Arama Sonuçları da O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/28897-da-O/4320

NoHadis MetniKaynak
14388

Bize Hammâd ibn Zeyd, Yahya ibn Saîd'den; O OlOr:green'>da Ubeyd ibn Huneyn'den; O OlOr:green'>da İbn Abbâs'tan tahdîs etti ki, Umer ibnu'l-Hattâb (R) şöyle demiştir: Ensâr'OlOr:green'>dan (Evs ibn Havlî isminde) bir aOlOr:green'>dam vardı. O, Rasûlullah'tan ayrı ve uzakta bulunduğu zaman ben Rasûlullah'ın meclisinde hazır bulunur ve O gün Rasûlullah'tan Olacak söz, fiil ve hâlleri Ona getirirdim. Ben Rasûlullah'm meclisinden uzakta kaldığım zaman ise, O zât, Rasûlullah'ın meclisinde hazır bulunur ve O gün Rasûlullah'tan meyOlOr:green'>dana gelen söz, fiil ve hâlleri bana getirirdi

Umer ibnu'l-Hattâb
14389

Bize Şu'be, Zubeyd'den; O OlOr:green'>da Sa'd ibn Ubeyde'den; O OlOr:green'>da Ebû Abdirrahmân'OlOr:green'>dan; O OlOr:green'>da Alî(R)'den şöyle tahdîs etti. Peygam­ber (S) bir asker birliği hazırlayıp başlarına bir aOlOr:green'>damı kumanOlOr:green'>dan ta'yîn etti. YOlOlOr:green'>da Odun tOplatıp ateş yaktırdı OlOr:green'>da askerlere:

—  Bu ateşin içine girin! dedi.

OnlarOlOr:green'>dan bir kısmı ateşe girmek istediklerinde, diğerleri:

—  Biz ateşten kaçıp Rasûlullah'a sığınmış kimseleriz! dediler. Seferden dönüşte bu hâdiseyi Peygamber'e zikrettiklerinde, Pey­gamber ateşe girmek isteyenler için:

—  "Eğer ateşe girmiş Olsalardı, kıyamet gününe kaOlOr:green'>dar ateşten bir OlOr:green'>daha ayrılmazlardı" buyurdu.

Diğerlerine hitaben de:

—  "Ma'siyet hakkınOlOr:green'>da kula itaat yOktur. îtâat ancak ma'rufta­dır (ma'kûl ve meşru' Olan emirler hakkınOlOr:green'>dadır)" buyurdu

Hz. Alî
14390

Ebû Hureyre (R) şöyle de­miştir: Bizler Rasûlullah'ın huzurunOlOr:green'>da bulunduğumuz sıraOlOr:green'>da birden bedevilerden bir aOlOr:green'>dam ayağa kalktı ve:

— Yâ Rasûlallah! Benim için Allah'ın Kitabı ile hükmet! dedi. Akabinde Onun muhâsımı Olan kimse de ayağa kalktı ve:

— Yâ Rasûlallah, hasmım dOğru söyledi. Sen Onun için Allah'ın Kitabı ile hükmet ve söz söylemek üzere bana izin ver! dedi.

Peygamber (S) de Ona:

—  "Sözünü söyle!" buyurdu. O OlOr:green'>da şöyle dedi:

— Benim Oğlum, bu a'râbî'nin yanınOlOr:green'>da asîf, yânî ücretle çalı­şan bir kimse idi. Oğlum bunun karısıyle zina etmiş. İnsanlar bana Oğlum üzerine taşlanmak cezası Olduğunu haber verdiler. Ben bu aOlOr:green'>da­ma Oğlum adına yüz kOyun ve bir de cariyeyi fidye vererek, Oğlumu bu cezaOlOr:green'>dan kurtardım. BunOlOr:green'>dan sOnra ben bu mes'eleyi ilim ehlinden sOrdum. Onlar OlOr:green'>da bana, Onun karısı üzerine taşlama cezası düştüğü­nü, benim Oğluma OlOr:green'>da ancak yüz deynek vurulma ile bir yıl gurbete sürgün edilmek cezası Olduğunu haber verdiler! dedi.

Rasûlullah OlOr:green'>da:

— "Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ben sizin aranızOlOr:green'>da elbette Allah 'in Kitabı ile hükmedeceğim: Câriye ile kOyunları kendi sahibine geri veriniz. Senin Oğluna gelince; Onun üzerinde yüz deynek cezası ve bir yıl gurbete sürgün edilme cezası vardır" buyurdu.

BunOlOr:green'>dan sOnra Eşlem kabilesinden bir aOlOr:green'>dam Olan Uneys'e de.

— "Sana gelince yâ Uneys! Sen de bu aOlOr:green'>damın karısına git! Tahki­kini yap, eğer kadın suçunu itirâf ederse, Onu recm et!" buyurdu.

Râvî: Uneys O kadına gitti, kadın OlOr:green'>da suçunu i'tirâf etmesi üzeri­ne, Uneys Ona taşlama cezası uyguladı, demiştir.

14391

Bize Alî ibnu Abdillah el-Medînî tahdîs etti. Bize Sufyân ibnu Uyeyne tahdîs etti. Bize Muhammed ibnu'l-Munkedir tahdîs edip şöyle dedi: Ben Câbir ibn AbdilIah(R)'tan işittim, şöyle dedi: Pey­gamber (S) Hendek günü insanlarOlOr:green'>dan (düşmanın haberini bana kim getirir diye) çağırıp istedi. Peygamber'in bu OlOr:green'>da'vet ve isteğine ez-Zubeyr icabet etti. SOnra Peygamber insanlarOlOr:green'>dan bunu tekrar istedi. Bu isteğe de ez-Zubeyr ibnu'I-Avvâm icabet etti. SOnra yine insan­larOlOr:green'>dan bunu yapacak kimse istedi. Bu sefer de yine ez-Zubeyr icabet etti. Bunun üzerine Peygamber:

— "Her peygamberin bir havarisi vardır, benim havarim, natıs yardımcım ise ez-Zubeyr'dir" buyurdu

Sufyân ibn Uyeyne: Ben bu hadîsi İbnu'l-Munkedir'den belle­dim, dedi.

Eyyûb es-Sahtıyânî de İbnu'l-Munkedir'e künyesiyle hitâb ederek:

— Yâ Ebâ Bekr! Sen insanlara Câbir'den hadîs söyle. Çünkü tOpluluk senin Câbir'den hadîs söylemenden hOşlanıyOrlar, dedi.

Bunun üzerine Îbnu'l-Munkedir de mecliste bulunanlara:

— Ben Câbir'den işittim, ben Câbir'den işittim, diyerek dört hadîsnarasını arka arkaya uladı.

Alî ibnu'l-Medînî dedi ki: Ben Sufyân ibn Uyeyne'ye:

— Sufyân es-Sevrî "Hendek günü" yerine "Kurayza günü" şek­linde söylüyOr, dedim.

İbnu Uyeyne:

— Ben Îbnu'l-Munkedir'den bunu senin "Hendek günü" Otu­ruşun gibi kesin Olarak bu lafızla belledim, dedi.

Sufyân ibn Uyeyne:

O, bir gündür, yânî "Hendek günü" ile "Kurayza günü" bir günden ibarettir, dedi ve bunu söylerken Sufyân ibnu Uyeyne gülüm­sedi

Câbir ibn AbdilIah
14392

Bize Şu'be, Hâlid ibn Mıhrân el-Hazzâ'OlOr:green'>dan; O OlOr:green'>da Ebû Kılâbe'den; O OlOr:green'>da Enes(R)'ten tahdîs etti ki, Peygamber (S):

— "Her peygamberin, ümmetinin güvendiği emîn bir kimsesi var­dır. Ve şu bizim ümmetimizin emînide Ebü Ubeyde'dir" buyurmuş­tur

Hz. Enes
14393

Bize Hammâd ibn Zeyd, Eyyûb es-Sahtiyânî'den; O OlOr:green'>da Ebû Usmân'OlOr:green'>dan; O OlOr:green'>da Ebû Mûsâ eI-Eş'arî(R)'den şöyle tahdîs etti: Peygamber (S) bir bustâna girdi de bana, kapıyı bekleyip kOrumamı emretti. Biraz sOnra bir aOlOr:green'>dam geldi de Peygamberin yanına girmek için izin istedi. Ben bu isteği Peygamber'e zikrettim. Peygamber:

—  "Ona girmeğe izin ver ve Onu cennetle müjdele!" buyurdu. Bu gelen Ebû Bekr idi. SOnra Umer geldi. Peygamber:

—  "Ona OlOr:green'>da izin ver ve Onu OlOr:green'>da cennetle müjdele!" buyurdu. SOnra Usmân geldi. Peygamber:

—  "Ona OlOr:green'>da izin ver ve Onu OlOr:green'>da cennetle müjdele!" buyurdu

Ebû Mûsâ eI-Eş'arî
14394

Bize Süleyman ibn Bilâl, Yahya ibn Saîd'den; O OlOr:green'>da Ubeyd ibn Huneyn'den tahdîs etti. O İbn Abbâs'tan işitti ki, Umer (R) şöyle demiştir: Ben (kadınlarınOlOr:green'>dan ayrı bir yere çekildiği zaman) geldim de Rasûlullah'ı yüksekçe bir OOlOr:green'>da içinde buldum. Rasûlullah'ın bulunduğu OOlOr:green'>danın merdiveni başınOlOr:green'>da Rebâh isminde siyah bir hiz­metçisi vardı. Ona:

— Rasûlullah'a söyle, bu gelen Umeru'bnu'l-Hattâb'dır! dedim. Akabinde Rasûlullah bana içeri girmeme izin verdi...

İbn Abbâs
14395

İbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Ubeydullah ibnu Abdillah ibn Utbe haber verdi, Ona OlOr:green'>da İbn Abbâs (R) şöyle haber ver­miştir: Rasûlullah (S) bir mektubunu Kisrâ'ya gönderdi. Ve mektubu götüren Abdullah ibn Huzâfe'ye, mektubu Bahreyn'in büyük emîrine vermesini emredip, Bahreyn'in büyük emîri de mektûbu Kisrâ'ya gönderir buyurdu.

Bahreyn emîri vâsıtasıyle Peygamber'in OlOr:green'>da'vet mektubu Kisrâ'­ya verildiğinde, Kisrâ, mektubu Okuyup yırtmıştır.

İbn Şihâb dedi ki: Ben Saîd ibnu'l-Müseyyeb'in: "Bu haber ken­disine erişince, Rasûlullah (S), Kisrâ'nın mülkünün tamâmiyle par­çalanmasına duâ etti" dediğini sanıyOrum, demiştir

İbn Abbâs
14396

Bize Seleme ibnu'l-Ekva' (R) şöyle tahdîs etti: Rasûlullah (S) Eşlem kabilesinden (ismi Hind ibn Esma ibn Harise Olan) bir aOlOr:green'>dama, kavminin içinde yâhud insanların içinde âşûrâ günü gündüzleyin:

— "Her kim (gündüzün evvelinde) yemek yediyse, gününün ka­lanını yemiyerek tamamlasın. Birşey yememiş Olan kimse de Orucu­nu tutsun!" diye i'lân ettirdi

Seleme ibnu'l-Ekva
14397

Bize Şu'be tahdîs etti ki, Ebû Cemre Nasr ibnu İmrân ed-OlOr:green'>dab'î şöyle demiştir: İbn Abbâs (R) beni kendi serîri üzerine Otur­turdu. O bana şöyle derdi: Abdu'1-Kays elçileri (Bahreyn tarafların­OlOr:green'>dan) Rasûlullah'ın huzuruna geldikleri zaman:

—  "Hey'et kimlerdendir?" diye sOrdu. Onlar:

—  Biz Rabîa kabîlelerindeniz, dediler. Rasûlullah (S):

—  "HOş geldiniz! Allah sizi utandırmasın, pişman etmesin!" buyurdu.

Bunun üzerine Onlar:

— Yâ Rasûlallah! Seninle bizim aramızOlOr:green'>da kâfir Olan MuOlOr:green'>dar ka­bileleri vardır. O hâide bize kestirme birşey emret de, O sebeble biz­ler cennete girelim ve Onu arkamızOlOr:green'>da kalanlarımıza haber verelim! dediler.

Bu araOlOr:green'>da Rasûlullah'a içkileri de sOrdular. Rasûlullah Onları dört şeyden nehyetti ve dört şeyi de emretti: Onlara yalnız Allah'a îmân ile emrettikten sOnra:

—  "Yalnız Allah'a îmân etmek ne demektir, bilir misiniz?" di­ye sOrdu.

Onlar:

— Allah ve Rasûlü en iyi bilendir! dediler. Rasûlullah:

—  "Ortaksız ve yalnız Olarak Allah'tan başka ilâh Olmadığına ve Muhammed'in Allah 'in Rasûlü Olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek -râvî dedi ki: Zannederim ki, buraOlOr:green'>da rama­zân Orucu OlOr:green'>da vardır-, ganimetlerden beşte birini vermenizdir" buyur­du.

Ve Onları dört şeyden: Dubba'OlOr:green'>dan, hantem'den, muzeffet'ten ve nakîr (denilen kaplara hurma yâhud üzüm şırası kOymak)OlOr:green'>dan neh­yetti. Bazen İbn Abbâs'm "Muzeffet" yerine "Mukayyer" dediği de vardır.

Rasûlullah:

— "Bunları ezberleyin ve bunları gerinizde bıraktığınız kavim ve kabilelerinize tebliğ ediniz!" buyurdu

İbn Abbâs