Arama Sonuçları da O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/28897-da-O/4340

NoHadis MetniKaynak
14409

Nu'mân ibnu Beşîr (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Halâl Olan şeyler bellidir. Haram Olanlar OlOr:green'>da belli­dir. Fakat halâl ile haram arasınOlOr:green'>da bir takım şübheli şeyler vardır. Her kim kendisince günâh Olması sezilen bir şeyi terk ederse O, harâmlığı apaçık Olan şeyi OlOr:green'>daha çOk terkedici Olmuştur. Her kim gü­nâh Olması şübheli Olan şeye cür'et ederse, bu OlOr:green'>da harâmlığı apaçık Olan şeylere OlOr:green'>dalmağa yaklaşmıştır. Ma'siyetler (haramlar) Allah'ın kOrusudur. Her kim sürüsünü kOrunmuş arazî etrafınOlOr:green'>da Otlatırsa, O kOruluğa düşmesi yakın Olur"

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 5
14410

Ukbetu'bnu'l-Hâris(R)'ten (şöyle demiştir): Siyah bir ka­dın geldi de, Ukbe'yi ve Ukbe'nin evlendiği kadını emzirdiğini iddia etti. Akabinde Ukbe bu emzirilmeyi Peygamber'e zikretti. Peygam­ber Ukbe'den yüz çevirip tebessüm ederek: "(Senin, evlendiğin kadınla süt kardeşi bulunduğun) söylenmiş Olduğu hâlde (Onunla temasın) nasıl Olur?!" buyurdu. Ukbe'nin nikâhı altınOlOr:green'>da Ebû îhâb ibn Azîze't-Temîmî'nin kızı (Guneyye) vardı

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 6
14411

Âişe (R) şöyle demiştir; Utbe ibnu Ebî Vakkas, karde­şi Sa'd ibnu Ebî Vakkas'a vasiyet edip:

— Zem'a'nın cariyesinin Oğlu (Abdurrahmân), benim sulbümdendir, Bu çOcuğu al, demiştir.

Âişe dedi ki: Mekke'nin fethi yılı Olup Mekke'ye varıldığınOlOr:green'>da, Sa'd ibnu Ebî Vakkas bu çOcuğu yakaladı ve:

— Bu, kardeşim Utbe'nin Oğludur. Bunun nesebinin kendisine katılması hususunOlOr:green'>da bana vasiyet etmiştir, dedi.

Bunun zerine Abd ibnu Zem'a ayaklanıp:

— Bu, benim kardeşimdir; babamın cariyesinin Oğludur, baba­mın döşeği üstünde dOğmuştur, dedi.

Her iki taraf bu niza' ve husûmetlerini Peygamber'e sevk ettiler. Sa'd ibn Ebî Vakkas:

— Yâ Rasûlailah! Bu çOcuk, kardeşim Utbe'nin Oğludur. Nese­binin kendisine katılması hususunOlOr:green'>da bana vasiyette bulunmuştu, dedi.

Abd ibnu Zem'a OlOr:green'>da:

— Bu, benim kardeşimdir; babamın cariyesinin Oğludur, baba­mın döşeği üstünde dOğmuştur, dedi.

Rasûlullah (S):

—  "Yâ Abd ibne Zem'a! Bu (Abdurrahmân), senin (kardeşin)dir" buyurdu.

SOnra OlOr:green'>da:

—  "ÇOcuk döşek sahibinindir. Zina eden erkeğe de mahrumi­yet düşer" dedi.

SOnra Peygamber husûmet sebebi Olan bu çOcuğun sîmâca Utbe'ye benzediğini görerek eşi Şevde bintu Zem'a'ya hitaben:

—   "Ey Sevde! BunOlOr:green'>dan sOnra sen de bu Abdurrahmân'OlOr:green'>dan perdelen" buyurdu.

Artık bunOlOr:green'>dan sOnra bu Abdurrahmân, Sevde Allah'a kavuşun­caya kaOlOr:green'>dar, Sevde'yi açık Olarak görmemiştir

 
Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 7
14412

Adiyy ibn Hatim (R) şöyle demiştir: Ben Peygambere mı'râd(avın)OlOr:green'>dan sOrdum. Peygamber (S):

—  "Mı'râd sivri tarafıyla isabet ettiği zaman O avı ye. Enli tara­fıyla isabet ettiği ve öldürdüğü zaman, artık O av hayvanını yeme. Çünkü Okun enli tarafıyle vurulan hayvan vaktzedir (sOpa ile vurul­muş Olup, haramdır)" buyurdu.

Ben bu sefer:

—Yâ Rasûlallah! Ben av köpeğimi Bismillah diyerek salıyOrum. Akabinde avın üzerinde Onun beraberinde üstüne Besmele çekmedi­ğim başka bir köpek buluyOrum ve O avı bu iki köpekten hangisinin yakaladığını bilemiyOrum? dedim.

Rasûlullah:

—  "Sen O avı yeme! Çünkü sen ancak kendi köpeğin üzerine Bismillah dedin, diğer köpek üzerine Bismillah demedin!" buyurdu

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 8
14413

Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) bir keresînde yerde düşürülmüş bir hurmaya tesadüf etti de: "Şu hur­manın saOlOr:green'>daka malınOlOr:green'>dan Olmadığını bileydim, muhakkak Onu yerdim" buyurdu.

Ve Hemmâm, Ebû Hureyre'den; O OlOr:green'>da Peygamberden söyledi ki, Peygamber (S): "Bâzı defa gece ailemin yanma yatmağa geldi­ğimde yatağımın üstüne düşmüş bir hurma bulurum, yemek üzere ağzıma götürürüm de, sOnra saOlOr:green'>daka malı OlmasınOlOr:green'>dan kOrkarak elimden bırakırım. Onun saOlOr:green'>daka hurması Olmadığını yakînen bilseydim mu­hakkak yerdim" buyurmuştur

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 9
14414

Abbâd ibnu Temîm'in amcası Abdullah ibnu Zeyd el-Mâzinî şöyle demiştir: Bir kimsenin namaz kılarken gönlünde abdestinin bOzulduğu hakkınOlOr:green'>da bir vesvese hisseder Olduğu Peygamber'e şikâyet tarzınOlOr:green'>da arz Olundu OlOr:green'>da:

—  O zât namazı kesip bOzar mı? denildi. Peygamber (S):

—  "Hayır, bir ses işitmedikçe yâhud bir kOku duymadıkça na­mazı kesmez" diye cevâb verdi.

Ve Muhammed ibn Ebî Hafsa, ez-Zuhrî'den söyledi ki, O: Abdest al­mak ancak kOku duyduğun yâhud ses işittiğin hâllerde Olur, demiştir

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 10
14416

Câbir ibn Abdullah (R) şöyle demiştir: Biz (bir defa) Peygamber (S) ile birlikte cuma namazı kılarken Şam'OlOr:green'>dan yiyecek yüklü bir kervan geldi. Cemâat birer birer kervan kafilesine dOğru yönelip Oniki kişi kalıncaya kaOlOr:green'>dar hep OlOr:green'>dağıldılar. İşte bu­nun üzerine şu âyet indi:

"Onlar bir ticâret yâhut bir Oyun, bir eğlence gördükleri zaman Ona yönelip OlOr:green'>dağıldılar, seni ayakta bıraktılar. Deki: Allah nezdindeki (sevâb mü'minler için) eğlenceden de, ticâretten de hayırlıdır. Allah rızk verenlerin en hayırlısıdır" (ei-cumua: ıi)

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 12
14417

Ebû Hureyre(R)'den (şöyle demiştir): Peygamber (S):

"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, O devirde kişi ele geçir­diği malı halâlOlOr:green'>dan mı, yOksa haramOlOr:green'>dan mı kazandığına hiç aldırmaz" buyurmuştur

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 13
14418

Ebu'l-Minhâl şöyle dedi: Ben sarraflıkta ticâret yapar­dım. Zeyd ibn Erkam'a sOrdum. O: Peygamber (S) şöyle buyurdu... dedi.

H îbn Cureyc şöyle dedi:Bana Amr ibnu Dînâr ile Âmir ibnu Mıs'ab haber verdiler. Bu ikisi Ebu'l-Minhâl'den şöyle derken işitmişlerdir: Ben el-Berâ ibn Âzib'e ve Zeyd ibn Erkam'a sarraflıktan sOrdum. İkisi de şöyle dediler:Biz Rasûlullah zamanınOlOr:green'>da iki tacir idik. Rasûlullah'a sarraflıktan sOrduk. Rasûlullah (S): "(Bir mecliste) bir elden bir ele verilir alınırsa be's yOktur. Eğer va'de ile Olursa sahîh Olmaz" buyurdu.

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 14
14419

Bize İbnu Cureyc haber verip şöyle dedi: Bana Atâ ibn Ebî Rebâh Ubeyd ibnu Umeyr'den şöyle haber verdi: Ebû Mûsâ el-Eş'ârî, Umer ibnu'l-Hattâb'ın yanına girmek için izin istedi de Ona izin verilmedi. Ve Umer O sıraOlOr:green'>da meşgûliyetli Olsa gerekti. Bunun üze­rine Ebû Mûsâ geri döndü. Umer meşguliyetten kurtulunca (Ebû Mûsâ'yı kasdederek):

— Ben Abdullah ibn Kays'ın sesini işitmedim mi? Ona izin veri­niz de gelsin, demiş.

Fakat:

—  Ebû Mûsâ gitti, denilmiş.

Umer Ebû Musa'yı çağırtıp dönüşünün sebebim sOrunca, O:

—  Biz bununla (yânı izin verilmeyen, kapıOlOr:green'>dan dönmekle) emrOlunuyOrduk, dedi.

Bunun üzerine Umer:

— Rasûlullah'ın böyle emrettiğine dâir beyyine getireceksin! dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsâ, Ensâr meclisine gitti de, OnlarOlOr:green'>dan bu emri bileni istedi. Ensâr:

— Bu mes'ele üzerine sana büyüklerimizin şâhidliğine ihtiyâç yOk; bunu en küçüğümüz (meselâ) Ebû Saîd Hudrî (bile bilir) muhakkak şehâdet eder, dediler.

Akabinde Ebû Mûsâ, Ebû Saîd Hudrî'yi Umer'e götürdü (O OlOr:green'>da Peygamber'in emrini anlattı). Umer:

— Rasûlullah'ın emrinden bu geri dönme mes'elesi-bana kapalı mı kaldı? (Öyle ya) çarşılara, pazarlara çıkıp alışveriş etmek beni alı­kOymuş, rneşgûl etmiştir, dedi

Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 15