Arama Sonuçları en en

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/266-en-en/5040

NoHadis MetniKaynak
14438

Hakîm ibn Hızâm(R)'dan: Peygamber (S) şöyle buyur­du: "Satıcı ile satın alıcı birbirlerinden'>en ayrılmadıkları müddetçe - yâhud şöyle dedi: Ayrılıncaya kadar - muhayyerliktedirler. Bunlardan herbiri doğru söyleyip (metâ'a ve bedele âid hususları) birbirine be­yân ederlerse, bu alışverişlerinde ken'>endilerine bereket ihsan olunur.

Eğer iki taraf (mal ve semen'>enin ayıbını) gizler de yalan söylerlerse, alış­verişlerin bereketi giderilir"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 34
14439

Ebû Hureyre(R)'den'>en: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Muhakkak insanlara Öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi eline geçirdiği malı halâldan mı, yoksa haramdan mı kazandığını düşünmeye­cektir"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 35
14441

Semure ibnu Cundeb (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Ben'>en bu gece ru'yâmda iki kişi gördüm; onlar bana geldiler, müteakiben'>en onlar ben'>eni düz bir yere çıkardılar. Birlikte yürüdük, nihayet kandan bir nehir üzerine geldik. O nehir içinde dikelmiş bir adam vardı. Nehrin kıyısında da bir adam vardı. Önünde bir takım taşlar vardı. Nehirdeki adam yüzerek sahile doğru gelip çıkmak isteyince, sahildeki adam onun çen'>enesine bir taş atıyor, nehirdekini eski yerine döndürüyordu. Çıkmak için sahile doğru gelmeye her teşeb­büs ettikçe, sahildeki hemen'>en onun çen'>enesine bir taş fırlatıyor, o da es­ki yerine dönüyordu. Ben'>en o iki meleğe:

— Bu nedir? dedim.

Meleklerden'>en biri: . 

— O nehirde gördüğün kimse ribâ yiyen'>endir, dedi"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 37
14442

Ebû Cuhayfe'nin oğlu Avn şöyle demiştir: Babam Ebû Cuhayfe'yi gördüm ki, o kan alıcı bir köle satın almıştı. Sonra Ebû Cuhayfe bu köleye emretti de, onun kan alma âletleri kırıldı. Ben'>en babamdan bu kırmayı sordum. O şöyle cevâb verdi: Peygamber (S) kö­pek bedelinden'>en, kan alma ücretinden'>en nehyetti. Döğün yapıcılıktan, döğünlen'>enmekten'>en, ribâ yiyiciliğinden'>en ve ribâ yediricilikten'>en de nehyet­ti. Suret yapıcı musavvire de la'net eyledi.

"Allah ribânın bereketini tamamen'>en giderir, sadakaları ise artırır. Allah (haramı halâl tanımakta ısrar eden'>en) çok kâfir, çok günahkâr hiçbir kimseyi sevmez" (ei-Bakara: 276).

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 38
14443

İbnu Şihâb ez-Zuhrî dedi ki: Saîd ibnu'l-Müseyyeb şöyle dedi: Ebû Hureyre (R) şöyle dedi: Ben'>en Rasûlullah(S)'tan kulağımla işittim; "Yemin, mal için sürüm ve revâc sebebi (sanılır; hakikatte) bereketin mahv sebebidir" buyuruyordu

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 39
14445

İbn Şihâb dedi ki: Bana Hüseyin'in oğlu Alî haber ver­di ki, ken'>endisine Alî'nin oğlu Hüseyin şöyle haber vermiştir: Alî aleyhi's-selâm şöyle demiştir: Bedir gazasında ganîmetten'>en payıma düşen'>en bir devem vardı. Peygamber de ganimet malının beşte birinden'>en bana bir deve vermiş idi. Rasûlullah'ın kızı Fâtıma aleyhi'sselâm ile evlen'>enmek istediğim zaman Kaynukaa' Yahûdîleri'nden'>en kuyumcu bir adamla, ben'>enimle beraber gidip ızhır otu getirmek üzere va'dleştim. Getirdiği­miz ızhır otunu kuyumculara satmayı ve bunun bedeliyle evlen'>enme zi­yafetinin masrafı hususunda yardım istemeyi düşündüm.

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 41
14446

îbn Abbâs(R)'tan (şöyle demiştir): Rasûlullah (S) şöy­le hitâb buyurdu: "Şübhesiz Mekke'yi Allah haram kılmıştır. Mek­ke ben'>enden'>en evvel hiçbir kimse için halâl olmadı, ben'>enden'>en sonra da hiçbir kimse için halâl olmayacaktır, O ancak bir günün bir saatinde ben'>enim için halâl olmuştur. Mekke'nin otu koparılmaz, ağacı kesilmez, av hayvanı ürkütülmez, Mekke'nin yitiği yerden'>en alınmaz, ancak sahibini arayıcı alabilir".

Abdulmuttalib'in oğlu Abbâs: Kuyumcularımız ve evlerimizin tavanları için ızhır müstesna olsun, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah: "Izhır müstesna" buyurdu.

İkrime: Av hayvanı ürkütülmez nedir bilir misin? O, hayvanı göl­geden'>en uzaklaştırman ve yerine konmandır, dedi.

Abdulvahhâb, Hâlid'den'>en: Kuyumcularımız ve kabirlerimiz için, diye söylemiştir

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 42
14447

Habbâb ibn Eret (R) şöyle demiştir: Ben'>en Câhiliyet dev­rinde bir kılıç yapıcı kimse idim. Ben'>enim Âs ibn Vâil üzerinde bir ala­cağım vardı. Bir gün alacağımı tahsil etmek üzere ona geldim. O bana:

— Sen'>en Muhammed'e küfretmedikçe sana borcumu vermem, dedi. Ben'>en de:

— Allah sen'>enin canını alıp sonra sen'>en diriltilmedikçe ben'>en Muham­med'e küfretmem, dedim.

Bu defa o:

— Öyle ise ben'>en ölünceye, sonra diriltilinceye, (âhiretle) bana mal ve oğul, kız verilinceye kadar sen'>en ben'>eni bırak da, sana borcumu orada vereyim, dedi.

Bunu müteâkib şu âyetler indi: "(Şu) âyetlerimizi inkâr eden'>en ve 'Bana elbette mal ve evlâd verilecektir diyen'>en adamı gördün mü? O gayba mı vâkıf, yoksa Rahman olan Allah nezdinde bir ahid mi edin­miş? - Hayır, Öyle değil. Biz onun söyleyegeldiği sözü yazar, azabını da uzattıkça uzatırız. Onun söyler olduğuna biz mîrâsçı olacağız ve o bize tek başına gelecektir" (Meryem: 77-80)

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 43
14448

en'>enes ibn Mâlik (R) şöyle diyordu: Bir terzi yapmış ol­duğu bir yemeğe Rasûlullah'ı da'vet etti. en'>enes ibn Mâlik dedi ki: Ben'>en de Rasûlullah'ın beraberinde bu yemeğe gittim. Terzi Rasûlullah'a bir mikdâr ekmek, bir mikdâr çorba yaklaştırdı. Çorbanın içinde ka­bak ve kuru et parçaları vardı. Yemek yerken'>en Peygamber'i gördüm ki, yemek çanağının etrafından kabak araştırıyordu. Yine en'>enes: Ar­tık o günden'>en i'tibâren'>en ben'>en kabağı sevmekten'>en bir an ayrılmadım, dedi

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 44
14449

Ebû Hazım dedi ki: Ben'>en Sehl ibn Sa'd(R)'dan işittim, şöyle dedi: Bir kadın Rasûlullah'a bir bürde getirdi. Sehl, yanındaki­lere hitaben'>en:

— Bürde nedir bilir misiniz? diye sordu.    

Onlar tarafından:

— Şemle'dir, ihrâm'dır, diye cevâb verildi.

 Sehl dedi ki:

—  Evet, o hen'>enüz dokunmuş (yen'>eni tezgâhtan çıkmış) ve ken'>enarı bile kesilmemiş bir kumaştı. Kadın: Yâ Rasûlullah! Bu bürdeyi ken'>en­di elimle dokudum, onu sana giydireceğim, dedi. Peygamber bürde­yi, ona bir ihtiyaclı olarak aldı. Sonra Peygamber bu bürdeyi izâr yapıp giymiş olduğu hâlde bizim yanımıza çıktı. Topluluktan bir kim­se: Ya Rasûlallah, onu bana giydir, dedi. Rasûlullah: Peki, diyerek mecliste oturdu. Sonra hücresine döndü ve o bürdeyi çıkarıp dürdükten'>en sonra' istemiş olan zâta yolladı. Bunun üzerine mecliste bulunan ce­mâat o isteyen'>en kimseye: Sen'>en bu işi güzel yapmadın. Peygamber'in hiçbir isteyen'>eni geri çevirmeyeceğini kat'î bildiğin hâlde, O'ndan bu bür­deyi istedin, diye serzen'>eniş ettiler. O zât da: Vallahi ben'>en onu başka sebebden'>en değil, ancak öleceğim günde ben'>enim kefen'>enim olması için is­tedim, dedi.

Sehl ibn Sa'd:

—  Hakîkaten'>en bu bürde o zâtın kefen'>eni oldu, demiştir

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 45