Arama Sonuçları Bu iş

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/956-Bu-is/1510

NoHadis MetniKaynak
14431

ez-Zubeyr ibnu'l-Avvâm (R) şöyle demtir: Peygam­ber (S): "Yemîn ederim ki, sizden birinizin iplerini alması, insanlar­dan istemesinden elbette daha hayırlıdır" Buyurdu

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 27
14433

Huzeyfe (R) şöyle demtir: Peygamber (S) şöyle Bu­yurdu: "Sizden evvelki milletlerden müsamahalı bir kinin ruhunu melekler karşıladılar ve:

— (Dünyâda iken) hayır nev'inden birşey ledin mi? diye sor­dular.

Bu ki:

—  Ben hizmetçilerime: (Borçlu olan) fakire mühlet veriniz ve müsamaha ediniz, diye emreder idim, dedim.

Bunun üzerine melekler de ona müsamaha eylediler" Buyurdu

Ve Ebû Mâlik, Rıb'î'den rivayetinde: "Ben zengine karşı kolay­laştırır, fakire de mühlet verirdim' tarzında söylemtir

Bu hadîsi Abdulmelik'ten; o da Rıb'î'den rivayet etmekte Ebû Mâlik'e Şu'be ibnu'l-Haccâc mutâbaat etmtir

Ve Ebû Avâne, Abdulmelik'ten; o da Rıb'î'den rivayetinde: "Ben (borçlu olan) zengine mühlet verir, fakirden de vazgeçerdim" şeklin­de söyledi

Ve Nuaym ibnu Ebî Hind, Rıb'î'den rivayetinde: "Ben zengin­den kaBul eder, fakirden de müsamaha ederdim" şeklinde söylem­tir

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 29
14434

Ebû Hureyre(R)'den; Peygamber (S) şöyle Buyurdu: "Bir tacir vardı. İnsanlara borç verir dururdu. Borçluyu fakır gör­düğü zaman hizmetçilerine hitaben: Buna müsamaha gösteriniz; Al­lah'ın da bizlere müsamaha etmesi ümid edilir, derdi. îşte Bu huyundan dolayı Allah o taciri müsamaha ve affeylemtir"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 30
14435

Hakîm ibn Hızâm (R) şöyle demtir: Rasûlullah (S) şöyle Buyurdu: "Alışver eden iki ki (yânî satıcı ile satın alıcı) bir­birlerinden ayrılmadıkları müddetçe -yâhud: Ayrılıncaya kadar, dedi-muhayyerliğe sâhibdirler. Bunlardan herbiri dürüst ve doğru söyler ve (mala, semene âid hususları) birbirlerine beyân ederlerse, Bu alış­verlerinde kendilerine bereket ihsan olunur. Eğer iki taraf (mal ve bedelin ayıbını) gizlerler ve yalan söylerlerse, Bu alışverlerinin be­reketi giderilir"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 31
14436

Ebû Saîd (R) şöyle demtir: Bize çeşitli nevi'lerden ka­rışık olan hurma yığınından rızk verilirdi. Biz de onun iki sâ'ını bir sâ' hurmaya satardık. Peygamber (S) bize- "İki sâ' hurmayı bir sâ'a; iki dirhemi de bir dirheme satmayınız" Buyurdu

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 32
14437

Ebû Mes'ûd el-Ensârî (R) şöyle demtir: Ensâr'dan Ebû Şuayb diye künyelenen bir adam geldi ve kasâb olan bir kölesine: Bana beş kiye yetecek bir yemek yap. Çünkü ben Peygamber'i beş kinin beşincisi olarak da'vet etmek istiyorum. Zira ben Peygamber'in yüzünde açlığı tanıdım, dedi. Nihayet o zât onları da'vet etti. Da'vetli olan toplulukla beraber bir adam da geldi. Ebû Şuayb'ın evine vardığında Peygamber (S): "Şu zât bize tâbi' olup gelmtir. Ona izin vermek istersen izin ver (girsin); gen dönmesini istersen geri dönsün!" Buyurdu. Ebû Şuayb: Hayır (geri dönmeyecek), fakat ben ona izin verdim, dedi

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 33
14438

Hakîm ibn Hızâm(R)'dan: Peygamber (S) şöyle Buyur­du: "Satıcı ile satın alıcı birbirlerinden ayrılmadıkları müddetçe - yâhud şöyle dedi: Ayrılıncaya kadar - muhayyerliktedirler. Bunlardan herbiri doğru söyleyip (metâ'a ve bedele âid hususları) birbirine be­yân ederlerse, Bu alışverlerinde kendilerine bereket ihsan olunur.

Eğer iki taraf (mal ve semenin ayıbını) gizler de yalan söylerlerse, alış­verlerin bereketi giderilir"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 34
14439

Ebû Hureyre(R)'den: Peygamber (S) şöyle Buyurdu: "Muhakkak insanlara Öyle bir zaman gelecek ki, o vakit ki eline geçirdiği malı halâldan mı, yoksa haramdan mı kazandığını düşünmeye­cektir"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 35
14440

Âe (R) şöyle demtir: el-Bakara Sûresi'nin sonundaki ribâ âyetleri indiği zaman Peygamber (S) Bu âyetleri mescidde sahâbîlere karşı okuyup tebliğ etti, sonra da şarâb hususunda ticâre­ti haram kıldı

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 36
14441

Semure ibnu Cundeb (R) şöyle demtir: Peygamber (S) şöyle Buyurdu: "Ben Bu gece ru'yâmda iki ki gördüm; onlar bana geldiler, müteakiben onlar beni düz bir yere çıkardılar. Birlikte yürüdük, nihayet kandan bir nehir üzerine geldik. O nehir içinde dikelm bir adam vardı. Nehrin kıyısında da bir adam vardı. Önünde bir takım taşlar vardı. Nehirdeki adam yüzerek sahile doğru gelip çıkmak isteyince, sahildeki adam onun çenesine bir taş atıyor, nehirdekini eski yerine döndürüyordu. Çıkmak için sahile doğru gelmeye her teşeb­büs ettikçe, sahildeki hemen onun çenesine bir taş fırlatıyor, o da es­ki yerine dönüyordu. Ben o iki meleğe:

Bu nedir? dedim.

Meleklerden biri: . 

— O nehirde gördüğün kimse ribâ yiyendir, dedi"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 37