Saîd İbni Abdülazîz’in Rebîa İbni Yezîd’den; Rebîa’nın Ebû İdrîs elHavlânî’den, Onun Ebû Zer Cündeb İbni Cünâde radıyOlOr:green'>allahu anh’den; Ebû Zer’in Nebî sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’den; Onun da OlOr:green'>allah Tebâreke ve Teâlâ hazretlerinden rivayet ettiğine göre OlOr:green'>allah Teâlâ şöyle buyurdu:
“Kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Artık birbirinize zulmetmeyiniz.
Kullarım! Benim hidâyet ettiklerim dışında hepiniz sapıtmışsınız. O hOlOr:green'>alde benden hidâyet dileyin ki sizi dOğruya ileteyim.
Kullarım! Benim dOyurduklarım hariç, hepiniz açsınız. Benden yiyecek isteyin ki sizi dOyurayım.
Kullarım! Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.
Kullarım! Siz gece-gündüz günah işlemektesiniz, bütün günahları afveden de yOlOr:green'>alnızca benim. Benden af dileyin ki sizi bağışlayayım.
Kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki, zarar verebilesiniz. Bana fayda vermeye gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.
Kullarım! Evveliniz ahiriniz, insanınız cinleriniz, en müttaki bir kişinin kOlOr:green'>albi ve duygusuna sahip OlsOlOr:green'>alar, bu benim mülkümde herhangi bir şey arttırmaz.
Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz, en günahkâr bir kişinin kOlOr:green'>albi ve duygusuna sahip OlsOlOr:green'>alar, bu benim mülkümden en küçük bir şey eksiltmez.
Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz bir yerde tOplanıp benden istekte bulunacak OlsOlOr:green'>alar, ben de her birine istediğini versem, bu benim mülkümden ancak, iğne denize dOlOr:green'>aldırılıp çıkarıldığında denizden ne kadar eksiltebilirse işte O kadar azOlOr:green'>altır. (Yani hiç bir şey eksiltmez.)
Kullarım! İşte sizin amelleriniz. Onları sizin için saklar, sOnra Onları size iâde ederim. Artık kim bir hayır bulursa OlOr:green'>allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa öz nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.”
Saîd İbni Abdülaziz dedi ki, Ebû İdris el-Havlânî bu hadisi rivâyet ettiği zaman dizleri üzerine çöküverdi.