Arama Sonuçları da O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/28897-da-O/4230

NoHadis MetniKaynak
14275

Ebû Sâbit, Ebû Saîd ve Ebû Velîd künyeleriyle tanınan ve Bedir mücâhidlerinden Olan Sehl İbni Huneyf radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bütün kalbiyle şehid Olmayı isteyen kişiyi Allah, yatağınOlOr:green'>da ölse bile, şehidler mertebesine ulaştırır.”

Müslim, İmâre 157. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cihâd 15
14276

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ın salât ve selâmı üzerlerine Olsun, önceki peygamberlerden biri düşmanla savaşmaya (cihaOlOr:green'>da) çıktı. (Hareketinden önce) ümmetine şöyle seslendi:

Bir hanımla evlenmiş Olup Onunla henüz gerdeğe girmemiş Olan, yaptığı evin henüz çatısını çatmamış Olan, gebe kOyun veya deve alıp yavrulamasını bekleyen kimse peşime düşmesin! Bu sözleri söyledikten sOnra yOla çıktı. İkindi sularınOlOr:green'>da (düşman) yurduna vardı. Güneşe hitâben: Sen de ben de emir kuluyuz dedi; sOnra:

Allah’ım Onun batmasını geciktir, diye dua etti.

Bunun üzerine Orayı fethedinceye kaOlOr:green'>dar güneşin batması geciktirildi. (Nihayet) ganimetler bir araya getirildi. Onları yakmak için gökten ateş indi fakat yakmadı. Bunun üzerine Peygamber:

İçinizde ganimetten mal aşırmış Olanlar var. Haydi her kabileden bir temsilci benimle tOkalaşıp bîat etsin! dedi.

TOkalaşma esnasınOlOr:green'>da bir kişinin eli peygamberin eline yapıştı. O zaman Peygamber:

İhânet eden sizdedir. Derhal senin kabilene mensup kişiler gelip bana bîat etsinler! dedi.

Bîat esnasınOlOr:green'>da iki ya OlOr:green'>da üç kişinin eli peygamberin eline yapıştı. Bu defa Onlara:

Aşırılmış Olan mal sizde! dedi.

AOlOr:green'>damlar, sığır kafasına benzer altınOlOr:green'>dan yapılmış bir baş getirdiler. Peygamber Onu öteki ganimetlerin içine kOydu. Ateş de hepsini yaktı, kül etti. Zira ganimet bizden önce hiç bir peygamber (ve ümmetin)e helâl değildi. Allah Teâlâ zaaf ve aczimizi bildiği için Onu bize helâl kıldı.”

Buhârî, Humus 8; Müslim, Cihâd 32
14277

Ebû Hâlid Hakîm İbni Hizâm radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Satıcı ve alıcı (söz kesip) pazarlığı bitirdikten sOnra birbirlerinden ayrılmadıkça alış-verişi bOzup bOzmamakta serbesttirler. Eğer Onların her biri karşılıklı Olarak dOğru söyler (mal ile paranın durumunu Olduğu gibi) açıklar ise, alış-verişleri bereketli Olur. YOk eğer gizler ve yalan beyânOlOr:green'>da bulunurlarsa, alış-verişlerinin bereketi kalmaz.”

Buhârî, Büyû’ 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû’ 47. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû’ 1; Tirmizî, Büyû’ 6, 26; Nesâî, Büyû’ 4, 8, 11
14278

Ömer İbnü’l-Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunOlOr:green'>da bulunduğumuz sıraOlOr:green'>da, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yOlOlOr:green'>dan gelmiş bir hali Olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir aOlOr:green'>dam çıkageldi. Peygamber’in yanına sOkuldu, önüne Oturdu, dizlerini Peygamber’in dizlerine OlOr:green'>dayadı, ellerini (kendi) dizlerinin üstüne kOydu ve:

Ey Muhammed, bana İslâm’ı anlat! dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“İslâm, Allah’tan başka ilah Olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resûlü Olduğuna şehâdet etmen, namazı dOsdOğru kılman, zekâtı (tastamam) vermen, ramazan Orucunu (eksiksiz) tutman, yOluna güç yetirebilirsen Kâbe’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdu. AOlOr:green'>dam: DOğru söyledin dedi. Onun hem sOrup hem de tasdik etmesi tuhafımıza gitti. AOlOr:green'>dam: Şimdi de imanı anlat bana, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” buyurdu.

AOlOr:green'>dam tekrar:

DOğru söyledin, diye tasdik etti ve: Peki ihsan nedir, Onu OlOr:green'>da anlat, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İhsan, Allah’a Onu görüyOrmuşsun gibi kulluk etmendir. Sen Onu görmüyOrsan OlOr:green'>da O seni mutlaka görüyOr” buyurdu.

AOlOr:green'>dam yine:

DOğru söyledin dedi, sOnra OlOr:green'>da: Kıyâmet ne zaman kOpacak? diye sOrdu.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

“Kendisine sOru yöneltilen, bu kOnuOlOr:green'>da sOranOlOr:green'>dan OlOr:green'>daha bilgili değildir” cevabını verdi.

AOlOr:green'>dam:

O halde alâmetlerini söyle, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çOcuklar dOğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak kOyun çObanlarının, yüksek ve mükemmel binalarOlOr:green'>da birbirleriyle yarışmalarıdır ” buyurdu.

AOlOr:green'>dam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. OlOr:green'>daha sOnra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ey Ömer, sOru sOran kişi kimdi, biliyOr musun?” buyurdu. Ben: Allah ve Resûlü bilir, dedim.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

O Cebrâil’di, size dininizi öğretmeye geldi” buyurdu.
Müslim, Îmân 1, 5. Ayrıca bk. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesâi, Mevâkît 6; İbni Mâce, Mukaddime, 9
14279

Ebû Zer Cündeb İbni Cünâde ve Ebû Abdurrahman Muâz İbni Cebel radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Nerede ve nasıl Olursan Ol, Allah’OlOr:green'>dan kOrk.

Kötülük işlersen, hemen arkasınOlOr:green'>dan iyilik yap ki, O kötülüğü silip süpürsün.

İnsanlarla güzel geçin!”

Tirmizî, Birr 55
14280

Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan nakledildiğine göre şöyle demiştir:

Bir gün Hz. Peygamber’in terkisinde bulunuyOrdum. Bana:

“Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim” dedi ve şöyle buyurdu: “Allah’ın buyruklarını gözet ki, Allah OlOr:green'>da seni gözetip kOrusun. Allah’ın (rızâsını) her işte önde tut, Allah’ı önünde bulursun. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen, Allah’tan dile! Ve bil ki, bütün bir ümmet tOplanıp sana fayOlOr:green'>da temin etmeye çalışsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği fayOlOr:green'>dayı temin edebilirler. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkınOlOr:green'>da takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz Olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir. (BunOlOr:green'>dan sOnra takdirde herhangi bir değişiklik söz kOnusu değildir.) Tirmizî, Kıyâmet 59

Tirmizî dışınOlOr:green'>da bir rivayette de (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 307) şöyle buyurulmaktadır: “Allah’ın emir ve yasaklarını gözet, O’nu önünde bulursun. BOlluk içindeyken (emirlerine bağlı kalmakla) sen Allah’ı tanı ki O OlOr:green'>da OlOr:green'>darlığa düşünce (kurtarmak suretiyle) seni tanısın. Bil ki senin hakkınOlOr:green'>da yazılmamış Olan şey başına gelmez. Sana takdir edilen de seni atlayıp (başkalarına) gitmez. Bil ki zafer sabırla, sevinç üzüntüyle, kOlaylık OlOr:green'>da zOrlukla birliktedir.”

Tirmizî, Kıyâmet 59
14281

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:

“Siz kıl kaOlOr:green'>dar bile önemsemediğiniz birtakım işler yapıyOrsunuz ki, biz Onları, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanınOlOr:green'>da helâk edici büyük hatalarOlOr:green'>dan sayardık.”

Buhârî, Rikak 32
14283

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre kendisi, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“İsrâil Oğulları arasınOlOr:green'>da biri ala tenli (abraş), biri kel, biri de kör üç kişi vardı. Allah Teâlâ Onları sınamak istedi ve kendilerine bir melek gönderdi.

Melek ala tenliye geldi:

En çOk istediğin şey nedir? dedi. Ala tenli: Güzel (bir) renk, güzel (bir) ten ve insanların iğrendiği şu halin benden giderilmesi, dedi. Melek Onu sıvazladı ve ala tenlilik gitti, rengi güzelleşti. Melek bu defa: En çOk sahip Olmak istediğin mal nedir? dedi. AOlOr:green'>dam: Deve (yahut OlOr:green'>da sığır)dır, dedi. Ona On aylık gebe bir deve verildi. Melek: Allah sana bu deveyi bereketli kılsın! diye dua etti.

SOnra kele gelerek:

En çOk istediğin şey nedir? dedi. Kel: Güzel (bir) saç ve insanları benden uzaklaştıran şu kelliğin giderilmesi dedi. Melek Onu sıvazladı, kelliği kaybOldu. Kendisine gür ve güzel (bir) saç verildi. Melek sOrdu: En çOk sahip Olmak istediğin mal nedir? AOlOr:green'>dam: Sığır… dedi. Ona OlOr:green'>da gebe bir inek verildi. Melek: Allah sana bunu bereketli kılsın! diye dua ettikten sOnra körün yanına geldi ve : En çOk istediğin şey nedir? dedi. Kör: Allah’ın gözlerimi iâde etmesini ve insanları görmeyi çOk istiyOrum, dedi. Melek (Onun gözlerini) sıvazladı. Allah Onun gözlerini iâde etti. Bu defa Melek: En çOk sahip Olmak istediğin şey nedir? dedi. O OlOr:green'>da: KOyun… dedi. Bunun üzerine Ona döl veren bir gebe kOyun verildi.

Deve ve sığır yavruladı, kOyun kuzuladı. Neticede birinin vâdi dOlusu develeri, diğerinin vâdi dOlusu sığırı, ötekinin de bir vâdi dOlusu kOyun sürüsü Oldu.

OlOr:green'>daha sOnra melek ala tenliye, eski kılığınOlOr:green'>da geldi ve:

Fakirim, yOluma devam edecek imkânım yOk. Gitmek istediğim yere önce Allah sOnra senin yardımın sâyesinde ulaşabilirim. Rengini ve cildini güzelleştiren Allah aşkına senden yOlculuğumu tamamlayabileceğim bir deve istiyOrum, dedi.

AOlOr:green'>dam:

Mal verilecek yer çOOOk, dedi. Melek: Ben seni tanıyOr gibiyim. Sen insanların kendisinden iğrendikleri, fakirken Allah’ın zengin ettiği abraş değil misin? dedi. AOlOr:green'>dam: Bana bu mal atalarımOlOr:green'>dan miras kaldı, dedi. Melek: Eğer yalan söylüyOrsan, Allah seni eski haline çevirsin, dedi.

SOnra melek, eski kılığına girip kelin yanına geldi. Ona OlOr:green'>da abraşa söylediklerini söyledi. Kel de abraş gibi cevap verdi. Melek Ona OlOr:green'>da:

Yalan söylüyOrsan, Allah seni eski haline çevirsin! dedi.

Körün kılığına girip bu defa OlOr:green'>da Onun yanına gitti ve:

Fakir ve yOlcuyum. YOluma devam edecek imkânım kalmadı. Bugün önce Allah’ın sOnra senin sâyende yOluma devam edebileceğim. Sana gözlerini geri veren Allah aşkına senden bir kOyun istiyOrum ki, Onunla yOluma devam edebileyim, dedi. Bunun üzerine (eski) kör: Ben gerçekten kördüm. Allah gözlerimi iâde etti. İstediğini al, istediğini bırak. Allah’a yemin ederim ki, bugün alacağın hiçbir şeyde sana zOrluk çıkarmayacağım, dedi. Melek:

Malın senin Olsun. Bu sizin için bir imtihandı. Allah senden razı Oldu, arkaOlOr:green'>daşlarına gazap etti, cevabını verdi (ve OraOlOr:green'>dan ayrıldı).

Buhârî, Enbiyâ 51; Müslim, Zühd 10
14284

Ebû Ya’lâ Şeddâd İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Akıllı kişi, nefsine hâkim Olan ve ölüm sOnrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır”

Tirmizî, Kıyâmet 25. Ayrıca bk. İbni Mace, Zühd 31
14285

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kendisini (dOğruOlOr:green'>dan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman OluşunOlOr:green'>dandır.”

Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12