Arama Sonuçları hidayet eder

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/37238-hidayet-eder/10

NoHadis MetniKaynak
12328 Bir kimse hidayet olan bir yola davet etse, ona girenlerin bütün hayırları kendisine de yazılır -ötekilerinin ecirlerinden bir şey eksilmemek üzere.- Kim de bir sapıklığa davet ederse, ona da kendisine tabi olanların günahlarının bir misli verilir. Bu diğerlerinin günahlarından da bir şey eksiltmez.Ramuz el e-hadis, 420. sayfa, 3. hadis
12349 Bir kimse dünyaya rağbet eder ve bunu uzatırsa Allah (z.c.hz.) de kalbini dünyaya rağbeti mikdarınca köreltir. Kim de zühd sahibi olur da dünyaya olan emelini azaltırsa, Allah ona öğrenmeksizin ilim ve kılavuzsuz hidayet verir.Ramuz el e-hadis, 421. sayfa, 11. hadis
12728 Allah'ın kitabından size verilenle amel icab eder ve onu terkte kimse özür sahibi olamaz. Onda bulunmayan için Benden cari olmuş sünnet, onda da yoksa ashabımın sözlerine bakılır. Zira ashabım semadaki yıldızlar mesabesindedir. Hangisine tutunsanız hidayete erersiniz. Ashabımın ihtilafı sizin için için Rahmettir.Ramuz el e-hadis, 450. sayfa, 7. hadis
13732 Hilali gördüğünde "Hayır ayı olsun" der ve şöyle dua ederlerdi: "Hamd olsun o Allah'a ki, o ayı götürüp bu ayı getirdi. Allahım bu ayın hayrını, nurunu, bereketini, hidayetini, temizliğini ve onun afiyet vesilesi olmasını senden isterim."Ramuz el e-hadis, 534. sayfa, 3. hadis
14289

İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.”

Müslim, Zikir 72. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 72; İbni Mâce, Dua 2
14329

Saîd İbni Abdülazîz’in Rebîa İbni Yezîd’den; Rebîa’nın Ebû İdrîs elHavlânî’den, onun Ebû Zer Cündeb İbni Cünâde radıyallahu anh’den; Ebû Zer’in Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den; onun da Allah Tebâreke ve Teâlâ hazretlerinden rivayet ettiğine göre Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

“Kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Artık birbirinize zulmetmeyiniz.

Kullarım! Benim hidâyet ettiklerim dışında hepiniz sapıtmışsınız. O halde benden hidâyet dileyin ki sizi doğruya ileteyim.

Kullarım! Benim doyurduklarım hariç, hepiniz açsınız. Benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım.

Kullarım! Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.

Kullarım! Siz gece-gündüz günah işlemektesiniz, bütün günahları afveden de yalnızca benim. Benden af dileyin ki sizi bağışlayayım.

Kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki, zarar verebilesiniz. Bana fayda vermeye gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.

Kullarım! Evveliniz ahiriniz, insanınız cinleriniz, en müttaki bir kişinin kalbi ve duygusuna sahip olsalar, bu benim mülkümde herhangi bir şey arttırmaz.

Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz, en günahkâr bir kişinin kalbi ve duygusuna sahip olsalar, bu benim mülkümden en küçük bir şey eksiltmez.

Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz bir yerde toplanıp benden istekte bulunacak olsalar, ben de her birine istediğini versem, bu benim mülkümden ancak, iğne denize daldırılıp çıkarıldığında denizden ne kadar eksiltebilirse işte o kadar azaltır. (Yani hiç bir şey eksiltmez.)

Kullarım! İşte sizin amelleriniz. Onları sizin için saklar, sonra onları size iâde ederim. Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa öz nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.”

Saîd İbni Abdülaziz dedi ki, Ebû İdris el-Havlânî bu hadisi rivâyet ettiği zaman dizleri üzerine çöküverdi.

Müslim, Birr 55