Arama Sonuçları al O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/12726-al-O/4200

NoHadis MetniKaynak
14324

Resûlullah’ın hizmetkârı ve Ehl-i suffe’den Olan Ebû Firâs Rebîa İbni Ka’b el-Eslemî radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

“Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem ile birlikte gecelerdim. Abdest suyunu ve öteki ihtiyaçlarını Ona getirirdim. Buna karşılık bir keresinde bana:

“Dile (benden ne dilersen)” buyurdu. Ben: Cennette seninle beraber Olmayı isterim, dedim. Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem: “Başka bir şey istemez misin?” buyurdu. Ben: Benim dileğim bundan ibarettir, dedim. Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem: “Öyleyse çOk namaz kılıp secde ederek, kendin için bana yardımcı Ol!” buyurdu.
Müslim, Salât 226. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu’ 22; Nesâî, Tatbîk 79
14325

Ebû Abdullah (veya Ebû Abdurrahman) Sevbân radıyOlOr:green'>allahu anh’den -ki kendisi Resûlullah’ın azadlı kölesidir- rivayet edildiğine göre O “Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim” demiştir:

“ÇOk secde etmeye bak! Zira senin OlOr:green'>allah için yaptığın her secde karşılığında OlOr:green'>allah seni bir derece yükseltir ve bir hatânı siler.”

Müslim, Salât 225. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu’ 22; Tirmizî, Salât 169; Nesâî, Tatbîk 80, 89
14326

Ebû Safvân Abdullah İbni Büsr el-Eslemî radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İnsanların en kârlısı, ömrü uzun, ameli güzel Olandır.”

Tirmizî, Zühd 21, 22
14327

Enes radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

Amcam Enes İbni Nadr radıyOlOr:green'>allahu anh Bedir Savaşı’na katılmamıştı. Bu Ona çOk ağır geldi. Bu sebeple:

“Ey OlOr:green'>allah’ın Resûlü! Müşriklerle yaptığın ilk savaşta bulunamadım. Eğer OlOr:green'>allah Teâlâ müşriklerle yapılacak bir savaşta beni bulundurursa, neler yapacağımı elbette OlOr:green'>allah Teâlâ görecektir” dedi.

SOnra Uhud Savaşı’nda müslüman safları dağılınca, -arkadaşlarını kastederek- “Rabbim, bunların yaptıklarından dOlayı özür beyan ederim” dedi. Müşrikleri kastederek de “Bunların yaptıklarından da uzak Olduğumu sana arzederim” deyip ilerledi. Sa’d İbni Muâz ile karşılaştı ve:

Ey Sa’d! istediğim cennettir. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, Uhud’un eteklerinden beri hep O cennetin kOkusunu OlOr:green'>alıyOrum, dedi. Sa’d (Olayı anlatırken) “Ben Onun yaptığını yapamadım, ya ResûlOlOr:green'>allah” dedi.

Enes radıyOlOr:green'>allahu anh devamla şöyle dedi:

Amcamı şehid edilmiş Olarak bulduk. Vücudunda seksenden fazla kılıç, süngü ve Ok yarası vardı. Müşrikler müsle yapmış, uzuvlarını kesmişlerdi. Bu sebeple Onu kimse tanıyamadı. Sadece kızkardeşi parmak uçlarından tanıdı.

Enes dedi ki, biz şu âyetin amcam ve amcam gibiler hakkında inmiş Olduğunu düşünmekteyiz:

“Mü’minler içinde öyle yiğit erkekler vardır ki, OlOr:green'>allah’a verdikleri sözlerinde durdular. Onlardan kimi ahdini yerine getirdi (çarpıştı, şehid düştü), kimi de sırasını bekliyOr. Bunlar aslâ sözlerini değiştirmemişlerdir” [Ahzâb sûresi (33), 23]

Buhârî, Cihâd 12; Müslim, İmâre 148
14328

Ebû Mes’ûd Ukbe İbni Amr el-Ensârî el-Bedrî radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

Sadaka âyeti inince, biz sırtımızla yük taşıyarak, (hammOlOr:green'>allık yaparak) sadaka vermeye başladık. Derken bir adam geldi çOkca sadaka verdi. Münâfıklar, “Gösteriş yapıyOr” dediler. Bir başkası geldi, bir ölçek hurma getirdi. Yine münâfıklar, “OlOr:green'>allah’ın, bunun bir ölçek hurmasına ihtiyacı yOktur” dediler. Bunun üzerine, “SadakOlOr:green'>alar hususunda gönülden veren mü’minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla OlOr:green'>alay edenler yOk mu, OlOr:green'>allah Onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acı bir azab vardır”

[Tevbe sûresi (9), 79] âyeti indi. Buhârî, Zekât 10; Müslim, Zekât 72
14329

Saîd İbni Abdülazîz’in Rebîa İbni Yezîd’den; Rebîa’nın Ebû İdrîs elHavlânî’den, Onun Ebû Zer Cündeb İbni Cünâde radıyOlOr:green'>allahu anh’den; Ebû Zer’in Nebî sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’den; Onun da OlOr:green'>allah Tebâreke ve Teâlâ hazretlerinden rivayet ettiğine göre OlOr:green'>allah Teâlâ şöyle buyurdu:

“Kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Artık birbirinize zulmetmeyiniz.

Kullarım! Benim hidâyet ettiklerim dışında hepiniz sapıtmışsınız. O hOlOr:green'>alde benden hidâyet dileyin ki sizi dOğruya ileteyim.

Kullarım! Benim dOyurduklarım hariç, hepiniz açsınız. Benden yiyecek isteyin ki sizi dOyurayım.

Kullarım! Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.

Kullarım! Siz gece-gündüz günah işlemektesiniz, bütün günahları afveden de yOlOr:green'>alnızca benim. Benden af dileyin ki sizi bağışlayayım.

Kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki, zarar verebilesiniz. Bana fayda vermeye gücünüz yetmez ki, fayda veresiniz.

Kullarım! Evveliniz ahiriniz, insanınız cinleriniz, en müttaki bir kişinin kOlOr:green'>albi ve duygusuna sahip OlsOlOr:green'>alar, bu benim mülkümde herhangi bir şey arttırmaz.

Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz, en günahkâr bir kişinin kOlOr:green'>albi ve duygusuna sahip OlsOlOr:green'>alar, bu benim mülkümden en küçük bir şey eksiltmez.

Kullarım! Evveliniz âhiriniz, insanınız cinleriniz bir yerde tOplanıp benden istekte bulunacak OlsOlOr:green'>alar, ben de her birine istediğini versem, bu benim mülkümden ancak, iğne denize dOlOr:green'>aldırılıp çıkarıldığında denizden ne kadar eksiltebilirse işte O kadar azOlOr:green'>altır. (Yani hiç bir şey eksiltmez.)

Kullarım! İşte sizin amelleriniz. Onları sizin için saklar, sOnra Onları size iâde ederim. Artık kim bir hayır bulursa OlOr:green'>allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa öz nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.”

Saîd İbni Abdülaziz dedi ki, Ebû İdris el-Havlânî bu hadisi rivâyet ettiği zaman dizleri üzerine çöküverdi.

Müslim, Birr 55
14330

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

OlOr:green'>allah, OlOr:green'>altmış yıl ömür verdiği kişinin mazeret gösterme imkânını Ortadan kOlOr:green'>aldırmıştır.”

Buhârî, Rikak 5
14331

İbni Abbas radıyOlOr:green'>allahu anhümâ şöyle dedi:

Ömer radıyOlOr:green'>allahu anh Bedir Harbine iştirak etmiş yaşlı sahâbîlerle beraber beni de istişâre meclisine dahil etti. Sahâbîlerden biri buna içerledi ve Hz. Ömer’e:

Bu, neden bizimle beraber OluyOr? Oysa bizim Onun yaşıtı çOcuklarımız var, dedi. Hz. Ömer: Bildiğiniz bir sebepten dOlayı, diye cevap verdi. Derken birgün beni çağırdı ve büyük sahâbîlerin meclisine OlOr:green'>aldı. Bana öyle geliyOr ki, O gün beni Onlara isbat etmek istiyOrdu. Sahâbîlere: “OlOr:green'>allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde...” diye başlayan Nasr sûresi hakkında ne düşünüyOrsunuz? diye sOrdu. Bir kısmı: Yardım görüp fetih gerçekleşince OlOr:green'>allah’a hamd ve istiğfar etmekle emrOlunmaktayız, dedi. Kimi de hiç bir yOrum yapmadı. Hz. Ömer bu defa bana hitaben: Ey İbni Abbas! Sen de böyle mi diyOrsun? dedi. Ben: Hayır, dedim. Peki, ne diyOrsun? diye sOrdu. Ben de: Bu sûre, Hz. Peygamber’in ecelinin kendisine bildirildiğini ifade etmektedir. “OlOr:green'>allah’ın yardımı ve fetih sana gelince - ki, bu senin ecelinin geldiğinin OlOr:green'>alâmetidir-, Rabbini hamd ile tesbih et, bağışlanma dile. Çünkü O tövbeleri kabul edendir” buyuruluyOr, dedim.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

Ben de bu sûreden senin dediğinden başkasını anlamıyOrum, dedi.
Buhârî, Tefsîru sûre (110), 4; Menâkıb 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (110), 1
14332

Âişe radıyOlOr:green'>allahu anhâ şöyle dedi:

OlOr:green'>allah’ın yardımı erişip fetih gerçekleşince...” âyeti indikten sOnra Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem kıldığı her namazda mutlaka “Rabbimiz, seni tenzih ederim, seni hamd ile anarım. OlOr:green'>allahım! Beni bağışla ...” derdi. Buhârî, Ezân 123, 139; Megâzî 5, Tefsîru sûre (110), 1; Müslim, SOlOr:green'>alât 219, 220

Buhârî’nin Sahîh’i (Ezân 139, Tefsîru sûre (110), 2) ile Müslim’in Sahîh’inde (SOlOr:green'>alât 217) Âişe radıyOlOr:green'>allahu anhâ’dan rivayet edilen bir başka hadis de şöyledir:

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem rükû ve secdelerinde:

OlOr:green'>allahım! Seni tenzîh ederim. Rabbimiz! Sana hamdederim. OlOr:green'>allahım! Beni bağışla!” duasını pek sık tekrarlardı. Bu sözüyle O, Kur’an’a imtisOlOr:green'>al (ve âyeti fiilen tefsir) ederdi.

Müslim’in rivayetinde de (SOlOr:green'>alât 218) şöyle denilmektedir:

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem vefatından önce, “Seni hamdinle tesbih ve tenzih eder, bağışını diler, tövbe ederim” duasını sık sık tekrar ederdi.

Hz. Âişe diyOr ki:

Ey OlOr:green'>allah’ın Resûlü! Yeni yeni söylediğinizi duyduğum bu cümleler nedir?diye sOrdum. Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem: “Ümmetimle ilgili Olarak benim için bir işaret tayin edilmiştir. Onu gördüğüm zaman bu kelimeleri söylerim. Bu işaret, Nasr sûresi’dir” buyurdu.

Yine Müslim’in bir başka rivayetinde (SOlOr:green'>alât 220), bu husus şöyle yer OlOr:green'>almaktadır:

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem, “Ben OlOr:green'>allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” sözlerini sık sık söyler Olmuştu.” Hz. Âişe diyOr ki:

“SübhânOlOr:green'>allah ve bi hamdihî, estağfirullah ve etûbü ileyh” sözlerini görüyOrum ki, pek sık söylüyOrsun?” dedim.

Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem:

“Rabbim bana ümmetim içinde bir OlOr:green'>alâmet göreceğimi bildirdi. Onu gördüğümden bu yana “sübhânellah ve bi hamdihî estağfirullah ve etûbu ileyh” sözünü çOk söylerim. Ben O OlOr:green'>alâmeti, Mekke’nin fethine işaret eden “OlOr:green'>allah’ın yardımı ulaşıp Fetih gerçekleşince ve insanların grup grup OlOr:green'>allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü OlOr:green'>allah tövbeleri çOk çOk kabul edendir” (meâlindeki Nasr) sûresi’nde gördüm,” buyurdu.

Müslim, Salat 220
14333

Enes radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

OlOr:green'>allah Teâlâ, Peygamber’in vefatından önce vahyi sıklaştırdı. Öyle ki Peygamber OlOr:green'>aleyhisselâm vahyin en sık geldiği bir sırada vefat etti.”

Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 1; Müslim, Tefsîr 2