Arama Sonuçları kanı kan

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/4649-kani-kan/70

NoHadis MetniKaynak
13366 Kıyamet günü, taleb-i ilmin mürekkebi ile şehidin kanı getirilir ve tartılır. Bu bunun üzerine öteki de ona üstün gelmez.Ramuz el e-hadis, 504. sayfa, 8. hadis
13443 Şehide altı haslet verilir. kanını ilk damlasında bütün günahı affolunur. Cennette yeri gösterilir. Huril 'îyn ile evlendirilir. Büyük korku ve kabir azabından emin kılınır. Kendisine iman hullesi giydirilir.Ramuz el e-hadis, 512. sayfa, 4. hadis
13471 Allah (z.c.hz.) buyurur: "Beni bir gün zikredeni veya bir makamda benden korkanı ateşten çıkarın."Ramuz el e-hadis, 515. sayfa, 1. hadis
13679 Kendilerini sıtma veya ateş bastıklarında bir kırba suyu başlarından döküp yıkanırlardı.Ramuz el e-hadis, 530. sayfa, 4. hadis
13886 Efendimiz (s.a.v)'in bir kılıcı vardı. Kabzası ve kınının ucu gümüş işlemeli idi. Ayrıca gümüşten halkaları vardı, ismine "Zülfikar" denilirdi. Ok ve yayı vardı, ismine "Zessedat" denirdi. Ok mahfazası vardı, ismine "Zelcuma" denirdi. Bakır işlemeli bir zırhı vardı, ona "Zatül fudul" denirdi. Kargısı vardı, "Enneb'âü" denirdi. Kalkanı vardı, "Zagan" denirdi. Al bir atı vardı, adına "Mürtecis" denirdi. Yağız bir atı vardı, ona "Sekıb" denirdi. Bir eğeri vardı, ona "raac" adı verilirdi. Boz bir katırı vardı, ona "Düldül" denirdi. Bir devesi vardı, "Kusva" denilirdi. Bir merkebi vardı, ona "Yafur" denirdi. bir yaygısı vardı, "kez" denilirdi. Bir harbisi vardı ona "Nemr" denirdi. Bir ibriği vardı, ona "Sadr" adı verilirdi. Bir aynası vardı, ona "Midelle" adı verilirdi. Bir makası vardı, ona "Câmi' " denilirdi. Beyaz bir çubuğu vardı, ona da "Memşûk" denilirdi.Ramuz el e-hadis, 544. sayfa, 10. hadis
13983 İnsanın bedeninden ayrılan şu yedi cüz'ün gömülmesini emrederlerdi. Saç, tırnak, kan, adet kanı, diş, pıhtı, çocuk doğduğunda atılması gereken maddeler.Ramuz el e-hadis, 549. sayfa, 17. hadis
14024 Namazda, muhacir ve ensarın, namazın erkanını almaları için kendilerine yakın durmalarından hoşlanırlardı.Ramuz el e-hadis, 552. sayfa, 6. hadis
14182 kanın feveranından hoşlanmazlardı. Ancak üç günden sonra örtü üstünden aileleri ile mübaşeretleri vaki olurdu.Ramuz el e-hadis, 561. sayfa, 5. hadis
14246

. Enes İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hastalığı ağırlaşınca sıkıntıları çoğaldı. Durumu gören Fâtıma radıyallahu anhâ:

Vah babacığım, ne büyük sıkıntın var! dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “(Kızım), bugünden sonra babanın sıkıntısı olmayacak” buyurdu.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem vefat edince, bu defa Fâtıma radıyallahu anhâ:

Allah’ın çağrısına icâbet eden babacığım vah, mekânı Firdevs cenneti olan babacığım vah, kara haberini ancak dostu Cebrail’le paylaşacağımız babacığım vah, diye ağladı.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in defninden sonra da Hz. Fâtıma duygu ve üzüntülerini şöyle dile getirdi:

Resûlullah’ın üzerine (çarçabuk) toprak atmaya eliniz nasıl vardı, gönlünüz nasıl râzı oldu?
Buhârî, Me âzî 83. Ayr ca bk. ibni Mâce, Cenâiz 65
14254

Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, gönderildiği kavim tarafından dövülüp yüzü kanatılan, bir taraftan yüzündeki kanı silen bir taraftan da “Ey Allahım, halkımı bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar” diyen bir peygamberi anlatması hâlâ gözlerimin önündedir.

Buhârî Enbiyâ, 54. Ayrıca bk. Buhârî, Mürteddîn 5; Müslim, Cihâd 104; İbni Mâce, Fiten 23