| No | Hadis Metni | Kaynak |
| 10766 | Allah, ehli kıbleden dilini tutana rahmet eyleye. Öyle ki elinden gelen en güzel sözden başka bir şey söylemiyor. | Ramuz el e-hadis, 290. sayfa, 7. hadis |
| 10837 | Ey ümmet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı. Aranızda malın artması. Öyle ki, bir adama onbin dirhem (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden her erkeğin evine bir fitne. Koyun boynuzu kıvrımları gibi ölüm çokluğu, Beni esferle aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi dokuz ay toplanırlar, sonra söze gadirlik yaparlar. Medine'nin fethi. Denildi ki: "Hangi Medine?" Buyurdu ki, Kostantaniyye (Roma'nın fethi) | Ramuz el e-hadis, 296. sayfa, 8. hadis |
| 11129 | Gaybdır ve onu ancak Allah bilir. Sizin kalbleriniz süfli yerlerde yuvarlanmasa idi ve manalı manasız sözler söylemeseydiniz, siz de Benim duyduğumu duyardınız. (İki kabrin yanından geçtiğinde Peygamberimiz, bunlar azap olunmaktalar buyurmuş. "Ne vakit?" dediklerinde yukardaki hadis varid olmuştur.) | Ramuz el e-hadis, 321. sayfa, 10. hadis |
| 11156 | Diğer Peygamberler üzerine altı şeyle tafdil edildim: Şümullü ve cami sözler söylemekle, düşmanın kalbine korku salmakla, ganimet helal edilmekle, toprak Bana temiz, temizleyici ve mescid olmakla, bütün halka meb'us edilmekliğimle ve Benimle Peygamberlerin sona ermesiyle. | Ramuz el e-hadis, 323. sayfa, 12. hadis |
| 11397 | Nasıl "Lâ ilâhe illallah" sözüne iki dudak mani olmazsa, öylece de onun Arşa varmasına gökler mani olmaz. Nihayet arşa arı uğultusu gibi bir uğultu ile varır da, sahibine şefaat eder. | Ramuz el e-hadis, 344. sayfa, 2. hadis |
| 11467 | Her şeyin bir ilerleyişi, bir geri gidişi vardır. Kabilenin hepsinin fakih oluşu, dinin ikbalinin alametidir. Öyle ki, o kabilede ancak bir veya iki cahil kimse bulunur. Kabilenin baştan başa cahil oluşu, dinin geri gidişi demektir. Öyle, içlerinde bir iki alim olur. Onlar da zelildir. Makhurdur. (sözleri geçmez) Kendilerine taraftar ve yardımcı bulamazlar. | Ramuz el e-hadis, 349. sayfa, 8. hadis |
| 11589 | Taan edici, lanet edici, fahiş sözler söyleyen ve hayasızlık hakim olan kimse mü'mini kamil değildir. | Ramuz el e-hadis, 362. sayfa, 5. hadis |
| 11591 | Beyan çok söylemek değildir. Bu Allah (z.c.hz.) ve Resulünün sevdiği şekilde hak ile batılı ayırd eden sözdür. Acizlik de lisan acizliği değildir. Hakkı tanımakta marifet ve irfan azlığıdır. | Ramuz el e-hadis, 362. sayfa, 7. hadis |
| 11808 | Bir müslümana bir musibet isabet ederde o mahzun olur ve "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" derse, Allah meleklere şöyle buyurur: "Ben onun yüreğini sızlattım, o sabırla karşıladı ve sevap umdu, onun sevabını Cennet kılın." Ve o kimse musibeti hatırlayıp o sözü her defasında tekrar ederse, Allah da ona ecrini yeniler. | Ramuz el e-hadis, 380. sayfa, 6. hadis |
| 11885 | Bir mü'minin kalbine sürur vermiş bir mü'min yoktur ki, o sürurdan Allah, Allah'a ibadet eden, Onu temcid eden, Onu tevhid eden bir melek yaratmasın. Bu mü'min kabrine girince o, mü'mine verdiği sürur gelir ve "beni tanıdın mı?" der o da: "Sen kimsin?" der. O da şöyle cevap verir: "Ben filana verdiğin sürurum. Ben bugün senin yanlızlığında enîsin olacağım, suallerine yardım edeceğim ve sana o sabit sözü unutturmayacağım, mahşerde seninle beraber olacağım. Rabbına senin için şefaatta bulunacağım ve Cennette de yerini sana göstereceğim." | Ramuz el e-hadis, 387. sayfa, 2. hadis |