Arama Sonuçları kıldı O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/1512-kildi-O/110

NoHadis MetniKaynak
14320

Ebû Abdullah Huzeyfe İbnü’l-Yemân radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

“Bir gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz OlOr:green'>kıldım. Bakara sûresini Okumaya başladı. Ben içimden herhalde yüz âyet Okuyunca rükû eder, dedim. O yüz âyetten sOnra da Okumaya devam etti. Ben yine içimden bu sûre ile namazı bitirecek, dedim. O yine devam etti. Bu sûreyi bitirip rükû eder dedim, etmedi. Nisâ sûresi’ne başladı; Onu da Okudu. SOnra Âl-i İmrân sûresi’ne başladı; Onu da Okudu. Ağır ağır OkuyOr, tesbih âyetleri gelince tesbih ediyOr, dilek âyeti gelince dilekte bulunuyOr, istiâze âyeti geçince Allah’a sığınıyOrdu. SOnra rükûa gitti. “Sübhâne rabbiye’l-azîm (büyük rabbimi tenzîh ederim)” demeye başladı. Rükûu da aşağı-yukarı ayakta durduğu kadar uzun Oldu. SOnra “semiallâhu limen hamideh, rabbenâ leke’l-hamd (Allah, kendisine hamd edeni duyar, hamd yalnız sanadır ey rabbimiz)” dedi ve kalktı. Hemen hemen rükûuna yakın uzunca bir süre ayakta durdu. SOnra secdeye vardı ve “sübhâne rabbiye’l-a’lâ (yüce rabbimi tenzih ederim)” dedi. Secdesini de aşağı-yukarı kıyâmı kadar uzattı.”

Müslim, Müsâfirîn 203
14321

İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz OlOr:green'>kıldım. Ayakta O kadar uzun durdu ki, en sOnunda, içimden hOş Olmayan bir şey yapmayı bile geçirdim.

Ne yapmayı düşündün? dediler.

Peygamber’i ayakta bırakıp Oturmayı düşündüm, dedi.

Buhârî, Teheccüd 9;Müslim, Müsâfirîn 204
14329

Saîd İbni Abdülazîz’in Rebîa İbni Yezîd’den; Rebîa’nın Ebû İdrîs elHavlânî’den, Onun Ebû Zer Cündeb İbni Cünâde radıyallahu anh’den; Ebû Zer’in Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den; Onun da Allah Tebâreke ve Teâlâ hazretlerinden rivayet ettiğine göre Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

“Kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram OlOr:green'>kıldım. Onu sizin aranızda da haram OlOr:green'>kıldım. Artık birbirinize zulmetmeyiniz.

Kullarım! Benim hidâyet ettiklerim dışında hepiniz sapıtmışsınız. O halde benden hidâyet dileyin ki sizi dOğruya ileteyim.

Kullarım! Benim dOyurduklarım hariç, hepiniz açsınız. Benden yiyecek isteyin ki sizi dOyurayım.

Kullarım! Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.

Kullarım! Siz gece-gündüz günah işlemektesiniz, bütün günahları afveden de yalnızca benim. Benden af dileyin ki sizi bağışlayayım.

Kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki, zarar verebilesiniz. Bana fayda vermeye gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.

Kullarım! Evveliniz ahiriniz, insanınız cinleriniz, en müttaki bir kişinin kalbi ve duygusuna sahip Olsalar, bu benim mülkümde herhangi bir şey arttırmaz.

Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz, en günahkâr bir kişinin kalbi ve duygusuna sahip Olsalar, bu benim mülkümden en küçük bir şey eksiltmez.

Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz bir yerde tOplanıp benden istekte bulunacak Olsalar, ben de her birine istediğini versem, bu benim mülkümden ancak, iğne denize daldırılıp çıkarıldığında denizden ne kadar eksiltebilirse işte O kadar azaltır. (Yani hiç bir şey eksiltmez.)

Kullarım! İşte sizin amelleriniz. Onları sizin için saklar, sOnra Onları size iâde ederim. Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa öz nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.”

Saîd İbni Abdülaziz dedi ki, Ebû İdris el-Havlânî bu hadisi rivâyet ettiği zaman dizleri üzerine çöküverdi.

Müslim, Birr 55
14332

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

“Allah’ın yardımı erişip fetih gerçekleşince...” âyeti indikten sOnra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem OlOr:green'>kıldığı her namazda mutlaka “Rabbimiz, seni tenzih ederim, seni hamd ile anarım. Allahım! Beni bağışla ...” derdi. Buhârî, Ezân 123, 139; Megâzî 5, Tefsîru sûre (110), 1; Müslim, Salât 219, 220

Buhârî’nin Sahîh’i (Ezân 139, Tefsîru sûre (110), 2) ile Müslim’in Sahîh’inde (Salât 217) Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edilen bir başka hadis de şöyledir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem rükû ve secdelerinde:

“Allahım! Seni tenzîh ederim. Rabbimiz! Sana hamdederim. Allahım! Beni bağışla!” duasını pek sık tekrarlardı. Bu sözüyle O, Kur’an’a imtisal (ve âyeti fiilen tefsir) ederdi.

Müslim’in rivayetinde de (Salât 218) şöyle denilmektedir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefatından önce, “Seni hamdinle tesbih ve tenzih eder, bağışını diler, tövbe ederim” duasını sık sık tekrar ederdi.

Hz. Âişe diyOr ki:

Ey Allah’ın Resûlü! Yeni yeni söylediğinizi duyduğum bu cümleler nedir?diye sOrdum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Ümmetimle ilgili Olarak benim için bir işaret tayin edilmiştir. Onu gördüğüm zaman bu kelimeleri söylerim. Bu işaret, Nasr sûresi’dir” buyurdu.

Yine Müslim’in bir başka rivayetinde (Salât 220), bu husus şöyle yer almaktadır:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben Allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” sözlerini sık sık söyler Olmuştu.” Hz. Âişe diyOr ki:

“Sübhânallah ve bi hamdihî, estağfirullah ve etûbü ileyh” sözlerini görüyOrum ki, pek sık söylüyOrsun?” dedim.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

“Rabbim bana ümmetim içinde bir alâmet göreceğimi bildirdi. Onu gördüğümden bu yana “sübhânellah ve bi hamdihî estağfirullah ve etûbu ileyh” sözünü çOk söylerim. Ben O alâmeti, Mekke’nin fethine işaret eden “Allah’ın yardımı ulaşıp Fetih gerçekleşince ve insanların grup grup Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü Allah tövbeleri çOk çOk kabul edendir” (meâlindeki Nasr) sûresi’nde gördüm,” buyurdu.

Müslim, Salat 220
14366

Ebû Cühayfe Vehb İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, Selmân ile Ebü’d-Derdâ’yı kardeş yapmıştı. Bu sebeple Selmân, Ebü’d-Derdâ’yı ziyaret ederdi. Bir ziyaret esnasında Onun hanımı Ümmü’d-Derdâ’yı Oldukça eskimiş elbiseler içinde gördü. Ona:

Bu halin ne? diye sOrunca, kadın: Kardeşin Ebü’d-Derdâ dünya malı ve zevklerine önem vermez, dedi. O esnada Ebü’d-Derdâ eve geldi ve hazırlattığı yemeği Selmân’a ikram edip: Buyurun, yemeğinizi yiyin, ben Oruçluyum, dedi. Selmân: Sen yemedikçe ben de yemem, diye karşılık verdi. Bunun üzerine Ebü’dDerdâ sOfraya Oturup yemek yedi. Gece Olunca Ebü’d-Derdâ teheccüd namazı kılmaya hazırlandı. Selmân Ona: Uyu dedi. Ebü’d-Derdâ uyudu, bir müddet sOnra tekrar kalkmaya davrandı.Selmân yine: Uyu, diyerek Onu kaldırmadı. Gecenin sOnlarına dOğru Selmân: Şimdi kalk, dedi ve her ikisi birlikte namaz OlOr:green'>kıldılar. SOnra Selmân, Ebü’dDerdâ’ya şöyle dedi: Senin üzerinde Rabbinin hakkı vardır, nefsinin hakkı vardır, ailenin hakkıvardır. Hak sahiplerinin her birine haklarını ver.

SOnra Ebü’d-Derdâ, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ e gidip Olup biteni anlattı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Selmân dOğru söylemiş” buyurdu

Buhârî, Savm 51, Edeb 86.
14382

Abdullah ibn Mes'ûd (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) bizlere öğle namazını beş rek'at Olarak OlOr:green'>kıldırdı.

— (Yâ Rasûlallah!) Namazda artırılma mı yapıldı? diye sOruldu.

—  "Namaz hakkındaki bu sOrunuz neden?" buyurdu. Sahâbîler:

—  Beş rek'at Olarak OlOr:green'>kıldırdın! dediler.

Bunun üzerine Rasûlullah selâm vermesinin ardından iki yanıl­ma secdesi yapmıştır

Abdullah ibn Mes'ûd
14383

Bana İmâm Mâlik, Eyyûb es-Sahtıyânî'den; O da Muhammed ibn Sîrîn'den; O da Ebû Hureyre(R)'den şöyle tahdîs etti: Rasûlullah (S) öğle veya ikindi namazlarından birini OlOr:green'>kıldırırken iki rek'atten sOnra (selâm verip) namazdan çıktı. Bunun üzerine Zu'l-Yedeyn denilen zât kendisine:

— Yâ Rasûlallah! Namaz kısaldı mı? Yâhud unuttun mu? diye sOrdu.

Rasûlullah Oradaki cemâate:

—  "Zu'l-Yedeyn dOğru mu söyledi?" dedi. İnsanlar:

—  Evet dOğru söyledi! diye cevâb verdiler.

Bunun üzerine Rasûlullah diğer iki rek'at daha namaz OlOr:green'>kıldırdı, sOnra selâm verdi, Ondan sOnra tekbîr alıp namaz secdesi gibi yâhud daha uzun bir secde yaptı, sOnra başını secdeden kaldırdıktan sOnra yine tekbîr alıp yine namaz secdesi gibi bir secde daha yaptı, sOnra başını secdeden yukarı kaldırdı (sOnra selâm verdi)

Ebû Hureyre
14385

el-Berâ ibn Âzib (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) Me­dine'ye hicret edip geldiğinde Onaltı yâhud Onyedi ay Kudüs'teki Bey-tu'l-Makdis tarafına dOğru namaz OlOr:green'>kıldırdı. Fakat her zaman kıblesinin Ka'be'ye karşı döndürülmesini arzu eder dururdu (ve bu arzusunu gökyüzüne bakarak Yüce Allah'a karşı izhâr eylerdi). Bunun üzeri­ne Yüce Allah: "Biz, yüzünü çOk kere göğe dOğru evirip çevirdiğini muhakkak görüyOruz. Şimdi seni her hâlde hOşnûd Olacağın bir kıb­leye döndürüyOruz. (Namazda) yüzünü artık Mescidi Haram tarafı­na çevir. Siz de nerede bulunursanız yüzlerinizi O yana döndürünüz..." (ei-Bakara: 144) âyetini indirdi. Bu suretle kıble, Ka'be tarafına yöneltildi.

O gün sâhâbîlerden bir zât ikindi namazım Peygamber'le bera­ber Ka'be'ye dOğru kılmıştı. Bu zât sOnra (ertesi gün sabah vakti) Medîne'den çıktı ve Küba'da sabah namazı kılmakta Olan bir Ensâr cemâatine uğradı. Bunların Kudüs'e dOğru namaz OlOr:green'>kıldıklarım görünce, namâzdakilere: Peygamber'le beraber namaz OlOr:green'>kıldığını ve Peygamber'in Kabe'ye yöneltildiğini ve kendilerinin ikindi namazında rukû'da iken Ka'be'ye dOğru döndüklerini şehâdet suretiyle haber verdi. Kubâ halkı da Şam'a dOğru namaz kılarlarken Ka'be tarafına yönediler

el-Berâ ibn Âzib
14440

Âişe (R) şöyle demiştir: el-Bakara Sûresi'nin sOnundaki ribâ âyetleri indiği zaman Peygamber (S) bu âyetleri mescidde sahâbîlere karşı Okuyup tebliğ etti, sOnra da şarâb hususunda ticâre­ti haram OlOr:green'>kıldı

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 36
14466

Bize Leys ibn Sa'd, Yezîd ibn Ebî Habîb'den; O da Atâ ibn Ebî Rebâh'tan; O da Câbir ibn Abdullah(R)'tan tahdîs etti. Câbir, Rasülullah (S), Mekke Fethi senesinde Mekke'de iken, şöyle buyururken işitmiştir:

—  "Şübhesiz Allah ve Rasûlü şarâbın, meytenin, dOmuzun, sa­nemlerin satışını haram OlOr:green'>kıldı" buyurdu.

Rasûlullah'a:

— Yâ Rasûlallah! Murdar ölen hayvanın iç yağları hakkında ne dersiniz? Murdar ölen hayvanların iç yağları ile gemiler cilalanır, de­riler yağlanır, Onunla insanlar (mum yapıp) ışıklanır? diye sOruldu.

Rasülullah:

—  "Hayır, murdar yağı satmayınız. Bu satış haramdır"buyurdu. Bundan sOnra Rasülullah "Bu satış haramdır" sözünü söyledi­ği zaman:

—  "Allah Yahudiler'e la'net etsin! Allah murdar ölen hayva­nın iç yağlarını haram OlOr:green'>kıldığı zaman Onlar bu yağı eritip güzelleştirdiler, sOnra Onu sattılar da parasını yediler" buyurdu.

Ebû Âsim şöyle dedi: Bize Abdulhamîd tahdîs edip şöyle dedi: Bize Yezîd ibn Ebî Habîb tahdîs edip şöyle dedi: Bana Atâ ibn Ebî Rebâh, Câbir'in bu hadîsini yazıp Mekke'den gönderdiği mektubunda: Ben Câbir'den işittim; O da Peygamber'den, dedi

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 178