Arama Sonuçları der Ya

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/23537-der-Ya/1170

NoHadis MetniKaynak
14127 Yeşile ve akarsuYa nazar etmek hoşuna giderdi.Ramuz el e-hadis, 558. sayfa, 3. hadis
14129 Duayı ve istiğfarı üçer defa Yapmak hoşuna giderdi.Ramuz el e-hadis, 558. sayfa, 5. hadis
14144 İtikafta olduğu halde hastayı ziYaret ederlerdi.Ramuz el e-hadis, 559. sayfa, 2. hadis
14158 Aileleri arasında adil bir şekilde taksim Yaparlar ve şöyle dua ederlerdi: "Allahım, muktedir olduğum ölçüde bu benim Yaptığım taksimdir. Senin sahip olduğun ve benim malik olmadığım hususlarda beni muahaze teme Allahım."Ramuz el e-hadis, 559. sayfa, 16. hadis
14163 Birisine kızınca "Ne oluyor o alnı topraklanasıcaYa" derlerdi.Ramuz el e-hadis, 560. sayfa, 1. hadis
14171 Zikri çok eder, lüzumsuz işten sakınır, namazı uzun kılar, hutbeyi kısa Yapar ve dullar, miskinler ve köle ile beraber yürüyüp onların hacetlerini görmekten çekinmezlerdi.Ramuz el e-hadis, 560. sayfa, 9. hadis
14215

Mü’minlerin annesi Ümmü Abdullah Âişe radıYallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

—Bir ordu Kâbe’ye saldırmak üzere yola çıkacak; bir çöle geldiklerinde baştan sona bütün ordu yere batacaktır.”

Hz. Âişe der ki, bunun üzerine ben, Yâ Resûlallah, onların arasında ticaret için yola çıkanlar ve kötü niyetli olmaYanlar varken niçin hepsi birden yere batacaktır? diye sordum.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

—Hepsi birden yere batacak, âhirette yeniden diriltilip niyetlerine göre hesaba çekileceklerdir” buyurdu.

Buhârî, Büyû` 49; Hac 49, Müslim, Fiten 4-8. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 21; Nesâî, Menâsik 112; İbni Mâce, Fiten 30
14221

Ebû Yezîd Ma`n İbni Yezîd İbni Ahnes radıYallahu anhüm -Ma`n de, babası Yezîd de, dedesi Ahnes de sahâbîdir- şöyle dedi:

Babam Yezîd sadaka vermek üzere Yanına birkaç dinar aldı ve onları Mescid-i Nebevî de oturan birinin Yanına koydu. Ben Mescid’e uğraYarak paraları aldım ve babama götürdüm.

Babam:

Vallâhi ben onları sen alasın diye bırakmamıştım deyince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Yanına giderek durumu arzettim.

Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Yezîd! Sen niyet ettiğin sadaka sevabını kazandın. Ma`n! Aldığın para da senindir.”
Buhârî, Zekât 15. Ayrıca bk. Dârîmî, Zekât 14; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, III, 470
14226

Ebû Hüreyre radıYallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimsenin câmide cemaatle kıldığı namaz, işyerinde ve evinde kıldığı namazdan yirmi küsur derece daha sevaptır. Şöyleki bir kişi güzelce abdest alır, sonra başka hiçbir maksatla değil, sadece namaz kılmak üzere câmiye gelirse, câmiye girinceye kadar attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir ve bir günahı bağışlanır. Câmiye girince de, namaz kılmak için orada durduğu sürece, tıpkı namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Biriniz namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, kimseye eziyet etmediği ve abdestini bozmadığı müddetçe melekler:

Allahım! Ona merhamet et!

Allahım! Onu bağışla!

Allahım! Onun tövbesini kabul et! diye ona dua ederler.”

Buhârî, Salât 87, Ezân 30, Büyû` 49; Müslim, Tahâret 12, Mesâcid 272. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 48; İbni Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14
14227

Ebü’l-Abbâs Abdullah İbni Abbâs İbni Abdülmuttalib radıYallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah Teâlâ’dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ iyilik ve kötülükleri takdir edip Yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı:

Kim bir iyilik Yapmak ister de Yapamazsa, Cenâb-ı Hak bunu Yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.

Şayet bir kimse iyilik Yapmak ister sonra da onu Yaparsa, Cenâb-ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla Yazar.

Kim bir kötülük Yapmak ister de vazgeçerse, Cenâb-ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.

Şayet insan bir kötülük Yapmak ister sonra da onu Yaparsa, Cenâb-ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak Yazar.”

Buhârî, Rikâk 31; Müslim, Îmân 207, 259. Ayrıca bk. Buhârî, Tevhîd 35; Tirmizî, Tefsîru sûre (6),10