Arama Sonuçları da O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/28897-da-O/4250

NoHadis MetniKaynak
14299

Ebû Bekir es-Sıddîk, Abdullah İbni Osman İbni Âmir İbni Ömer İbni Kâ’b İbni Sa’d İbni Teym İbni Mürre İbni Kâ’b İbni Lüey İbni Galib el-Kureşî et-Teymî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre -ki Allah kendilerinden razı Olsun, kendisi, babası ve annesi sahâbîdir- O şöyle demiştir:

(Hicret yOlculuğunOlOr:green'>da) biz Resûlullah ile mağaraOlOr:green'>dayken, tepemizde dOlaşıp duran müşriklerin ayaklarını gördüm ve:

Ey Allah’ın elçisi! Eğer şunlarOlOr:green'>dan biri eğilip aşağıya bakacak Olsa mutlaka bizi görür, dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Üçüncüleri Allah Olan iki kişiyi sen ne zannediyOr (ve haklarınOlOr:green'>da neler düşünüyOr)sun, Ebû Bekr?”

Buhârî, Tefsîru sûre (9), 9; Fezâilü’l-ashâb 2; Müslim, Fezâilüs-sahâbe 1
14300

Asıl adı Hind Binti Ebû Ümeyye Huzeyfe el-Mahzûmiyye Olan Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’OlOr:green'>dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem evinden çıkacağı zaman şöyle dua ederdi:

“Allah’ın adıyla çıkıyOrum, Allah’a güveniyOrum. Allah’ım sapmaktan, saptırılmaktan, kaymaktan kaydırılmaktan, haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan, câhilce OlOr:green'>davranmaktan ve câhillerin OlOr:green'>davranışlarına muhatap Olmaktan sana sığınırım.”

Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Daavât 34; İbni Mâce, Duâ 18
14301

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim, evinden çıkarken:

“Allah’ın adıyla çıkıyOr, Allah’a güveniyOrum. GünahlarOlOr:green'>dan kOrunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır” derse kendisine:

“DOğruya iletildin, ihtiyaçların karşılandı, düşmanlarınOlOr:green'>dan kOrundun, diye cevap verilir. Şeytan OlOr:green'>da kendisinden uzaklaşır.” Ebû Dâvûd’un rivayetinde şu ilâve vardır:

Şeytan, diğer şeytana: Hidâyet edilmiş, ihtiyaçları karşılanmış ve kOrunmuş kişiye sen ne yapabilirsin ki? der.

Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Daavât 34
14302

Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanınOlOr:green'>da iki kardeş vardı. BunlarOlOr:green'>dan biri (ilim öğrenmek için) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelir, diğeri de (geçimlerini temin için) çalışırdı. (Bir gün) çalışan kardeş, ötekini Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e şikâyet etti. Peygamber aleyhisselâm OlOr:green'>da:

“Belki de sen, Onun yüzünden iş buluyOr, rızıklandırılıyOrsun” buyurdu.

Tirmizî, Zühd 33
14303

Ebû Amr (veya Ebû Amre) Süfyân İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

Yâ Resûlallah! Bana İslâmı öylesine tanıt ki, Onu bir OlOr:green'>daha senden başkasına sOrmaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allah’a inandım de, sOnra OlOr:green'>da dOsdOğru Ol!” buyurdu.
Müslim, İmân 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.
14304

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“(İşlerinizde) Orta yOlu tutunuz, dOsdOğru Olunuz. Biliniz ki, hiç biriniz ameli sâyesinde kurtuluşa eremez.” Dediler ki:

Sen de mi kurtulamazsın, ey Allah’ın elçisi?

“(Evet) ben de kurtulamam. Şu kaOlOr:green'>dar var ki Allah rahmet ve keremi ile beni bağışlamış Olursa, O başka!

Müslim, Münâfikîn 76, 78. Ayrıca bk. Buhârî, Rikak 18, Merdâ 19; İbni Mâce, Zühd 20
14305

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler Ortalığı kaplayacaktır. O zamanOlOr:green'>da insan, mü’min Olarak sabahlar, kâfir Olarak geceler; mü’min Olarak geceler, kâfir Olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.”

Müslim, Îmân 186. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbni Mâce, İkâme 78
14306

Ebû Sirve’a (veya Serve’a) Ukbe İbni Hâris radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir keresinde Medine’de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasınOlOr:green'>da ikindi namazı kılmıştım. Resûlullah selâm verip namazı bitirdi ve sür’atle yerinden kalktı, safları yararak hanımlarınOlOr:green'>dan birinin OOlOr:green'>dasına gitti. Cemaat, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu telaşınOlOr:green'>dan endişe ettiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kısa sürede döndü, kendisinin bu acele OlOr:green'>davranışınOlOr:green'>dan dOlayı meraklanmış Olduklarını gördü ve şöyle buyurdu:

OOlOr:green'>damızOlOr:green'>da birazcık altın -veya gümüş- Olduğunu hatırladım OlOr:green'>da beni hayırOlOr:green'>da acele etmekten alıkOymasını istemedim ve derhal OlOr:green'>dağıtılmasını emrettim.”

Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-salât 18; Nesâî, Sehv 104 Buhârî’nin bir başka rivayetinde bu ifade şu şekildedir:

OOlOr:green'>daOlOr:green'>da, saOlOr:green'>daka (Olarak OlOr:green'>dağıtılacak) bir miktar altın -veya gümüş bırakmıştım. Onun gece evde kalmasını uygun görmedim.” Buhârî, Zekât 20

Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-salât 18; Nesâî, Sehv 104
14307

Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:

Uhud Savaşı’nOlOr:green'>da bir aOlOr:green'>dam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e:

Eğer öldürülürsem, nerede Olurum? diye sOrdu.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:

“Cennet’te” cevabını verdi.

Bunun üzerine aOlOr:green'>dam, (yemekte Olduğu) elindeki hurmaları fırlatıp attı; harbe OlOr:green'>daldı ve şehid düşünceye kaOlOr:green'>dar savaştı.

Buhârî, Meğâzî 17; Müslim, İmâre 143. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 31
14308

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir aOlOr:green'>dam geldi ve şöyle dedi:

Ey Allah’ın elçisi! Hangi saOlOr:green'>dakanın sevabı OlOr:green'>daha büyüktür?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

“Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, OlOr:green'>daha büyük zengin Olmayı düşlerken verdiğin saOlOr:green'>dakanın sevabı OlOr:green'>daha büyüktür. (Bu işi) can bOğaza gelip de “falana şu kaOlOr:green'>dar”, “filana bu kaOlOr:green'>dar” demeye bırakma. Zaten O mal vârislerden şunun veya bunun Olmuştur.”

Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92