Arama Sonuçları mi O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/12876-mi-O/2230

NoHadis MetniKaynak
14390

Ebû Hureyre (R) şöyle de­OlOr:green'>miştir: Bizler Rasûlullah'ın huzurunda bulunduğumuz sırada birden bedevilerden bir adam ayağa kalktı ve:

— Yâ Rasûlallah! Benim için Allah'ın Kitabı ile hükmet! dedi. Akabinde Onun muhâsımı Olan kimse de ayağa kalktı ve:

— Yâ Rasûlallah, hasmım dOğru söyledi. Sen Onun için Allah'ın Kitabı ile hükmet ve söz söylemek üzere bana izin ver! dedi.

Peygamber (S) de Ona:

—  "Sözünü söyle!" buyurdu. O da şöyle dedi:

— Benim Oğlum, bu a'râbî'nin yanında asîf, yânî ücretle çalı­şan bir kimse idi. Oğlum bunun karısıyle zina etOlOr:green'>miş. İnsanlar bana Oğlum üzerine taşlanmak cezası Olduğunu haber verdiler. Ben bu ada­ma Oğlum adına yüz kOyun ve bir de cariyeyi fidye vererek, Oğlumu bu cezadan kurtardım. Bundan sOnra ben bu mes'eleyi ilim ehlinden sOrdum. Onlar da bana, Onun karısı üzerine taşlama cezası düştüğü­nü, benim Oğluma da ancak yüz deynek vurulma ile bir yıl gurbete sürgün edilmek cezası Olduğunu haber verdiler! dedi.

Rasûlullah da:

— "Nefsim elinde bulunan Allah'a yeOlOr:green'>min ederim ki, ben sizin aranızda elbette Allah 'in Kitabı ile hükmedeceğim: Câriye ile kOyunları kendi sahibine geri veriniz. Senin Oğluna gelince; Onun üzerinde yüz deynek cezası ve bir yıl gurbete sürgün edilme cezası vardır" buyurdu.

Bundan sOnra Eşlem kabilesinden bir adam Olan Uneys'e de.

— "Sana gelince yâ Uneys! Sen de bu adamın karısına git! Tahki­kini yap, eğer kadın suçunu itirâf ederse, Onu recm et!" buyurdu.

Râvî: Uneys O kadına gitti, kadın da suçunu i'tirâf etmesi üzeri­ne, Uneys Ona taşlama cezası uyguladı, deOlOr:green'>miştir.

14392

Bize Şu'be, Hâlid ibn Mıhrân el-Hazzâ'dan; O da Ebû Kılâbe'den; O da Enes(R)'ten tahdîs etti ki, Peygamber (S):

— "Her peygamberin, ümmetinin güvendiği emîn bir kimsesi var­dır. Ve şu bizim ümmetiOlOr:green'>mizin emînide Ebü Ubeyde'dir" buyurmuş­tur

Hz. Enes
14394

Bize Süleyman ibn Bilâl, Yahya ibn Saîd'den; O da Ubeyd ibn Huneyn'den tahdîs etti. O İbn Abbâs'tan işitti ki, Umer (R) şöyle deOlOr:green'>miştir: Ben (kadınlarından ayrı bir yere çekildiği zaman) geldim de Rasûlullah'ı yüksekçe bir Oda içinde buldum. Rasûlullah'ın bulunduğu Odanın merdiveni başında Rebâh isOlOr:green'>minde siyah bir hiz­metçisi vardı. Ona:

— Rasûlullah'a söyle, bu gelen Umeru'bnu'l-Hattâb'dır! dedim. Akabinde Rasûlullah bana içeri girmeme izin verdi...

İbn Abbâs
14395

İbn Şihâb şöyle deOlOr:green'>miştir: Bana Ubeydullah ibnu Abdillah ibn Utbe haber verdi, Ona da İbn Abbâs (R) şöyle haber ver­OlOr:green'>miştir: Rasûlullah (S) bir mektubunu Kisrâ'ya gönderdi. Ve mektubu götüren Abdullah ibn Huzâfe'ye, mektubu Bahreyn'in büyük emîrine vermesini emredip, Bahreyn'in büyük emîri de mektûbu Kisrâ'ya gönderir buyurdu.

Bahreyn emîri vâsıtasıyle Peygamber'in da'vet mektubu Kisrâ'­ya verildiğinde, Kisrâ, mektubu Okuyup yırtmıştır.

İbn Şihâb dedi ki: Ben Saîd ibnu'l-Müseyyeb'in: "Bu haber ken­disine erişince, Rasûlullah (S), Kisrâ'nın mülkünün tamâOlOr:green'>miyle par­çalanmasına duâ etti" dediğini sanıyOrum, deOlOr:green'>miştir

İbn Abbâs
14396

Bize Seleme ibnu'l-Ekva' (R) şöyle tahdîs etti: Rasûlullah (S) Eşlem kabilesinden (isOlOr:green'>mi Hind ibn Esma ibn Harise Olan) bir adama, kavOlOr:green'>minin içinde yâhud insanların içinde âşûrâ günü gündüzleyin:

— "Her kim (gündüzün evvelinde) yemek yediyse, gününün ka­lanını yeOlOr:green'>miyerek tamamlasın. Birşey yemeOlOr:green'>miş Olan kimse de Orucu­nu tutsun!" diye i'lân ettirdi

Seleme ibnu'l-Ekva
14397

Bize Şu'be tahdîs etti ki, Ebû Cemre Nasr ibnu İmrân ed-Dab'î şöyle deOlOr:green'>miştir: İbn Abbâs (R) beni kendi serîri üzerine Otur­turdu. O bana şöyle derdi: Abdu'1-Kays elçileri (Bahreyn tarafların­dan) Rasûlullah'ın huzuruna geldikleri zaman:

—  "Hey'et kimlerdendir?" diye sOrdu. Onlar:

—  Biz Rabîa kabîlelerindeniz, dediler. Rasûlullah (S):

—  "HOş geldiniz! Allah sizi utandırmasın, pişman etmesin!" buyurdu.

Bunun üzerine Onlar:

— Yâ Rasûlallah! Seninle bizim aramızda kâfir Olan Mudar ka­bileleri vardır. O hâide bize kestirme birşey emret de, O sebeble biz­ler cennete girelim ve Onu arkamızda kalanlarımıza haber verelim! dediler.

Bu arada Rasûlullah'a içkileri de sOrdular. Rasûlullah Onları dört şeyden nehyetti ve dört şeyi de emretti: Onlara yalnız Allah'a îmân ile emrettikten sOnra:

—  "Yalnız Allah'a îmân etmek ne demektir, bilir OlOr:green'>misiniz?" di­ye sOrdu.

Onlar:

— Allah ve Rasûlü en iyi bilendir! dediler. Rasûlullah:

—  "Ortaksız ve yalnız Olarak Allah'tan başka ilâh Olmadığına ve Muhammed'in Allah 'in Rasûlü Olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek -râvî dedi ki: Zannederim ki, burada rama­zân Orucu da vardır-, ganimetlerden beşte birini vermenizdir" buyur­du.

Ve Onları dört şeyden: Dubba'dan, hantem'den, muzeffet'ten ve nakîr (denilen kaplara hurma yâhud üzüm şırası kOymak)dan neh­yetti. Bazen İbn Abbâs'm "Muzeffet" yerine "Mukayyer" dediği de vardır.

Rasûlullah:

— "Bunları ezberleyin ve bunları gerinizde bıraktığınız kavim ve kabilelerinize tebliğ ediniz!" buyurdu

İbn Abbâs
14398

Bize Şu'be tahdîs etti ki, Tevbe ibnu Keysân el-Anberî şöyle deOlOr:green'>miştir: eş-Şa'bî bana:

— Sen Hasen Basrî'nin Peygamber(S)'den hadîs rivayet ettiğini gördün mü? Ben İbn Umer'in meclisinde Ona yakın Olarak iki sene yâhud ikibuçuk sene kadar Oturdum da, ben İbn Umer'i şu hadîsten başka Peygamber'den hadîs tahdîs ederken işitmedim [27]: İbn Umer dedi ki: Peygamber'in sahâbîlerinden bâzı insanlar, içlerinde Sa'd ibn .Ebî Vakkas da var Olduğu hâlde, bir et yemeye giriştiler. Tam bu sırada Peygamber'in kadınlarından bir kadın O et yemeye girişen tOp­luluğa:

—  O et bir keler etidir! diye nida etti.

Bunun üzerine sahâbîler O eti yemekten kendilerini tuttular. Bu­nun üzerine Rasûlullah:

—  "Ondan yiyin yâhud Onu taam edin. Çünkü O halâldır -yâhud: "Onda sakınca yOktur"; râvî bu iki ta'bîrde şekk etOlOr:green'>miştir- Lâkin ke­ler benim alışık Olduğum yiyeceklerimden değildir" buyurdu

 
eş-Şa'bî
14399

Ebû Mûsâ (R) şöyle deOlOr:green'>miştir: Bir Oğlan dOğdu. Ben he­men çOcuğu Peygamber(S)'e götürdüm. Peygamber Ona İbrâhîm adını verdi ve hurma ile çiğnem yapıp ağzına çaldı, yavruya hayır ve bereketle dua etti, sOnra bana verdi. Bu İbrâhîm, Ebû Musa'nın en kü­çük çOcuğu idi

Ebû Mûsâ
14400

Bize Yahya ibn Saîd, Hişâm'dan; O da babası Urve'den tahdîs etti ki, Âişe (R): Peygamber (S)'e bir çOcuk getirildi. Peygam­ber O çOcuğa çiğnem yapıp damağına Ovalarken, çOcuk Peygamber'in üzerine işedi. Peygamber sidiğin üzerine su döktü, deOlOr:green'>miştir

Âişe r.a.
14401

Esma (R) Mekke'de iken Oğlu Abdullah ibnu'z-Zubeyr'e hâOlOr:green'>mile Olmuştu.

Esma şöyle dedi: Ben gebelik müddetini tamamlamış Olduğum hâlde (Mekke'den yOla) çıktım. Muhacir Olarak Medine'ye geldim ve Küba'ya indim. Ve Abdullah'ı Küba'da dOğurdum. SOnra çOcuğu­mu Rasûlullah(S)'a götürdüm de kucağına kOydum. SOnra Rasülullah bir hurma İstedi, Onu çiğneyip ezdikten sOnra çOcuğun ağzının içine tükürdü. Bu suretle Oğlumun OlOr:green'>mi'desine ilk giren şey, Rasülullah'ın tükrüğü Oldu. SOnra Rasûlullah hurma çiğneOlOr:green'>mi ile çOcuğun da­mağını Oğdu. Bundan sOnra çOcuğa duâ etti, bereket ve hayır diledi. Ve Abdullah ibnu'z-Zubeyr (Hicretten sOnra Medine'deki Muhacir) müslümân aileleri içinde ilk dOğan çOcuk Oldu. Müslümanlar da Ab­dullah'ın dOğumu ile çOk sevindiler. Çünkü müslümânlara:

— Yahudiler sizlere büyü yaptılar, artık sizden çOcuk dOğmaz, denilOlOr:green'>mişti

Esma