Arama Sonuçları olma O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/39749-olma-O/670

NoHadis MetniKaynak
14296

Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre O, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Necid taraflarında bir gazvede bulunmuştu. Dönüşte Resûlullah ile birlikteydi. Öğle vakti ağaçlık, çalılık bir vadiye geldiklerinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Orada mOla vermiş, mücâhidler ağaçlar altında gölgelenmek üzere çevreye dağılmışlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise, semure denilen sık yapraklı bir ağaç altında istirahate çekilmiş kılıcını da ağaca asmıştı.

(Câbir dedi ki:) birazcık (uyku) kestirmiştik ki, Resûlullah’ın bizi çağırdığını işittik ve hemen yanına kOştuk. Bir de baktık, Resûlullah’ın yanında (müşriklerden) bir bedevi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ben uyurken bu bedevi kılıcımı almış, uyandığımda kılıç kınından sıyrılmış vaziyette bunun elindeydi. Bana: Seni benim elimden kim kOruyup kurtaracak? dedi. Ben de üç defa:

– “Allah” cevabını verdim.

(Câbir diyOr ki) Resûlullah adamı cezalandırmamıştı, yanında OturuyOrdu.

Buhârî, Cihâd 84, 87, Meğâzî 31, 32; Müslim, Fezâil 13, 14, Müsâfirîn 311

(Buhârî’deki) bir başka rivayette (bk. Meğâzî 31) Câbir radıyallahu anh şöyle demiştir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte zâtü’r-rikâ’ denilen gazvede bulunuyOrduk. Gölgeli bir ağaç bulduğumuzda Onu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bırakmayı âdet edinmiştik. (Bu defa da öyle yaptık.) Ancak müşriklerden bir adam gelerek Resûlullah’ın (ağaçta asılı Olan) kılıcını alıp çekmiş ve:

Benden kOrkuyOr musun? diye seslenmiş. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Hayır” cevabını vermiş. Adam: Peki seni benim elimden kim kurtaracak? demiş. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de “Allah” buyurmuştur.

Ebû Bekir el-İsmâîlî’nin “Sahîh”inde yer alan bir rivâyette Olayın bundan sOnraki kısmı şöyle anlatılmaktadır:

Adam:

Seni benim elimden kim kurtarır? dedi.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allah” cevabını verdi. Bunun üzerine adamın elinden kılıç düştü. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kılıcı aldı ve: Peki şimdi seni benim elimden kim kurtaracak? buyurdu. Adam: İyi bir cezalandırıcı Ol! dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’tan başka ilâh OlOr:green'>Olmadığını ve benim Allah’ın elçisi Olduğumu kabul ve itiraf eder misin?” dedi.

Adam:

Hayır, kabul etmem. Ancak seninle çarpışmamaya, seninle savaşacak herhangi bir tOpluluk içinde bulunmamaya söz veririm, dedi.

Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem adamı serbest bıraktı. O da arkadaşlarının yanına döndü ve Onlara:

En hayırlı kişinin yanından geliyOrum, dedi.
Buhârî, Cihâd 84, 87, Meğâzî 31, 32; Müslim, Fezâil 13, 14, Müsâfirîn 311
14300

Asıl adı Hind Binti Ebû Ümeyye Huzeyfe el-Mahzûmiyye Olan Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem evinden çıkacağı zaman şöyle dua ederdi:

“Allah’ın adıyla çıkıyOrum, Allah’a güveniyOrum. Allah’ım sapmaktan, saptırılmaktan, kaymaktan kaydırılmaktan, haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan, câhilce davranmaktan ve câhillerin davranışlarına muhatap OlOr:green'>Olmaktan sana sığınırım.”

Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Daavât 34; İbni Mâce, Duâ 18
14308

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve şöyle dedi:

Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

“Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin OlOr:green'>Olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can bOğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten O mal vârislerden şunun veya bunun Olmuştur.”

Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92
14312

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber Savaşı’nda şöyle buyurdu:

“Bu sancağı, Allah’ı ve Resûlünü seven, Allah’ın fethi kendisine nasip edeceği bir yiğide vereceğim.”

Ömer radıyallahu anh demiştir ki, “Emirliği O günkü kadar hiçbir zaman arzu etmedim. Beni çağırır ümidiyle Resûlullah’a kendimi göstermeye çalıştım durdum. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali İbni Ebû Tâlib’i çağırdı, sancağı Ona teslim etti ve şöyle buyurdu:

“Yürü, Allah fethi müyesser kılıncaya kadar sağa-sOla bakınma!”

Ali derhal hareket etti, sOnra durdu ve arkasına dönmeden (gözlerini hedeften ayırmadan) seslendi:

Ey Allah’ın elçisi, Onlarla ne (yapmaları) için savaşayım?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Onlarla, Allah’tan başka ilâh OlOr:green'>Olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü Olduğuna şehâdet getirmelerine kadar savaş. Bunu yaptıkları an, -dinin yasaklarını çiğnemedikçe- kanlarını ve mallarını senden kOrumuş Olurlar. Asıl hesapları(nı görmek ise) Allah’a aittir.”
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 33. Ayrıca bk. Buharî, Fezâilü’l-ashâb 9
14316

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, gece ayakları şişinceye kadar namazı kılardı. Âişe diyOr ki, kendisine:

Niçin böyle yapıyOrsun (neden bu kadar meşakkate katlanıyOrsun) eyAllah’ın Resûlü? Oysa Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlamıştır, dedim. “Şükreden bir kul OlOr:green'>Olmayı istemeyeyim mi?” buyurdu.
Buhârî, Tefsîru sûre (48), 2; Müslim, Münâfikîn 81. Ayrıca bk. Buhârî, Teheccüd 6, Rikak 20; Müslim, Münâfikîn 79-80; Tirmizî, Salât 187; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 17; İbni Mâce, İkâme 200
14321

İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kıldım. Ayakta O kadar uzun durdu ki, en sOnunda, içimden hOş OlOr:green'>Olmayan bir şey yapmayı bile geçirdim.

Ne yapmayı düşündün? dediler.

Peygamber’i ayakta bırakıp Oturmayı düşündüm, dedi.

Buhârî, Teheccüd 9;Müslim, Müsâfirîn 204
14324

Resûlullah’ın hizmetkârı ve Ehl-i suffe’den Olan Ebû Firâs Rebîa İbni Ka’b el-Eslemî radıyallahu anh şöyle dedi:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte gecelerdim. Abdest suyunu ve öteki ihtiyaçlarını Ona getirirdim. Buna karşılık bir keresinde bana:

“Dile (benden ne dilersen)” buyurdu. Ben: Cennette seninle beraber OlOr:green'>Olmayı isterim, dedim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Başka bir şey istemez misin?” buyurdu. Ben: Benim dileğim bundan ibarettir, dedim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Öyleyse çOk namaz kılıp secde ederek, kendin için bana yardımcı Ol!” buyurdu.
Müslim, Salât 226. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu’ 22; Nesâî, Tatbîk 79
14338

Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre bazı insanlar:

Ey Allah’ın Resûlü! Zenginler bütün sevapları alıp götürüyOrlar. Zira bizler gibi namaz kılıyOr, bizler gibi Oruç tutuyOr ve ayrıca mallarının fazlasından da sadaka veriyOrlar, dediler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah size sadaka verme imkânı bahşetmedi mi (sanıyOrsunuz)? Her tesbih sadaka, her tekbir sadaka, her tahmid sadaka, her tehlil sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Hatta (her) birinizin eşiyle yatması bile sadakadır” buyurdu. Ey Allah’ın Resûlü, cinsel arzusunu tatmin eden birine bundan da mı sevap var? dediler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu istek ve ihtiyacını haram yOldan giderseydi, günah OlOr:green'>Olmayacak mıydı? Helâl ve meşrû yOldan gidermesinde de elbette sevap vardır” buyurdu.
Müslim, Zekât 53, Mesâcid 142
14356

Ebü’l-Münzir Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir adam vardı -ki ben mescide Ondan daha uzak(ta Oturan) bir başkasını tanımıyOrum-. Bu kişi cemaatle namazı hiç kaçırmazdı. Kendisine:

Bir eşek alsan da hava karanlık ve sıcak Olduğunda Ona binsen! dediler (veya ben dedim).

Adam şöyle cevap verdi:

Evimin, mescidin yanıbaşında OlOr:green'>Olması beni hiç de memnun etmez. Çünküben mescide gidiş ve evime dönüşümün adıma (ecir Olarak) yazılmasını diliyOrum.

Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Ona;

“Bunların hepsinin sevabını Allah, senin için derleyip tOpladı” buyurdu. Müslim, Mesâcid 278

Aynı hadisin bir başka rivayetinde Hz. Peygamber:

“Allah’tan beklediğin, sana verilmiştir” buyurdu.
Müslim, Mesâcid 278
14367

Ebû Muhammed Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e benim şöyle dediğim haber verilmiş:

Allah’a yemin ederim ki, yaşadığım sürece gündüzleri muhakkak Oruç tutup, geceleri de ibâdet ve tâatle uyanık geçireceğim. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“Bunları söyleyen sen misin?” diye sOrdu. Ben de kendisine: Anam babam sana feda Olsun, ya Resûlallah! Evet, ben böyle söylemiştim,dedim. Buyurdular ki: “Sen buna güç yetiremezsin. Hem Oruç tut, hem iftar et; hem uykunual, hem ibadet et; her aydan üç gün Oruç tut; çünkü her iyiliğe On misli ecir ve sevap vardır. Bu ise bütün zamanını Oruçlu geçirmek gibidir.” Bunun üzerine ben: Bunun daha çOğunu yapmaya gücüm yeter, dedim. Peygamber Efendimiz: “O halde bir gün Oruç tut, iki gün tutma” buyurdu. Ben:

- Ama ben bundan daha fazlasını yapabilirim, deyince Resûl-i Ekrem:

– “Öyleyse bir gün Oruç tut, bir gün tutma; bu Dâvûd aleyhisselâm’ın Orucu Olup, Oruçların en ölçülü Olanıdır” buyurdular.

Bir başka rivayette: “Bu, Oruçların en faziletlisidir” şeklindedir. Ben:

- Bundan daha faziletlisine de gücüm yeter, dedim. Peygamberimiz:

“Bundan daha faziletlisi yOktur” buyurdu.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tavsiye etmiş Olduğu, ayda üç gün Orucu kabul etmem, bana ehlimden ve malımdan daha sevimli Olacakmış.

Bir rivayete göre:

“Senin gündüzleri Oruçlu, geceleri uyanık geçirdiğin bana haber verilmedi mi sanıyOrsun?” buyurmuştu. Ben de:

Elbette haber verilmiştir, yâ Resûlallah! dedim. Bunun üzerine: “Böyle yapma, bazı kere Oruç tut, bazan tutma; gece hem uyu, hem deteheccüde kalk. Şüphesiz senin üzerinde vücudunun hakkı vardır, iki gözünün hakkı vardır, hanımının hakkı vardır, ziyaretçilerinin hakkı vardır. Şüphesiz her aydan üç gün Oruç tutman sana yeter. Çünkü senin için her iyiliğin On misli karşılığı vardır; bu da bütün zamanının Oruçlu OlOr:green'>Olması demektir.” Abdullah der ki: Ben artırdıkça iş aleyhime döndü. SOnra ben: Yâ Resûlallah! Ben kendimde güç ve kuvvet buluyOrum, dedim.Buyurdular ki: “O halde Allah’ın Nebisi Dâvûd’un Orucunu tut, daha fazlasını yapma.” Dâvûd Orucu nedir? diye sOrdum. “Senenin yarısını Oruçlu geçirmektir” buyurdu.

Abdullah yaşlandıktan sOnra:

Keşke Allah’ın Resûlü’nün ruhsatını kabul etmiş Olsaydım, der dururdu.

Bir başka rivayet şöyledir:

“Senin bütün günleri Oruçlu geçirdiğinden ve her gece Kur’an’ıOkuduğundan haberdar OlOr:green'>Olmadığımı mı sanıyOrsun?” Bunun üzerine ben: Elbette haberdarsındır, yâ Resûlallah! Fakat ben bununla sadece hayraulaşmayı diliyOrum, dedim. Peygamber Efendimiz: “Allah’ın Nebîsi Dâvûd’un Orucunu tut, çünkü O insanların en çOkibadet edeni idi. Ayda bir defa da Kur’an’ı hatmet” buyurdu.

Ben ise:

- Ya Resûlallah! Benim bundan daha fazlasına gücüm yeter, dedim. Peygamberimiz:

O halde yirmi günde bir hatmet” buyurdu. Ben yine: Ya Resûlallah! Bundan daha fazlasını yapabilirim, dedim. O: “Öyleyse On günde bir hatmet” buyurdu. Ben tekrar: Bundan daha fazlasına gücüm yeter, yâ Nebîyyallah! diye ısrar edince: “Şu halde yedi günde bir hatim yap, artık bunun üzerine artırma”buyurdular. Ben artırdıkça, aleyhime artırıldı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki: “Şüphesiz ki sen bilmiyOrsun, belki ömrün uzun Olur?”Abdullah İbni Amr der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’ in bana söylediği hale döndüm. İhtiyarlayınca, Onun ruhsatını kabul etmiş OlOr:green'>Olmayı çOk arzu ettim.

Bir başka rivayette ise şöyledir:

“Senin çOcuklarının da senin üzerinde hakları vardır.” Bir diğer rivayette:

“Bütün zamanını Oruçlu geçirenin Orucu yOktur.” Bu sözünü üç defa tekrarladı.

Bir diğer rivayette:

“Allah’a en sevimli Olan Oruç, Dâvûd aleyhisselâm’ın Orucudur. Allah’a en sevimli namaz da Dâvûd aleyhisselâm’ın namazıdır. Dâvûd aleyhisselâm gecenin yarısını uyuyarak geçirir, sOnra üçte birinde namaz için kalkar, altıda birinde yine uyurdu. Bir gün Oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığında kaçmazdı.” Başka bir rivayet de şu şekildedir:

Abdullah şöyle demiştir:

Babam beni sOyca üstün bir hanımla evlendirdi. Zaman zaman gelininin yanına gelir gider, Ona beni sOrarmış. O da dermiş ki:

- O ne iyi erkektir, evine geldiğimden beri yatağıma ayak basmadı, ne halde Olduğumu da araştırmadı.

Vaziyet böyle devam edip gidince, babam durumu Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e anlatmış, Peygamberimiz:

Onu benimle görüştür” buyurmuş. Daha sOnra ben Resûl-i Ekrem ile karşılaştım. Bana: “Nasıl Oruç tutuyOrsun?” diye sOrdu. Ben de: Her gün, dedim. SOnra: “Nasıl hatim yapıyOrsun?” dedi. Ben: Her gece, diye cevap verdim.

Abdullah İbni Amr daha önce geçen kOnuşmalarının benzerini anlattı. O, geceleyin rahat etmek için, Okuduğu Kur’an’ın yedide birini, gündüz aile fertlerinden birine Okuyup dinletirdi. Güçlü ve kuvvetli OlOr:green'>Olmak istediğinde, bir kaç gün Oruç tutmazdı. SOnra Oruç tutmadığı günleri sayar, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e verdiği sözden caymış OlOr:green'>Olmamak için, tutamadığı günler kadar Orucu kazâ ederdi.

Buhârî, Savm 55, 56, 57, Teheccüd 7, Enbiyâ 37, Nikâh 89; Müslim, Sıyâm 181-193