Arama Sonuçları en en

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/266-en-en/4920

NoHadis MetniKaynak
14306

Ebû Sirve’a (veya Serve’a) Ukbe İbni Hâris radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir keresinde Medine’de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Resûlullah selâm verip namazı bitirdi ve sür’atle yerinden'>en kalktı, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu telaşından en'>endişe ettiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kısa sürede döndü, ken'>endisinin bu acele davranışından dolayı meraklanmış olduklarını gördü ve şöyle buyurdu:

“Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım da ben'>eni hayırda acele etmekten'>en alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.”

Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-salât 18; Nesâî, Sehv 104 Buhârî’nin bir başka rivayetinde bu ifade şu şekildedir:

“Odada, sadaka (olarak dağıtılacak) bir miktar altın -veya gümüş bırakmıştım. Onun gece evde kalmasını uygun görmedim.” Buhârî, Zekât 20

Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-salât 18; Nesâî, Sehv 104
14307

Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:

Uhud Savaşı’nda bir adam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e:

Eğer öldürülürsem, nerede olurum? diye sordu.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:

“Cen'>ennet’te” cevabını verdi.

Bunun üzerine adam, (yemekte olduğu) elindeki hurmaları fırlatıp attı; harbe daldı ve şehid düşünceye kadar savaştı.

Buhârî, Meğâzî 17; Müslim, İmâre 143. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 31
14308

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve şöyle dedi:

Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

“Güçlü-kuvvetliyken'>en, sıhhatin yerindeyken'>en, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten'>en en'>endişe etmekteyken'>en, daha büyük zen'>engin olmayı düşlerken'>en verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten'>en o mal vârislerden'>en şunun veya bunun olmuştur.”

Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92
14309

en'>enes radıyallahu anh’den'>en rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Uhud Savaşı’nda eline bir kılıç alıp:

“Bunu ben'>enden'>en kim almak ister?” diye sordu.

Mücahidlerin her biri ellerini uzatıp:

“Ben'>en, ben'>en” diye cevap verdiler.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bu defa:

“Hakkını vermek şartıyla onu kim alır?” buyurdu.

Bunun üzerine hemen'>en herkes duraladı; fakat Ebû Dücâne radıyallahu anh:

Hakkını vermek şartıyla ben'>en alıyorum! dedi, aldı ve onunla müşriklerin kellelerini ikiye ayırdı.
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 128
14310

Zübeyr İbni Adî şöyle dedi:

en'>enes İbni Mâlik radıyallahu anh’e gittik ve Haccâc’ın zulmünden'>en şikâyet ettik. en'>enes şöyle dedi:

- “Rabbinize kavuşana kadar sabredin; zira her gelen'>en gün, geçmiş günden'>en daha kötü olacaktır. Ben'>en bunu Peygamberimiz’den'>en duydum.”

Buhârî, Fiten 6
14311

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den'>en rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yedi (en'>engelleyici) şey(gelme)den'>en önce iyi işler yapmakta acele ediniz. Yoksa gerçekten'>en siz, unutturan fakirlik, azdıran zen'>enginlik, (her şeyi) bozup perişan eden'>en hastalık, saçma-sapan konuşturan ihtiyarlık, ansızın geliveren'>en ölüm, gelmesi beklen'>enen'>en şeylerin en'>en şerlisi Deccâl, belâsı en'>en müthiş ve en'>en acı olan kıyametten'>en başka bir şey mi beklediğinizi sanıyorsunuz?”

Tirmizî, Zühd 3
14312

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den'>en rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber Savaşı’nda şöyle buyurdu:

“Bu sancağı, Allah’ı ve Resûlünü seven'>en, Allah’ın fethi ken'>endisine nasip edeceği bir yiğide vereceğim.”

Ömer radıyallahu anh demiştir ki, “Emirliği o günkü kadar hiçbir zaman arzu etmedim. Ben'>eni çağırır ümidiyle Resûlullah’a ken'>endimi göstermeye çalıştım durdum. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali İbni Ebû Tâlib’i çağırdı, sancağı ona teslim etti ve şöyle buyurdu:

“Yürü, Allah fethi müyesser kılıncaya kadar sağa-sola bakınma!”

Ali derhal hareket etti, sonra durdu ve arkasına dönmeden'>en (gözlerini hedeften'>en ayırmadan) seslen'>endi:

Ey Allah’ın elçisi, onlarla ne (yapmaları) için savaşayım?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Onlarla, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet getirmelerine kadar savaş. Bunu yaptıkları an, -dinin yasaklarını çiğnemedikçe- kanlarını ve mallarını sen'>enden'>en korumuş olurlar. Asıl hesapları(nı görmek ise) Allah’a aittir.”
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 33. Ayrıca bk. Buharî, Fezâilü’l-ashâb 9
14313

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den'>en rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi:

“Her kim (ihlâs ile bana kulluk eden'>en) bir dostuma düşmanlık ederse, ben'>en de ona karşı harb ilân ederim. Kulum ken'>endisine farz kıldığım şeylerden'>en, ben'>ence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten'>en işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben'>en onu severim. Kulumu sevince de (âdetâ) ben'>en onun işiten'>en kulağı, gören'>en gözü, tutan eli ve yürüyen'>en ayağı olurum. Ben'>enden'>en her ne isterse, onu mutlaka veririm; bana sığınırsa, onu korurum.”

Buhârî, Rikak 38
14314

en'>enes radıyallahu anh’den'>en rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in Rabbinden'>en rivâyet ettiği bir hadîs-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Kul(um) bana bir karış yaklaştığı zaman, ben'>en ona bir arşın yaklaşırım; o bana bir arşın yaklaşınca ben'>en ona bir kulaç yaklaşırım; o bana yürüyerek geldiği zaman, ben'>en ona koşarak varırım.”

Buhârî, Tevhîd 50. Ayrıca bk. Müslim, Zikir 2, 3, 20-22, Tevbe 1; Tirmizî, Daavât 131; İbni Mâce, Edeb 58
14316

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, gece ayakları şişinceye kadar namazı kılardı. Âişe diyor ki, ken'>endisine:

Niçin böyle yapıyorsun (neden'>en bu kadar meşakkate katlanıyorsun) eyAllah’ın Resûlü? Oysa Allah sen'>enin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlamıştır, dedim. “Şükreden'>en bir kul olmayı istemeyeyim mi?” buyurdu.
Buhârî, Tefsîru sûre (48), 2; Müslim, Münâfikîn 81. Ayrıca bk. Buhârî, Teheccüd 6, Rikak 20; Müslim, Münâfikîn 79-80; Tirmizî, Salât 187; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 17; İbni Mâce, İkâme 200