Arama Sonuçları al O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/12726-al-O/4180

NoHadis MetniKaynak
14304

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“(İşlerinizde) Orta yOlu tutunuz, dOsdOğru Olunuz. Biliniz ki, hiç biriniz ameli sâyesinde kurtuluşa eremez.” Dediler ki:

Sen de mi kurtulamazsın, ey OlOr:green'>allah’ın elçisi?

“(Evet) ben de kurtulamam. Şu kadar var ki OlOr:green'>allah rahmet ve keremi ile beni bağışlamış Olursa, O başka!

Müslim, Münâfikîn 76, 78. Ayrıca bk. Buhârî, Rikak 18, Merdâ 19; İbni Mâce, Zühd 20
14305

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler OrtOlOr:green'>alığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min Olarak sabahlar, kâfir Olarak geceler; mü’min Olarak geceler, kâfir Olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyOlOr:green'>alığa satar.”

Müslim, Îmân 186. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbni Mâce, İkâme 78
14306

Ebû Sirve’a (veya Serve’a) Ukbe İbni Hâris radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

Bir keresinde Medine’de Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Resûlullah selâm verip namazı bitirdi ve sür’atle yerinden kOlOr:green'>alktı, safları yararak hanımlarından birinin Odasına gitti. Cemaat, Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’in bu telaşından endişe ettiler. Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem kısa sürede döndü, kendisinin bu acele davranışından dOlayı meraklanmış Olduklarını gördü ve şöyle buyurdu:

Odamızda birazcık OlOr:green'>altın -veya gümüş- Olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten OlOr:green'>alıkOymasını istemedim ve derhOlOr:green'>al dağıtılmasını emrettim.”

Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-sOlOr:green'>alât 18; Nesâî, Sehv 104 Buhârî’nin bir başka rivayetinde bu ifade şu şekildedir:

Odada, sadaka (Olarak dağıtılacak) bir miktar OlOr:green'>altın -veya gümüş bırakmıştım. Onun gece evde kOlOr:green'>almasını uygun görmedim.” Buhârî, Zekât 20

Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-salât 18; Nesâî, Sehv 104
14307

Câbir radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

Uhud Savaşı’nda bir adam Nebi sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’e:

Eğer öldürülürsem, nerede Olurum? diye sOrdu.

Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem de:

“Cennet’te” cevabını verdi.

Bunun üzerine adam, (yemekte Olduğu) elindeki hurmOlOr:green'>aları fırlatıp attı; harbe dOlOr:green'>aldı ve şehid düşünceye kadar savaştı.

Buhârî, Meğâzî 17; Müslim, İmâre 143. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 31
14308

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve şöyle dedi:

Ey OlOr:green'>allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?

Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

“Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin Olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can bOğaza gelip de “fOlOr:green'>alana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten O mOlOr:green'>al vârislerden şunun veya bunun Olmuştur.”

Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92
14309

Enes radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem Uhud Savaşı’nda eline bir kılıç OlOr:green'>alıp:

“Bunu benden kim OlOr:green'>almak ister?” diye sOrdu.

Mücahidlerin her biri ellerini uzatıp:

“Ben, ben” diye cevap verdiler.

Nebi sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem bu defa:

“Hakkını vermek şartıyla Onu kim OlOr:green'>alır?” buyurdu.

Bunun üzerine hemen herkes durOlOr:green'>aladı; fakat Ebû Dücâne radıyOlOr:green'>allahu anh:

Hakkını vermek şartıyla ben OlOr:green'>alıyOrum! dedi, OlOr:green'>aldı ve Onunla müşriklerin kellelerini ikiye ayırdı.
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 128
14310

Zübeyr İbni Adî şöyle dedi:

Enes İbni Mâlik radıyOlOr:green'>allahu anh’e gittik ve Haccâc’ın zulmünden şikâyet ettik. Enes şöyle dedi:

- “Rabbinize kavuşana kadar sabredin; zira her gelen gün, geçmiş günden daha kötü Olacaktır. Ben bunu Peygamberimiz’den duydum.”

Buhârî, Fiten 6
14311

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yedi (engelleyici) şey(gelme)den önce iyi işler yapmakta acele ediniz. YOksa gerçekten siz, unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, (her şeyi) bOzup perişan eden hastOlOr:green'>alık, saçma-sapan kOnuşturan ihtiyarlık, ansızın geliveren ölüm, gelmesi beklenen şeylerin en şerlisi Deccâl, belâsı en müthiş ve en acı Olan kıyametten başka bir şey mi beklediğinizi sanıyOrsunuz?”

Tirmizî, Zühd 3
14312

Yine Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem Hayber Savaşı’nda şöyle buyurdu:

“Bu sancağı, OlOr:green'>allah’ı ve Resûlünü seven, OlOr:green'>allah’ın fethi kendisine nasip edeceği bir yiğide vereceğim.”

Ömer radıyOlOr:green'>allahu anh demiştir ki, “Emirliği O günkü kadar hiçbir zaman arzu etmedim. Beni çağırır ümidiyle Resûlullah’a kendimi göstermeye çOlOr:green'>alıştım durdum. Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem OlOr:green'>ali İbni Ebû Tâlib’i çağırdı, sancağı Ona teslim etti ve şöyle buyurdu:

“Yürü, OlOr:green'>allah fethi müyesser kılıncaya kadar sağa-sOla bakınma!”

OlOr:green'>ali derhOlOr:green'>al hareket etti, sOnra durdu ve arkasına dönmeden (gözlerini hedeften ayırmadan) seslendi:

Ey OlOr:green'>allah’ın elçisi, Onlarla ne (yapmOlOr:green'>aları) için savaşayım?

Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Onlarla, OlOr:green'>allah’tan başka ilâh Olmadığına ve Muhammed’in OlOr:green'>allah’ın Resûlü Olduğuna şehâdet getirmelerine kadar savaş. Bunu yaptıkları an, -dinin yasaklarını çiğnemedikçe- kanlarını ve mOlOr:green'>allarını senden kOrumuş Olurlar. Asıl hesapları(nı görmek ise) OlOr:green'>allah’a aittir.”
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 33. Ayrıca bk. Buharî, Fezâilü’l-ashâb 9
14313

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem, “OlOr:green'>allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi:

“Her kim (ihlâs ile bana kulluk eden) bir dOstuma düşmanlık ederse, ben de Ona karşı harb ilân ederim. Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben Onu severim. Kulumu sevince de (âdetâ) ben Onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı Olurum. Benden her ne isterse, Onu mutlaka veririm; bana sığınırsa, Onu kOrurum.”

Buhârî, Rikak 38