Arama Sonuçları da O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/28897-da-O/4240

NoHadis MetniKaynak
14287

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Bazı insanlar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:

Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların en hayırlısı, şereflisi kimdir? dediler.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allah’tan en çOk kOrkanlarıdır” buyurdu. Ey Allah’ın Resûlü! Biz bunu sOrmuyOruz, dediler. “O halde, Allah’ın halîli (İbrâhim)’in Oğlu, Allah’ın nebîsi (İshak)’ın Oğlu, Allah’ın nebîsi (Yakub)’un Oğlu, Allah’ın nebîsi Yusuf’tur” buyurdu. Ey Allah’ın Resûlü, biz bunu OlOr:green'>da sOrmuyOruz, dediler.

O halde siz benden Arap kabilelerini sOruyOrsunuz. (Bilin ki) Câhiliye döneminde hayırlı (şerefli) Olanlar, şayet dînî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar” buyurdu.

Buhârî, Enbiyâ 8, 14, 19, Menâkıb 1, Tefsîru sûre (12), 2; Müslim, Fezâil 168
14288

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah Onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl OlOr:green'>davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya alOlOr:green'>danmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan kOrunun. Çünkü İsrailOğullarınOlOr:green'>da ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.”

Müslim, Zikir 99. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 26; İbni Mâce,Fiten 19
14289

İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.”

Müslim, Zikir 72. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 72; İbni Mâce, Dua 2
14290

Ebû Tarîf Adî İbni Hâtim et-Tâî radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim demiştir:

“Bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yemin eden, sOnra OlOr:green'>da (yemininin) zıddını takvâya OlOr:green'>daha uygun bulan kimse, (yemininden vazgeçip) takvâya yönelsin!”

Müslim, Eymân 15
14291

Ebû Ümâme SuOlOr:green'>dayy İbni Aclân el-Bâhilî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i Vedâ hutbesi’nde şöyle buyururken dinledim demiştir:

“Allah’tan kOrkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan Orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (Bu takdirde dOğruca) Rabbinizin cennetine girersiniz.”

Tirmizî, Cum’a 80
14292

Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“(Geçmiş) ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanınOlOr:green'>da üçbeş kişilik küçük bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanınOlOr:green'>da bir iki kişi bulunuyOrdu. Ve peygamber gördüm, yanınOlOr:green'>da kimsecikler yOktu. Bu araOlOr:green'>da önüme büyük bir kalabalık çıktı. Kendi ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsâ’nın ümmetidir, sen ufka bak!’ dediler. Baktım; (çOk) büyük bir karaltı. ‘İşte bunlar senin ümmetindir. İçlerinden hesapsız-azabsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır’ dediler.”

(İbni Abbas diyOr ki) Söz buraya gelince Peygamber aleyhisselâm kalkıp evine gitti. OraOlOr:green'>daki sahâbîler bu hesapsız-azabsız cennete girecek yetmiş bin kişinin kimler Olabileceği hakkınOlOr:green'>da kOnuşmaya başladılar: Kimileri, “Bunlar peygamberin sOhbetinde bulunanlar Olmalıdır” derken, kimileri, “Bunlar İslâm geldikten sOnra dOğup, şirki tanımamış Olanlardır” dediler. OlOr:green'>daha başka birçOk görüş ileri sürenler Oldu.

Onlar bu meseleyi tartışırken Peygamber aleyhisselâm çıkageldi.

“Ne hakkınOlOr:green'>da kOnuşuyOrsunuz?” diye sOrdu. Hesapsız-azabsız cennete gireceklerin kim Oldukları hakkınOlOr:green'>da kOnuşuyOruz, dediler.

Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:

Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine güvenenlerdir” buyurdu.

Ukkâşe İbni Mihsan yerinden fırladı ve:

Beni de OnlarOlOr:green'>dan kılması için Allah’a dua et (Yâ Resûlallah)! dedi.

Peygamber aleyhisselâm OlOr:green'>da:

“Sen OnlarOlOr:green'>dansın!” buyurdu. SOnra bir başka kişi OlOr:green'>daha kalktı ve: Beni de OnlarOlOr:green'>dan kılması için dua buyur, dedi.

Peygamber aleyhisselâm bu defa:

“Fırsatı değerlendirmekte Ukkâşe senden önce OlOr:green'>davrandı” buyurdu.
Buhârî, Tıb 1, Rikak 50, Libâs 18; Müslim, Îmân 374. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 16
14293

Yine Abdullah İbni Abbas radıyalluha anhümâ’OlOr:green'>dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle söylemeyi itiyat edinmişti:

“Allah’ım! Sana teslim Oldum, ben sana inandım, sana OlOr:green'>dayandım. Yüzümü gönlümü sana çevirdim, senin yardımınla düşmanlara karşı mücâdele ettim.

Allah’ım! Beni saptırmanOlOr:green'>dan yine sana, senin büyüklüğüne sığınırım, -ki senden başka ilah yOktur-. Ölmeyecek diri yalnız sensin. Cinler ve insanlar ise, hep ölümlüdürler!”

Müslim, Zikir 67. Ayrıca bk. Buhârî, Teheccüd 1, Tevhîd 7, 8, 24, 35; Müslim, Müsâfirîn 199; Ebû Dâvûd, Salât 119; Tirmizî, Daavât 29; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 9; İbni Mâce, İkâmet 180
14294

Yine Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” sözünü, ateşe atıldığınOlOr:green'>da İbrahim aleyhisselâm söylemiştir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de bu sözü “Müşrikler size karşı tOplandılar, başınızın çaresine bakınız!” dediklerinde söylemiştir. Nitekim bu haber müslümanların imanını arttırmıştı ve Onlar hep birlikte “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” demişlerdi.

Buhârî’nin Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan naklettiği bir başka rivayette Abdullah şöyle demiştir:

“Ateşe atıldığı zaman İbrahim aleyhisselâm’ın sOn sözü:

“Allah bana yeter, O ne güzel vekildir” demek Olmuştur.

Buhârî, Tefsîrû sûre (3), 13
14296

Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre O, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Necid taraflarınOlOr:green'>da bir gazvede bulunmuştu. Dönüşte Resûlullah ile birlikteydi. Öğle vakti ağaçlık, çalılık bir vadiye geldiklerinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem OraOlOr:green'>da mOla vermiş, mücâhidler ağaçlar altınOlOr:green'>da gölgelenmek üzere çevreye OlOr:green'>dağılmışlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise, semure denilen sık yapraklı bir ağaç altınOlOr:green'>da istirahate çekilmiş kılıcını OlOr:green'>da ağaca asmıştı.

(Câbir dedi ki:) birazcık (uyku) kestirmiştik ki, Resûlullah’ın bizi çağırdığını işittik ve hemen yanına kOştuk. Bir de baktık, Resûlullah’ın yanınOlOr:green'>da (müşriklerden) bir bedevi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ben uyurken bu bedevi kılıcımı almış, uyandığımOlOr:green'>da kılıç kınınOlOr:green'>dan sıyrılmış vaziyette bunun elindeydi. Bana: Seni benim elimden kim kOruyup kurtaracak? dedi. Ben de üç defa:

– “Allah” cevabını verdim.

(Câbir diyOr ki) Resûlullah aOlOr:green'>damı cezalandırmamıştı, yanınOlOr:green'>da OturuyOrdu.

Buhârî, Cihâd 84, 87, Meğâzî 31, 32; Müslim, Fezâil 13, 14, Müsâfirîn 311

(Buhârî’deki) bir başka rivayette (bk. Meğâzî 31) Câbir radıyallahu anh şöyle demiştir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte zâtü’r-rikâ’ denilen gazvede bulunuyOrduk. Gölgeli bir ağaç bulduğumuzOlOr:green'>da Onu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bırakmayı âdet edinmiştik. (Bu defa OlOr:green'>da öyle yaptık.) Ancak müşriklerden bir aOlOr:green'>dam gelerek Resûlullah’ın (ağaçta asılı Olan) kılıcını alıp çekmiş ve:

Benden kOrkuyOr musun? diye seslenmiş. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Hayır” cevabını vermiş. AOlOr:green'>dam: Peki seni benim elimden kim kurtaracak? demiş. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de “Allah” buyurmuştur.

Ebû Bekir el-İsmâîlî’nin “Sahîh”inde yer alan bir rivâyette Olayın bunOlOr:green'>dan sOnraki kısmı şöyle anlatılmaktadır:

AOlOr:green'>dam:

Seni benim elimden kim kurtarır? dedi.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allah” cevabını verdi. Bunun üzerine aOlOr:green'>damın elinden kılıç düştü. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kılıcı aldı ve: Peki şimdi seni benim elimden kim kurtaracak? buyurdu. AOlOr:green'>dam: İyi bir cezalandırıcı Ol! dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’tan başka ilâh Olmadığını ve benim Allah’ın elçisi Olduğumu kabul ve itiraf eder misin?” dedi.

AOlOr:green'>dam:

Hayır, kabul etmem. Ancak seninle çarpışmamaya, seninle savaşacak herhangi bir tOpluluk içinde bulunmamaya söz veririm, dedi.

Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aOlOr:green'>damı serbest bıraktı. O OlOr:green'>da arkaOlOr:green'>daşlarının yanına döndü ve Onlara:

En hayırlı kişinin yanınOlOr:green'>dan geliyOrum, dedi.
Buhârî, Cihâd 84, 87, Meğâzî 31, 32; Müslim, Fezâil 13, 14, Müsâfirîn 311
14298

Ebû Ümâre Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ’OlOr:green'>dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ey falân! Yatağına yattığınOlOr:green'>da şöyle dua et:

Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım, işimde sana güvendim. (Rızânı) isteyerek, (azâbınOlOr:green'>dan) kOrkarak sırtımı sana OlOr:green'>dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yOktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım.

Eğer bu duayı yapıp yattığın gece ölürsen, iman üzere ölürsün, ölmez de sabaha çıkarsan hayra kavuşursun.”

Buhârî ve Müslim’in Sahîh’lerinde (gösterilen yerlerde) yine Berâ İbni Âzib’den rivayet edildiğine göre Berâ, “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu” demiştir:

“Yatağına yatacağın zaman, namaz kılmak için abdest alıyOr gibi abdest al, sOnra sağ tarafına yat ve -yukarıOlOr:green'>daki duayı aynen zikrederek- böyle dua et!” SOnra OlOr:green'>da şunu ilâve etti: “En sOn sözün bu dua Olsun!”
Buhârî, Vudû 75, Daavât 6; Müslim, Zikr 56-58. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 98.