Arama Sonuçları Bu iş

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/956-Bu-is/1490

NoHadis MetniKaynak
14409

Nu'mân ibnu Beşîr (R) şöyle demtir: Peygamber (S) şöyle Buyurdu: "Halâl olan şeyler bellidir. Haram olanlar da belli­dir. Fakat halâl ile haram arasında bir takım şübheli şeyler vardır. Her kim kendisince günâh olması sezilen bir şeyi terk ederse o, harâmlığı apaçık olan şeyi daha çok terkedici olmuştur. Her kim gü­nâh olması şübheli olan şeye cür'et ederse, Bu da harâmlığı apaçık olan şeylere dalmağa yaklaşmıştır. Ma'siyetler (haramlar) Allah'ın korusudur. Her kim sürüsünü korunmuş arazî etrafında otlatırsa, o koruluğa düşmesi yakın olur"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 5
14410

Ukbetu'bnu'l-Hâris(R)'ten (şöyle demtir): Siyah bir ka­dın geldi de, Ukbe'yi ve Ukbe'nin evlendiği kadını emzirdiğini iddia etti. Akabinde Ukbe Bu emzirilmeyi Peygamber'e zikretti. Peygam­ber Ukbe'den yüz çevirip tebessüm ederek: "(Senin, evlendiğin kadınla süt kardeşi Bulunduğun) söylenm olduğu hâlde (onunla temasın) nasıl olur?!" Buyurdu. Ukbe'nin nikâhı altında Ebû îhâb ibn Azîze't-Temîmî'nin kızı (Guneyye) vardı

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 6
14411

Âe (R) şöyle demtir; Utbe ibnu Ebî Vakkas, karde­şi Sa'd ibnu Ebî Vakkas'a vasiyet edip:

— Zem'a'nın cariyesinin oğlu (Abdurrahmân), benim sulbümdendir, Bu çocuğu al, demtir.

Âe dedi ki: Mekke'nin fethi yılı olup Mekke'ye varıldığında, Sa'd ibnu Ebî Vakkas Bu çocuğu yakaladı ve:

Bu, kardeşim Utbe'nin oğludur. Bunun nesebinin kendisine katılması hususunda bana vasiyet etmtir, dedi.

Bunun zerine Abd ibnu Zem'a ayaklanıp:

Bu, benim kardeşimdir; babamın cariyesinin oğludur, baba­mın döşeği üstünde doğmuştur, dedi.

Her iki taraf Bu niza' ve husûmetlerini Peygamber'e sevk ettiler. Sa'd ibn Ebî Vakkas:

— Yâ Rasûlailah! Bu çocuk, kardeşim Utbe'nin oğludur. Nese­binin kendisine katılması hususunda bana vasiyette Bulunmuştu, dedi.

Abd ibnu Zem'a da:

Bu, benim kardeşimdir; babamın cariyesinin oğludur, baba­mın döşeği üstünde doğmuştur, dedi.

Rasûlullah (S):

—  "Yâ Abd ibne Zem'a! Bu (Abdurrahmân), senin (kardeşin)dir" Buyurdu.

Sonra da:

—  "Çocuk döşek sahibinindir. Zina eden erkeğe de mahrumi­yet düşer" dedi.

Sonra Peygamber husûmet sebebi olan Bu çocuğun sîmâca Utbe'ye benzediğini görerek eşi Şevde bintu Zem'a'ya hitaben:

—   "Ey Sevde! Bundan sonra sen de Bu Abdurrahmân'dan perdelen" Buyurdu.

Artık Bundan sonra Bu Abdurrahmân, Sevde Allah'a kavuşun­caya kadar, Sevde'yi açık olarak görmemtir

 
Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 7
14412

Adiyy ibn Hatim (R) şöyle demtir: Ben Peygambere mı'râd(avın)dan sordum. Peygamber (S):

—  "Mı'râd sivri tarafıyla isabet ettiği zaman o avı ye. Enli tara­fıyla isabet ettiği ve öldürdüğü zaman, artık o av hayvanını yeme. Çünkü okun enli tarafıyle vurulan hayvan vaktzedir (sopa ile vurul­muş olup, haramdır)" Buyurdu.

Ben Bu sefer:

—Yâ Rasûlallah! Ben av köpeğimi Bismillah diyerek salıyorum. Akabinde avın üzerinde onun beraberinde üstüne Besmele çekmedi­ğim başka bir köpek Buluyorum ve o avı Bu iki köpekten hangisinin yakaladığını bilemiyorum? dedim.

Rasûlullah:

—  "Sen o avı yeme! Çünkü sen ancak kendi köpeğin üzerine Bismillah dedin, diğer köpek üzerine Bismillah demedin!" Buyurdu

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 8
14413

Enes ibn Mâlik (R) şöyle demtir: Peygamber (S) bir keresînde yerde düşürülmüş bir hurmaya tesadüf etti de: "Şu hur­manın sadaka malından olmadığını bileydim, muhakkak onu yerdim" Buyurdu.

Ve Hemmâm, Ebû Hureyre'den; o da Peygamberden söyledi ki, Peygamber (S): "Bâzı defa gece ailemin yanma yatmağa geldi­ğimde yatağımın üstüne düşmüş bir hurma Bulurum, yemek üzere ağzıma götürürüm de, sonra sadaka malı olmasından korkarak elimden bırakırım. Onun sadaka hurması olmadığını yakînen bilseydim mu­hakkak yerdim" Buyurmuştur

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 9
14415

Âe(R)'den (şöyle demtir): Bir topluluk:

— Yâ Rasûlallah! Bir kavim bize et getiriyor. Onların Bu hay­vanları keserken üzerlerine Allah ismini söyleyip söylemediklerini bi­lemiyoruz? dediler. Rasûlullah (S):- "Bu et üzerine sizler Bismillah deyin ve onu yiyin" Buyurdu

 
Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 11
14416

Câbir ibn Abdullah (R) şöyle demtir: Biz (bir defa) Peygamber (S) ile birlikte cuma namazı kılarken Şam'dan yiyecek yüklü bir kervan geldi. Cemâat birer birer kervan kafilesine doğru yönelip oniki ki kalıncaya kadar hep dağıldılar. İşte Bu­nun üzerine şu âyet indi:

"Onlar bir ticâret yâhut bir oyun, bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar, seni ayakta bıraktılar. Deki: Allah nezdindeki (sevâb mü'minler için) eğlenceden de, ticâretten de hayırlıdır. Allah rızk verenlerin en hayırlısıdır" (ei-cumua: ıi)

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 12
14417

Ebû Hureyre(R)'den (şöyle demtir): Peygamber (S):

"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o devirde ki ele geçir­diği malı halâldan mı, yoksa haramdan mı kazandığına hiç aldırmaz" Buyurmuştur

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 13
14418

EBu'l-Minhâl şöyle dedi: Ben sarraflıkta ticâret yapar­dım. Zeyd ibn Erkam'a sordum. O: Peygamber (S) şöyle Buyurdu... dedi.

H îbn Cureyc şöyle dedi:Bana Amr ibnu Dînâr ile Âmir ibnu Mıs'ab haber verdiler. Bu ikisi EBu'l-Minhâl'den şöyle derken itmlerdir: Ben el-Berâ ibn Âzib'e ve Zeyd ibn Erkam'a sarraflıktan sordum. İkisi de şöyle dediler:Biz Rasûlullah zamanında iki tacir idik. Rasûlullah'a sarraflıktan sorduk. Rasûlullah (S): "(Bir mecliste) bir elden bir ele verilir alınırsa be's yoktur. Eğer va'de ile olursa sahîh olmaz" Buyurdu.

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 14
14419

Bize İbnu Cureyc haber verip şöyle dedi: Bana Atâ ibn Ebî Rebâh Ubeyd ibnu Umeyr'den şöyle haber verdi: Ebû Mûsâ el-Eş'ârî, Umer ibnu'l-Hattâb'ın yanına girmek için izin istedi de ona izin verilmedi. Ve Umer o sırada meşgûliyetli olsa gerekti. Bunun üze­rine Ebû Mûsâ geri döndü. Umer meşguliyetten kurtulunca (Ebû Mûsâ'yı kasdederek):

— Ben Abdullah ibn Kays'ın sesini itmedim mi? Ona izin veri­niz de gelsin, dem.

Fakat:

—  Ebû Mûsâ gitti, denilm.

Umer Ebû Musa'yı çağırtıp dönüşünün sebebim sorunca, o:

—  Biz Bununla (yânı izin verilmeyen, kapıdan dönmekle) emrolunuyorduk, dedi.

Bunun üzerine Umer:

— Rasûlullah'ın böyle emrettiğine dâir beyyine getireceksin! dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsâ, Ensâr meclisine gitti de, onlardan Bu emri bileni istedi. Ensâr:

Bu mes'ele üzerine sana büyüklerimizin şâhidliğine ihtiyâç yok; Bunu en küçüğümüz (meselâ) Ebû Saîd Hudrî (bile bilir) muhakkak şehâdet eder, dediler.

Akabinde Ebû Mûsâ, Ebû Saîd Hudrî'yi Umer'e götürdü (o da Peygamber'in emrini anlattı). Umer:

— Rasûlullah'ın emrinden Bu geri dönme mes'elesi-bana kapalı mı kaldı? (Öyle ya) çarşılara, pazarlara çıkıp alışver etmek beni alı­koymuş, rneşgûl etmtir, dedi

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 15