| No | Hadis Metni | Kaynak |
| 14028 | Üç hurma ile veya ateş dokunmamış bir şeyle iftar etmeyi severlerdi. | Ramuz el e-hadis, 552. sayfa, 10. hadis |
| 14038 | Boyundan ve kürek kemiği civarından hacamat olurdu. Ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırlardı. | Ramuz el e-hadis, 553. sayfa, 2. hadis |
| 14054 | Gece veya gündüz bir saatte ezvac-ı tahirelerini yokladığı olurdu. | Ramuz el e-hadis, 554. sayfa, 1. hadis |
| 14064 | Cumadan önce dört, sonra da dört (rek'at) kılardı. Onların arasını bir şeyle ayırmazdı. | Ramuz el e-hadis, 554. sayfa, 11. hadis |
| 14074 | "Sugyâ" denilen yerden tatlı su getirilmesinden hoşlanırlardı. Diğer bir lafızda ise; Sugyâ kuyusundan kendisi için tatlı su getirilirdi denilmektedir. | Ramuz el e-hadis, 555. sayfa, 5. hadis |
| 14102 | Güneş meyl ettiğinde öğlenin farzından önce, aralarını ayırmadan bir selam ile dört rekat namaz kılar ve "Güneş meyl edince semanın kapıları açılır" buyururdu. | Ramuz el e-hadis, 556. sayfa, 14. hadis |
| 14142 | Ashabı Kiramına, humma ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumalarını öğretirlerdi: "Bismillahil kebîr, eûzübillahil Azîm min şerri külli ırkın neârin, ve min şerri harrin nar." (Büyük Allah adıyla, atan her damarın şerrinden ve ateşin hararetinin verdiği zarardan yüce Allah'a sığınırım" | Ramuz el e-hadis, 558. sayfa, 18. hadis |
| 14180 | bir kimsenin arkasından gelmesinden hoşlanmazlardı. Fakat sağından veya solundan gitmesini isterlerdi. | Ramuz el e-hadis, 561. sayfa, 3. hadis |
| 14197 | Sarıklarının altında ve sarıksız olarak kalansüve giyerler, o olmadan da sarık sararlar, Yemen mamulü takke de giyerlerdi ki, beyaz bir serputşu. Keza harpte kulaklarına kadar o serpuşun uçları inerdi. Çok kere namaz kılarken, kalansüveyi çıkarıp, sütre olarak önlerine koydukları olurdu. Silahına, atına ve eşyasına isim vermek adet-i seniyelerinden idi. | Ramuz el e-hadis, 562. sayfa, 2. hadis |
| 14214 | Mü’minlerin emîri Ebû Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.”
| Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1, Îmân 41, Nikâh 5, Menâk bu’l-ensâr 45, tk 6, Eymân ı İ 23, Hiyel 1; Müslim, mâret 155. Ayr ca bk. Ebû Dâvûd, Talâk 11; Tirmizî, İ ı Fezâilü’l-cihâd 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; bni Mâce, Zühd 26 |