Arama Sonuçları da O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/28897-da-O/4200

NoHadis MetniKaynak
14242

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Biri diğerini öldüren ve her ikisi de cennete giren iki kişiden Allah Teâlâ hOşnut Olur. BunlarOlOr:green'>dan biri Allah yOlunOlOr:green'>da savaş ederken diğeri tarafınOlOr:green'>dan öldürülür. Katil Olan OlOr:green'>da OlOr:green'>daha sOnra tövbe eder, müslüman Olur, O OlOr:green'>da Allah yOlunOlOr:green'>da savaşırken şehid düşer.”

Buhârî, Cihâd 28; Müslim, mâre 128, 129. Ayr ca bk. Nesâî, Cihâd 38 ibni Mâce, Mukaddime 13
14243

Ebû Mâlik Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile dOldurur. Namaz nurdur; saOlOr:green'>daka burhandır; sabır ziyâdır. Kur’an senin ya lehinde ya OlOr:green'>da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi Onu âzâd kimi de helâk eder.”

Müslim,Tahâret 1. Ayr ca bk.Tirmizî, Daavât 86ı
14244

Ebû Saîd Sa’d İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan nakledildiğine göre, Medineli müslümanlarOlOr:green'>dan bir kısmı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir şeyler istediler. O OlOr:green'>da verdi. SOnra yine istediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, elindekiler bitinceye kaOlOr:green'>dar verdi. Verebileceği şeyler tükenince Onlara şöyle hitab etti:

“YanımOlOr:green'>da bir şeyler Olsaydı, Onları sizden esirgemez, verirdim. Kim dilenmekten çekinir, iffetli OlOr:green'>davranırsa, Allah Onun iffetini arttırır. Kim tOk gözlü Olmak isterse, Allah Onu başkalarına muhtaç Olmaktan kurtarır. Kim de sabretmeye gayret ederse, Allah Ona sabır verir. Hiç bir kimseye, sabırOlOr:green'>dan OlOr:green'>daha hayırlı ve büyük bir lutufta bulunulmamıştır.”

Buhârî, Zekât 50, Rikak 20; Müslim, Zekât 124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 28; Tirmizî, Birr 77; Nesâî, Zekât 85
14245

Ebû Yahyâ Suheyb İbni Sinân radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır:

Sevinecek Olsa, şükreder; bu Onun için hayır Olur. Başına bir belâ gelecek Olsa, sabreder; bu OlOr:green'>da Onun için hayır Olur.”

Müslim, Zühd 64
14246

. Enes İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hastalığı ağırlaşınca sıkıntıları çOğaldı. Durumu gören Fâtıma radıyallahu anhâ:

Vah babacığım, ne büyük sıkıntın var! dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “(Kızım), bugünden sOnra babanın sıkıntısı Olmayacak” buyurdu.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem vefat edince, bu defa Fâtıma radıyallahu anhâ:

Allah’ın çağrısına icâbet eden babacığım vah, mekânı Firdevs cenneti Olan babacığım vah, kara haberini ancak dOstu Cebrail’le paylaşacağımız babacığım vah, diye ağladı.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in defninden sOnra OlOr:green'>da Hz. Fâtıma duygu ve üzüntülerini şöyle dile getirdi:

Resûlullah’ın üzerine (çarçabuk) tOprak atmaya eliniz nasıl vardı, gönlünüz nasıl râzı Oldu?
Buhârî, Me âzî 83. Ayr ca bk. ibni Mâce, Cenâiz 65
14247

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in azadlısı, dOstu ve dOstunun Oğlu Olan Ebû Zeyd Üsâme İbni Zeyd İbni Hârise radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan nakledildiğine göre O şöyle dedi:

Kızı (Zeynep), Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e:

Oğlum ölmek üzeredir, lutfen bize kaOlOr:green'>dar geliniz, diye haber gönderdi.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Alan OlOr:green'>da veren de Allah’tır. O’nun katınOlOr:green'>da her şeyin belli bir vakti vardır. Sabretsin ve ecrini Allah’tan beklesin”, buyurarak kızına selâm gönderdi.

Bunun üzerine Kızı, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e; - Ne Olur, mutlaka gelsin, diye tekrar haber yOlladı.

Bu defa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanınOlOr:green'>da Sa’d İbni Ubâde, Muâz İbni Cebel, Übeyy İbni Kâ’b, Zeyd İbni Sâbit ve başka bazı sahâbîler Olduğu halde kalkıp kızına gitti. ÇOcuğu Hz. Peygamber’e verdiler, kucağına aldı. Yavrucak pek zOr nefes almaktaydı. Resûlullah’ın gözlerinden yaşlar bOşandı.

Durumu gören Sa’d İbni Ubâde:

Ey Allah’ın Resûlü, bu ne haldir? dedi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de: “Bu, Allah’ın, kullarının kalbine kOymuş Olduğu merhamet duygusudur” buyurdu.

Hadisin bir başka rivâyetinde Hz. Peygamber, “Bu, dilediği kullarının kalbine Allah’ın kOyduğu bir rahmettir. Zaten Allah ancak, merhametli kullarına rahmet eder” buyurmuştur.

Buhârî, Cenâiz 33, Müslim, Cenâiz, 9, 11. Ayrıca bk. Buhârî, Eymân 9, Merdâ 9, Tevhîd 25; Ebû Dâvûd, Cenâiz 24, Edeb 58; Nesâî, Cenâiz 22; İbni Mâce, Cenâiz 53
14248

Suheyb (-i Rûmî) radıyallâhü anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sizden önceki ümmetler içinde bir padişah, bir de Onun sihirbazı vardı. Bu sihirbaz yaşlanınca, padişaha:

“Ben yaşlandım, bana genç birini göndersen de Ona sihirbazlığı öğretsem” dedi.

Padişah OlOr:green'>da Ona bir genç gönderdi. Gencin yOlu üzerinde bir rahip bulunmaktaydı. Genç Ona uğradı, yanınOlOr:green'>da Oturdu ve kOnuşmalarını dinledi, beğendi. Sihirbaza her gittiğinde rahibe uğrar ve yanınOlOr:green'>da bir süre kalırdı. Sihirbaz Ona “niçin geç kaldın?” diye kızar ve döğerdi. Delikanlı bu durumu rahibe şikâyet etti. O OlOr:green'>da şöyle dedi:

SihirbazOlOr:green'>dan kOrktuğunOlOr:green'>da, “evdekiler alıkOydular”de; âilenden çekindiğindede “sihirbaz alıkOydu” de.

Genç, durumu böylece iOlOr:green'>dare edip giderken, bir gün yOlOlOr:green'>da insanların gelip geçmesine engel Olan büyük ve yırtıcı bir hayvana rastladı ve kendi kendine “Sihirbazın mı yOksa râhibin mi OlOr:green'>daha üstün Olduğunu işte şimdi öğreneceğim” diyerek bir taş aldı ve “Ey Allahım, rahibin yaptıklarını sihirbazın yaptıklarınOlOr:green'>dan OlOr:green'>daha çOk seviyOrsan, şu hayvanı öldür ki insanlar yOllarına devam etsinler” dedi ve taşı hayvana dOğru fırlatıp Onu öldürdü. Halk OlOr:green'>da geçip gitti. OlOr:green'>daha sOnra delikanlı râhibe gelip Olayı anlattı. Râhip Ona:

Delikanlı! Şimdi artık sen benden OlOr:green'>daha üstünsün. Zira, sen bu gördüğüm mertebeye erişmişsin. Öyle sanıyOrum ki, sen yakınOlOr:green'>da bir belâya uğratılacaksın. Böyle bir şey Olursa, sakın benim bulunduğum yeri kimseye gösterme! dedi.

Delikanlı, körleri, alaca hastalığına tutulmuş Olanları kurtarır ve diğer hastalıkları OlOr:green'>da tedâvî ederdi. Padişahın O sıralarOlOr:green'>da kör Olmuş bir yakını bunu duydu, değerli hediyelerle birlikte delikanlıya gitti ve:

Eğer beni tedâvî edersen, bütün bunlar senin Olacak dedi.

Delikanlı:

Ben kendiliğimden kimseye şifâ veremem. Şifayı ancak Allah Teâlâ verir.Eğer sen Yüce Allah’a inanırsan, ben Ona dua ederim, O OlOr:green'>da (dilerse) sana şifa verir, dedi.

AOlOr:green'>dam iman etti. Allah Teâlâ OlOr:green'>da Ona şifa verdi. AOlOr:green'>dam eskiden Olduğu gibi padişahın yanına gelip meclisteki yerini aldı.

Padişah:

Senin gözünü kim iyi etti? diye sOrdu. O OlOr:green'>da: Rabbim, dedi.

Bu defa Padişah:

Senin benden başka rabbin mi var? diye gürledi.

AOlOr:green'>dam:

Benim de senin de rabbin Allah Teâlâ’dır, dedi.

Bunun üzerine sinirlenen padişah aOlOr:green'>damı tutuklattı ve gencin yerini gösterinceye kaOlOr:green'>dar Ona işkence ettirdi. SOnuçta aOlOr:green'>dam gencin yerini söyledi. Delikanlı getirildi. Padişah Ona:

Delikanlı, demek senin sihirbazlığın körleri ve alacaları iyi edecek dereceye ulaşmış. Duydum ki sen epeyce işler yapıyOrmuşsun, öyle mi? diye sOrdu.

Delikanlı:

Hayır, ben kimseye şifa veremem. Şifa veren Allah Teâlâ’dır dedi.

Padişah delikanlıyı tutuklattı ve rahibin yerini gösterinceye kaOlOr:green'>dar Ona işkence ettirdi. Neticede râhip getirildi ve kendisine “dininden dön!” denildi. Râhip bu teklife yanaşmadı. Bunun üzerine padişah bir testere getirtip başının tam OrtasınOlOr:green'>dan rahibi ikiye biçtirdi. Rahibin parçalarının her biri bir yana düştü. SOnra Padişahın aOlOr:green'>damı getirildi Ona OlOr:green'>da “dininden dön!” denildi. Ancak O OlOr:green'>da kabul etmedi. Padişah Onu OlOr:green'>da parçalarının her biri bir tarafa düşünceye kaOlOr:green'>dar testere ile başının OrtasınOlOr:green'>dan ikiye biçtirdi. OlOr:green'>daha sOnra delikanlı getirildi ve “dininden dön (yOksa öleceksin)” diye tehdid edildi, fakat delikanlı direndi. Padişah delikanlıyı aOlOr:green'>damlarınOlOr:green'>dan bir gruba teslim etti ve Onlara şu tâlimatı verdi:

Bunu şu OlOr:green'>dağın tepesine çıkarın, dininden dönerse ne âlâ, değilse, aşağıya yuvarlayın gitsin.

Delikanlıyı götürdüler, OlOr:green'>dağın tepesine çıkardılar.

Delikanlı:

“Allahım, beni bunların elinden nasıl dilersen öylece kurtar!” diye dua etti. Bunun üzerine OlOr:green'>dağ sarsıldı ve Onlar aşağı yuvarlandılar. Delikanlı sapasağlam yürüyerek padişahın yanına döndü. Padişah Ona:

YanınOlOr:green'>dakiler ne Oldu? dedi.

Delikanlı OlOr:green'>da :

Allah beni Onların elinden kurtardı, dedi.

Bunun üzerine padişah, delikanlıyı aOlOr:green'>damlarınOlOr:green'>dan bir başka gruba teslim etti ve:

Bunu Kurkur denilen bir gemiye bindirip denizin Ortasına götürün. Dininden dönerse ne âlâ, değilse, denize atın gitsin, dedi.

Delikanlıyı alıp götürdüler. O:

“Allahım, beni bunların elinden dilediğin şekilde kurtar!” diye dua etti.

Gemi içindekilerle beraber ala-bOra Oldu, hepsi bOğuldu. Delikanlı sağ-sâlim padişahın yanına döndü.

Padişah Onu görünce:

YanınOlOr:green'>dakiler ne Oldu? diye sOrdu.

Delikanlı OlOr:green'>da:

Allah beni Onların elinden kurtardı, dedi ve ilâve etti: Benim sana söyleyeceklerimi yapmadıkça beni öldüremezsin.

Padişah:

Neymiş Onlar? dedi.

Delikanlı :

Halkı geniş bir meyOlOr:green'>danOlOr:green'>da tOpla. Beni de bir hurma kütüğüne bağla.OkOlOr:green'>danlığımOlOr:green'>dan bir Ok al, yayın tam Ortasına kOy. SOnra OlOr:green'>da “Delikanlının rabbinin adıyla de ve at. İşte ancak bunu yaparsan beni öldürebilirsin” dedi.

Padişah halkı geniş bir meyOlOr:green'>danOlOr:green'>da tOpladı. Delikanlıyı hurma kütüğüne bağladı. SOnra delikanlının saOlOr:green'>dağınOlOr:green'>dan bir Ok aldı, yayına yerleştirdi. “Delikanlının rabbi Olan Allah adıyla” deyip Oku fırlattı. Ok, delikanlının şakağına isabet etti. Delikanlı elini şakağına kOydu ve Oracıkta öldü.

Bunun üzerine halk:

Biz, delikanlının rabbine iman ettik, dediler.

OlOr:green'>daha sOnra durumu padişaha ileterek:

Gördün mü çekindiğin şey nihâyet başına geldi; halk iman etti, dediler.

Bunun üzerine padişah, sOkak başlarına büyük hendekler kazılmasını emretti. Hendekler ateşle dOldurulmuştu.

Padişah:

Bu yeni dinden dönmeyen herkesi, zOrla ateşe atın, (yahut “Onları ateşe girmeye zOrlayın”) dedi.

Emri yerine getirdiler. En sOnunOlOr:green'>da kucağınOlOr:green'>da çOcuğu ile bir kadın geldi, bir ara ateşe girmemek ister gibi yaptı, sendeledi. ÇOcuk:

“Anneciğim, sık dişini, sabret, çünkü sen hak din üzeresin!” de(mek suretiyle annesini cesaretlendir)di.

Müslim, Zühd 73
14249

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, (çOcuğunun) mezarı başınOlOr:green'>da (bağıra-çağıra) ağlayan bir kadının yanınOlOr:green'>dan geçti.

Ona:

“Allah’OlOr:green'>dan kOrk ve sabret!” buyurdu.

Kadın:

Çek git başımOlOr:green'>dan; zira benim başıma gelen felâket, senin başına gelmemiştir, dedi.

Kadın Hz. Peygamber’i tanıyamamıştı. Kendisine, Onun Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Olduğunu söylediler. Bunu duyar duymaz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kapısına kOştu, OraOlOr:green'>da kapıcılar yOktu. (Özür beyân etmek üzere Hz. Peygamber’e):

Sizi tanıyamadım, dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:

“Sabır dediğin, felâketle karşılaştığın ilk anOlOr:green'>da OlOr:green'>dayanmaktır” buyurdu.
Buhârî, Cenâiz 32, 43; Ahkâm 11; Müslim, Cenâiz l4-l5. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 23; Tirmizî, Cenâiz 13; Nesâî, Cenâiz 22
14250

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ şöyle buyurdu demiştir.

“ DünyaOlOr:green'>da sevdiği bir dOstunu aldığım zaman, (sabredip) ecrini Allah’tan bekleyen mü’min kulumun katımOlOr:green'>daki karşılığı cennettir.”

Buhârî, Rikak 6
14251

Âişe radıyallahu anhâ’OlOr:green'>dan rivâyet edildiğine göre, kendisi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tâun hastalığını sOrmuş, O OlOr:green'>da şöyle buyurmuştur:

“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı. Allah Onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse Onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir.”

Buhârî, T b 31; Ayr ca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92