| No | Hadis Metni | Kaynak |
| 14036 | Başlarından ve kürek aralarından kan aldırır ve "Kim böyle yaparsa herhangi bir şeyle tedavi görmemesinden ona bir şey zarar vermez buyururlardı. | Ramuz el e-hadis, 552. sayfa, 18. hadis |
| 14038 | Boyundan ve kürek kemiği civarından hacamat olurdu. Ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırlardı. | Ramuz el e-hadis, 553. sayfa, 2. hadis |
| 14064 | Cumadan önce dört, sonra da dört (rek'at) kılardı. onların arasını bir şeyle ayırmazdı. | Ramuz el e-hadis, 554. sayfa, 11. hadis |
| 14084 | Kendisinden bir koku gelmesi ona ağır gelirdi. | Ramuz el e-hadis, 555. sayfa, 15. hadis |
| 14102 | Güneş meyl ettiğinde öğlenin farzından önce, aralarını ayırmadan bir selam ile dört rekat namaz kılar ve "Güneş meyl edince semanın kapıları açılır" buyururdu. | Ramuz el e-hadis, 556. sayfa, 14. hadis |
| 14125 | Taze hurma bulundukça onunla iftar etmek hoşuna giderdi. Taze hurma olmazsa kuru hurma ile orucunu bozardı. Ve bir, üç, beş, yedi olmak üzere tek olarak yerdi. | Ramuz el e-hadis, 558. sayfa, 1. hadis |
| 14197 | Sarıklarının altında ve sarıksız olarak kalansüve giyerler, o olmadan da sarık sararlar, Yemen mamulü takke de giyerlerdi ki, beyaz bir serputşu. Keza harpte kulaklarına kadar o serpuşun uçları inerdi. Çok kere namaz kılarken, kalansüveyi çıkarıp, sütre olarak önlerine koydukları olurdu. Silahına, atına ve eşyasına isim vermek adet-i seniyelerinden idi. | Ramuz el e-hadis, 562. sayfa, 2. hadis |
| 14204 | Cuma günü minberden indiğinde, haceti olan bir kişi ile konuştuktan sonra, mihraba geçip namaz kıldıkları vaki idi. | Ramuz el e-hadis, 562. sayfa, 9. hadis |
| 14206 | Son sözü: "Allah yahudi ve nasarayı helak etsin. onlar Peygamberlerinin kabirlerini mescid ittihaz ettiler. Arab topraklarında iki din kalmasın" demek olmuştur. | Ramuz el e-hadis, 562. sayfa, 11. hadis |
| 14214 | Mü’minlerin emîri Ebû Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.”
| Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1, Îmân 41, Nikâh 5, Menâk bu’l-ensâr 45, tk 6, Eymân ı İ 23, Hiyel 1; Müslim, mâret 155. Ayr ca bk. Ebû Dâvûd, Talâk 11; Tirmizî, İ ı Fezâilü’l-cihâd 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; bni Mâce, Zühd 26 |