Açılır Menü
HadisAraBul.com
Son Eklenen 100 Hadis
Ravilerine Göre Hadisler
Hadislerde Arama Yap
Arama Sonuçları
bulu p
Hızlı Erişim Linki:
https://www.hadisarabul.com/hadisbul/49858-bulu-p/180
No
Hadis Metni
Kaynak
14367
<
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Ebû Muhammed Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e benim şöyle dediğim haber verilmiş:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Allah’a yemin ederim ki, yaşadığım sürece gündüzleri muhakkak oruç tutu
p
, geceleri de ibâdet ve tâatle uyanık geçireceğim. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:
p
> “Bunları söyleyen sen misin?” diye sordu. Ben de kendisine: Anam babam sana feda olsun, ya Resûlallah! Evet, ben böyle söylemiştim,dedim. Buyurdular ki: “Sen buna güç yetiremezsin. Hem oruç tut, hem iftar et; hem uykunual, hem ibadet et; her aydan üç gün oruç tut; çünkü her iyiliğe on misli ecir ve seva
p
vardır. Bu ise bütün zamanını oruçlu geçirmek gibidir.” Bunun üzerine ben: Bunun daha çoğunu ya
p
maya gücüm yeter, dedim.
p
eygamber Efendimiz: “O halde bir gün oruç tut, iki gün tutma” buyurdu. Ben: <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">- Ama ben bundan daha fazlasını ya
p
abilirim, deyince Resûl-i Ekrem:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">– “Öyleyse bir gün oruç tut, bir gün tutma; bu Dâvûd aleyhisselâm’ın orucu olu
p
, oruçların en ölçülü olanıdır” buyurdular.
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Bir başka rivayette: “Bu, oruçların en faziletlisidir” şeklindedir. Ben:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">- Bundan daha faziletlisine de gücüm yeter, dedim.
p
eygamberimiz:
p
> “Bundan daha faziletlisi yoktur” buyurdu. <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tavsiye etmiş olduğu, ayda üç gün orucu kabul etmem, bana ehlimden ve malımdan daha sevimli olacakmış.
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Bir rivayete göre:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">“Senin gündüzleri oruçlu, geceleri uyanık geçirdiğin bana haber verilmedi mi sanıyorsun?” buyurmuştu. Ben de:
p
> Elbette haber verilmiştir, yâ Resûlallah! dedim. Bunun üzerine: “Böyle ya
p
ma, bazı kere oruç tut, bazan tutma; gece hem uyu, hem deteheccüde kalk. Şü
p
hesiz senin üzerinde vücudunun hakkı vardır, iki gözünün hakkı vardır, hanımının hakkı vardır, ziyaretçilerinin hakkı vardır. Şü
p
hesiz her aydan üç gün oruç tutman sana yeter. Çünkü senin için her iyiliğin on misli karşılığı vardır; bu da bütün zamanının oruçlu olması demektir.” Abdullah der ki: Ben artırdıkça iş aleyhime döndü. Sonra ben: Yâ Resûlallah! Ben kendimde güç ve kuvvet
bulu
yorum, dedim.Buyurdular ki: “O halde Allah’ın Nebisi Dâvûd’un orucunu tut, daha fazlasını ya
p
ma.” Dâvûd orucu nedir? diye sordum. “Senenin yarısını oruçlu geçirmektir” buyurdu. <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Abdullah yaşlandıktan sonra:
p
> Keşke Allah’ın Resûlü’nün ruhsatını kabul etmiş olsaydım, der dururdu. <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Bir başka rivayet şöyledir:
p
> “Senin bütün günleri oruçlu geçirdiğinden ve her gece Kur’an’ıokuduğundan haberdar olmadığımı mı sanıyorsun?” Bunun üzerine ben: Elbette haberdarsındır, yâ Resûlallah! Fakat ben bununla sadece hayraulaşmayı diliyorum, dedim.
p
eygamber Efendimiz: “Allah’ın Nebîsi Dâvûd’un orucunu tut, çünkü o insanların en çokibadet edeni idi. Ayda bir defa da Kur’an’ı hatmet” buyurdu. <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Ben ise:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">- Ya Resûlallah! Benim bundan daha fazlasına gücüm yeter, dedim.
p
eygamberimiz:
p
> “O halde yirmi günde bir hatmet” buyurdu. Ben yine: Ya Resûlallah! Bundan daha fazlasını ya
p
abilirim, dedim. O: “Öyleyse on günde bir hatmet” buyurdu. Ben tekrar: Bundan daha fazlasına gücüm yeter, yâ Nebîyyallah! diye ısrar edince: “Şu halde yedi günde bir hatim ya
p
, artık bunun üzerine artırma”buyurdular. Ben artırdıkça, aleyhime artırıldı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki: “Şü
p
hesiz ki sen bilmiyorsun, belki ömrün uzun olur?”Abdullah İbni Amr der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’ in bana söylediği hale döndüm. İhtiyarlayınca, onun ruhsatını kabul etmiş olmayı çok arzu ettim. <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Bir başka rivayette ise şöyledir:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">“Senin çocuklarının da senin üzerinde hakları vardır.” Bir diğer rivayette:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">“Bütün zamanını oruçlu geçirenin orucu yoktur.” Bu sözünü üç defa tekrarladı.
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Bir diğer rivayette:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">“Allah’a en sevimli olan oruç, Dâvûd aleyhisselâm’ın orucudur. Allah’a en sevimli namaz da Dâvûd aleyhisselâm’ın namazıdır. Dâvûd aleyhisselâm gecenin yarısını uyuyarak geçirir, sonra üçte birinde namaz için kalkar, altıda birinde yine uyurdu. Bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığında kaçmazdı.” Başka bir rivayet de şu şekildedir:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Abdullah şöyle demiştir:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Babam beni soyca üstün bir hanımla evlendirdi. Zaman zaman gelininin yanına gelir gider, ona beni sorarmış. O da dermiş ki:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">- O ne iyi erkektir, evine geldiğimden beri yatağıma ayak basmadı, ne halde olduğumu da araştırmadı.
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Vaziyet böyle devam edi
p
gidince, babam durumu Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e anlatmış,
p
eygamberimiz:
p
> “Onu benimle görüştür” buyurmuş. Daha sonra ben Resûl-i Ekrem ile karşılaştım. Bana: “Nasıl oruç tutuyorsun?” diye sordu. Ben de: Her gün, dedim. Sonra: “Nasıl hatim ya
p
ıyorsun?” dedi. Ben: Her gece, diye ceva
p
verdim. <
p
>Abdullah İbni Amr daha önce geçen konuşmalarının benzerini anlattı. O, geceleyin rahat etmek için, okuduğu Kur’an’ın yedide birini, gündüz aile fertlerinden birine okuyu
p
dinletirdi. Güçlü ve kuvvetli olmak istediğinde, bir kaç gün oruç tutmazdı. Sonra oruç tutmadığı günleri sayar, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e verdiği sözden caymış olmamak için, tutamadığı günler kadar orucu kazâ ederdi.
p
>
Buhârî, Savm 55, 56, 57, Teheccüd 7, Enbiyâ 37, Nikâh 89; Müslim, Sıyâm 181-193
14368
<
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kâti
p
lerinden Ebû Rib’î Hanzala İbni Rebî‘ el-Üseydî şöyle demiştir:
p
> <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Ebû Bekir benimle karşılaştı ve bana:
p
> Nasılsın, ey Hanzala? diye sordu. Ben de: - Hanzala münafık oldu, dedim. Ebû Bekir: Sübhânellah, sen ne diyorsun? dedi. Ben cevaben dedim ki: Bizler, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında
bulu
nuyoruz. Bize cennet ve cehennemden bahsediyor, sanki gözlerimizle görüyormuşuz gibi oluyoruz. Onun huzurundan ayrılı
p
çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce, çok şeyi unutuyoruz. <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">Ebû Bekir radıyallahu anh dedi ki:
p
> Allah’a yemin ederim ki, biz de benzeri şeylerle karşı karşıyayız. Ben veEbû Bekir birlikte yola düştük ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in huzuruna girdik. Ben: Ya Resûlallah! Hanzala münafık oldu, dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : <
p
style="margin-left:0.1
p
t; margin-right:43.7
p
t; text-align:justify">– “Bu ne demek?” dedi. Ben:
p
> Ya Resûlallah! Senin yanında
bulu
nuyoruz, bize cennet ve cehennemdenbahsediyorsun; sanki onları gözümüzle görüyor gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkı
p
da çoluk çocuğumuzun yanına ve işimizin başına dönünce, çoğunu unutuyoruz, dedim. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : <
p
>“Nefsimi gücü ve kudretiyle elinde
bulu
nduran Allah’a yemin ederimki, şayet siz, benim yanımda
bulu
nduğunuz hâl üzere devam edi
p
zikir üzere olabilseydiniz, yataklarınızda ve yollarınızda melekler sizinle musafaha ederlerdi. Fakat ey Hanzala, bir saatinizi ibadete, bir saatinizi de dünya işlerinize ayırınız” buyurdu ve bu sözünü üç defa tekrarladı
p
>
Müslim, Tevbe 12-13. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 59
14385
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">el-Berâ ibn Âzib (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) Medine'ye hicret edi
p
geldiğinde onaltı yâhud onyedi ay Kudüs'teki Bey-tu'l-Makdis tarafına doğru namaz kıldırdı. Fakat her zaman kıblesinin Ka'be'ye karşı döndürülmesini arzu eder dururdu (ve bu arzusunu gökyüzüne bakarak Yüce Allah'a karşı izhâr eylerdi). Bunun üzerine Yüce Allah: "Biz, yüzünü çok kere göğe doğru eviri
p
çevirdiğini muhakkak görüyoruz. Şimdi seni her hâlde hoşnûd olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. (Namazda) yüzünü artık Mescidi Haram tarafına çevir. Siz de nerede
bulu
nursanız yüzlerinizi o yana döndürünüz..." (ei-Bakara: 144) âyetini indirdi. Bu suretle kıble, Ka'be tarafına yöneltildi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">O gün sâhâbîlerden bir zât ikindi namazım
p
eygamber'le beraber Ka'be'ye doğru kılmıştı. Bu zât sonra (ertesi gün sabah vakti) Medîne'den çıktı ve Küba'da sabah namazı kılmakta olan bir Ensâr cemâatine uğradı. Bunların Kudüs'e doğru namaz kıldıklarım görünce, namâzdakilere:
p
eygamber'le beraber namaz kıldığını ve
p
eygamber'in Kabe'ye yöneltildiğini ve kendilerinin ikindi namazında rukû'da iken Ka'be'ye doğru döndüklerini şehâdet suretiyle haber verdi. Kubâ halkı da Şam'a doğru namaz kılarlarken Ka'be tarafına yönediler
p
>
el-Berâ ibn Âzib
14388
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bize Hammâd ibn Zeyd, Yahya ibn Saîd'den; o da Ubeyd ibn Huneyn'den; o da İbn Abbâs'tan tahdîs etti ki, Umer ibnu'l-Hattâb (R) şöyle demiştir: Ensâr'dan (Evs ibn Havlî isminde) bir adam vardı. O, Rasûlullah'tan ayrı ve uzakta
bulu
nduğu zaman ben Rasûlullah'ın meclisinde hazır
bulu
nur ve o gün Rasûlullah'tan olacak söz, fiil ve hâlleri ona getirirdim. Ben Rasûlullah'm meclisinden uzakta kaldığım zaman ise, o zât, Rasûlullah'ın meclisinde hazır
bulu
nur ve o gün Rasûlullah'tan meydana gelen söz, fiil ve hâlleri bana getirirdi
p
>
Umer ibnu'l-Hattâb
14390
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Bizler Rasûlullah'ın huzurunda
bulu
nduğumuz sırada birden bedevilerden bir adam ayağa kalktı ve:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Yâ Rasûlallah! Benim için Allah'ın Kitabı ile hükmet! dedi. Akabinde onun muhâsımı olan kimse de ayağa kalktı ve:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Yâ Rasûlallah, hasmım doğru söyledi. Sen onun için Allah'ın Kitabı ile hükmet ve söz söylemek üzere bana izin ver! dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">
p
eygamber (S) de ona:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Sözünü söyle!" buyurdu. O da şöyle dedi:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Benim oğlum, bu a'râbî'nin yanında asîf, yânî ücretle çalışan bir kimse idi. Oğlum bunun karısıyle zina etmiş. İnsanlar bana oğlum üzerine taşlanmak cezası olduğunu haber verdiler. Ben bu adama oğlum adına yüz koyun ve bir de cariyeyi fidye vererek, oğlumu bu cezadan kurtardım. Bundan sonra ben bu mes'eleyi ilim ehlinden sordum. Onlar da bana, onun karısı üzerine taşlama cezası düştüğünü, benim oğluma da ancak yüz deynek vurulma ile bir yıl gurbete sürgün edilmek cezası olduğunu haber verdiler! dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Rasûlullah da:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Nefsim elinde
bulu
nan Allah'a yemin ederim ki, ben sizin aranızda elbette Allah 'in Kitabı ile hükmedeceğim: Câriye ile koyunları kendi sahibine geri veriniz. Senin oğluna gelince; onun üzerinde yüz deynek cezası ve bir yıl gurbete sürgün edilme cezası vardır" buyurdu.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bundan sonra Eşlem kabilesinden bir adam olan Uneys'e de.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Sana gelince yâ Uneys! Sen de bu adamın karısına git! Tahkikini ya
p
, eğer kadın suçunu itirâf ederse, onu recm et!" buyurdu.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Râvî: Uneys o kadına gitti, kadın da suçunu i'tirâf etmesi üzerine, Uneys ona taşlama cezası uyguladı, demiştir.
p
>
14391
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bize Alî ibnu Abdillah el-Medînî tahdîs etti. Bize Sufyân ibnu Uyeyne tahdîs etti. Bize Muhammed ibnu'l-Munkedir tahdîs edi
p
şöyle dedi: Ben Câbir ibn AbdilIah(R)'tan işittim, şöyle dedi:
p
eygamber (S) Hendek günü insanlardan (düşmanın haberini bana kim getirir diye) çağırı
p
istedi.
p
eygamber'in bu da'vet ve isteğine ez-Zubeyr icabet etti. Sonra
p
eygamber insanlardan bunu tekrar istedi. Bu isteğe de ez-Zubeyr ibnu'I-Avvâm icabet etti. Sonra yine insanlardan bunu ya
p
acak kimse istedi. Bu sefer de yine ez-Zubeyr icabet etti. Bunun üzerine
p
eygamber:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Her
p
eygamberin bir havarisi vardır, benim havarim, natıs yardımcım ise ez-Zubeyr'dir" buyurdu
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Sufyân ibn Uyeyne: Ben bu hadîsi İbnu'l-Munkedir'den belledim, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Eyyûb es-Sahtıyânî de İbnu'l-Munkedir'e künyesiyle hitâb ederek:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Yâ Ebâ Bekr! Sen insanlara Câbir'den hadîs söyle. Çünkü to
p
luluk senin Câbir'den hadîs söylemenden hoşlanıyorlar, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bunun üzerine Îbnu'l-Munkedir de mecliste
bulu
nanlara:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Ben Câbir'den işittim, ben Câbir'den işittim, diyerek dört hadîsnarasını arka arkaya uladı.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Alî ibnu'l-Medînî dedi ki: Ben Sufyân ibn Uyeyne'ye:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Sufyân es-Sevrî "Hendek günü" yerine "Kurayza günü" şeklinde söylüyor, dedim.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">İbnu Uyeyne:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Ben Îbnu'l-Munkedir'den bunu senin "Hendek günü" oturuşun gibi kesin olarak bu lafızla belledim, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Sufyân ibn Uyeyne:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— O, bir gündür, yânî "Hendek günü" ile "Kurayza günü" bir günden ibarettir, dedi ve bunu söylerken Sufyân ibnu Uyeyne gülümsedi
p
>
Câbir ibn AbdilIah
14394
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bize Süleyman ibn Bilâl, Yahya ibn Saîd'den; o da Ubeyd ibn Huneyn'den tahdîs etti. O İbn Abbâs'tan işitti ki, Umer (R) şöyle demiştir: Ben (kadınlarından ayrı bir yere çekildiği zaman) geldim de Rasûlullah'ı yüksekçe bir oda içinde buldum. Rasûlullah'ın
bulu
nduğu odanın merdiveni başında Rebâh isminde siyah bir hizmetçisi vardı. Ona:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Rasûlullah'a söyle, bu gelen Umeru'bnu'l-Hattâb'dır! dedim. Akabinde Rasûlullah bana içeri girmeme izin verdi...
p
>
İbn Abbâs
14405
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bize Şuayb, ez-Zuhrî'den tahdîs etti. O şöyle demiştir:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bana Saîd ibnu'l-Müseyyeb ve Ebû Seleme ibnu Abdirrahmân tahdîs ettiler ki, Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Sizler; Ebû Hureyre, Rasûlullah'tan hadîs rivayetini çok ya
p
ıyor diyorsunuz ve yine sizler: Muhâcirler'in ve Ensâr'ın hâlleri nedir ki bunlar Rasûlullah'tan Ebû Hureyre'nin hadîs rivayet edişi gibi hadîs rivayet etmiyorlar, diyorsunuz. Şu muhakkak ki Muhacir kardeşlerimiz çarşılarda alışveriş etmek meşgul ediyordu. Ben ise karın tokluğuna karşılık Rasûuıllah'tan hiç ayrılmaz, dâima O'nunla beraber olurdum. Bunun için onların
bulu
nmadıkları zaman ben hâzır
bulu
nur, onlar unuttuklarında ben hafızamda tutar ezberlerdim. Ensâr'dan olan kardeşlerimi de mallarındaki çalışmaları meşgul ediyordu. Ben ise Suffa fakirlerinden olan fakır bir kişi idim. Diğer sahâbîler hadîsleri unuturlarken, ben ezberimde tutar bellerdim. Muhakkak Rasûlullah (S) söylemekte
bulu
nduğu bir hadîs hakkında: "Ben şu makaalemi bitirinceye kadar elbisesini yayacak; sonra da elbisesini kendine doğru to
p
layacak her kişi elbette benim söyleyeceğim sözleri kesin olarak ezberleyecektir*' buyurmuştu. Bunun için ben hemen üzerimdeki renkli bezi Rasûlullah o makaalesini bitirinceye kadar yaydım, akabinde o bezi göğsüme doğru to
p
ladım. Artık sonra Rasûlullah'ın bu konuşmalarından hiçbirşeyi unutmadım
p
>
Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 1
14410
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Ukbetu'bnu'l-Hâris(R)'ten (şöyle demiştir): Siyah bir kadın geldi de, Ukbe'yi ve Ukbe'nin evlendiği kadını emzirdiğini iddia etti. Akabinde Ukbe bu emzirilmeyi
p
eygamber'e zikretti.
p
eygamber Ukbe'den yüz çeviri
p
tebessüm ederek: "(Senin, evlendiğin kadınla süt kardeşi
bulu
nduğun) söylenmiş olduğu hâlde (onunla temasın) nasıl olur?!" buyurdu. Ukbe'nin nikâhı altında Ebû îhâb ibn Azîze't-Temîmî'nin kızı (Guneyye) vardı
p
>
Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 6
14411
<
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Âişe (R) şöyle demiştir; Utbe ibnu Ebî Vakkas, kardeşi Sa'd ibnu Ebî Vakkas'a vasiyet edi
p
:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Zem'a'nın cariyesinin oğlu (Abdurrahmân), benim sulbümdendir, Bu çocuğu al, demiştir.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Âişe dedi ki: Mekke'nin fethi yılı olu
p
Mekke'ye varıldığında, Sa'd ibnu Ebî Vakkas bu çocuğu yakaladı ve:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Bu, kardeşim Utbe'nin oğludur. Bunun nesebinin kendisine katılması hususunda bana vasiyet etmiştir, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Bunun zerine Abd ibnu Zem'a ayaklanı
p
:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Bu, benim kardeşimdir; babamın cariyesinin oğludur, babamın döşeği üstünde doğmuştur, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Her iki taraf bu niza' ve husûmetlerini
p
eygamber'e sevk ettiler. Sa'd ibn Ebî Vakkas:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Yâ Rasûlailah! Bu çocuk, kardeşim Utbe'nin oğludur. Nesebinin kendisine katılması hususunda bana vasiyette
bulu
nmuştu, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Abd ibnu Zem'a da:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— Bu, benim kardeşimdir; babamın cariyesinin oğludur, babamın döşeği üstünde doğmuştur, dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Rasûlullah (S):
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Yâ Abd ibne Zem'a! Bu (Abdurrahmân), senin (kardeşin)dir" buyurdu.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Sonra da:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Çocuk döşek sahibinindir. Zina eden erkeğe de mahrumiyet düşer" dedi.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Sonra
p
eygamber husûmet sebebi olan bu çocuğun sîmâca Utbe'ye benzediğini görerek eşi Şevde bintu Zem'a'ya hitaben:
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">— "Ey Sevde! Bundan sonra sen de bu Abdurrahmân'dan
p
erdelen" buyurdu.
p
> <
p
style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">Artık bundan sonra bu Abdurrahmân, Sevde Allah'a kavuşuncaya kadar, Sevde'yi açık olarak görmemiştir
p
>
Buhari - KİTABU'L-BUYU' - 7
İlk Sayfa
<
17
18
19
20
>