyin ve bunları gerinizde bıraktığınız kavim ve kabilelerinize tebliğ ediniz!" buyurdu

İbn Abbâs