Arama Sonuçları al O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/12726-al-O/4150

NoHadis MetniKaynak
14274

Ebû Süfyân Sahr İbni Harb radıyOlOr:green'>allahu anh, Bizans KrOlOr:green'>alı Herakliyus ile arOlOr:green'>alarında geçen uzun kOnuşmayı naklederken şöyle dedi:

Herakliyus:

O (peygamber Olduğunu söyleyen) adam size neleri emrediyOr? diye sOrdu.Ben de:

Sadece OlOr:green'>allah’a kulluk ediniz, O’na hiç bir şeyi Ortak kOşmayınız.AtOlOr:green'>alarınızın iman ettiklerini söyledikleri şeyleri terkediniz, diyOr ve bize namaz kılmayı, sözde ve işde dOğruluğu, iffetli yaşamayı ve akraba ile ilgilenmeyi emrediyOr, dedim.

Buhârî, Bed’u’l-vahy 6, Salât 1, Sadakât 28; Müslim, Cihâd 74
14275

Ebû Sâbit, Ebû Saîd ve Ebû Velîd künyeleriyle tanınan ve Bedir mücâhidlerinden Olan Sehl İbni Huneyf radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bütün kOlOr:green'>albiyle şehid Olmayı isteyen kişiyi OlOr:green'>allah, yatağında ölse bile, şehidler mertebesine ulaştırır.”

Müslim, İmâre 157. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cihâd 15
14276

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

OlOr:green'>allah’ın sOlOr:green'>alât ve selâmı üzerlerine Olsun, önceki peygamberlerden biri düşmanla savaşmaya (cihada) çıktı. (Hareketinden önce) ümmetine şöyle seslendi:

Bir hanımla evlenmiş Olup Onunla henüz gerdeğe girmemiş Olan, yaptığı evin henüz çatısını çatmamış Olan, gebe kOyun veya deve OlOr:green'>alıp yavrulamasını bekleyen kimse peşime düşmesin! Bu sözleri söyledikten sOnra yOla çıktı. İkindi sularında (düşman) yurduna vardı. Güneşe hitâben: Sen de ben de emir kuluyuz dedi; sOnra:

OlOr:green'>allah’ım Onun batmasını geciktir, diye dua etti.

Bunun üzerine Orayı fethedinceye kadar güneşin batması geciktirildi. (Nihayet) ganimetler bir araya getirildi. Onları yakmak için gökten ateş indi fakat yakmadı. Bunun üzerine Peygamber:

İçinizde ganimetten mOlOr:green'>al aşırmış Olanlar var. Haydi her kabileden bir temsilci benimle tOkOlOr:green'>alaşıp bîat etsin! dedi.

TOkOlOr:green'>alaşma esnasında bir kişinin eli peygamberin eline yapıştı. O zaman Peygamber:

İhânet eden sizdedir. DerhOlOr:green'>al senin kabilene mensup kişiler gelip bana bîat etsinler! dedi.

Bîat esnasında iki ya da üç kişinin eli peygamberin eline yapıştı. Bu defa Onlara:

Aşırılmış Olan mOlOr:green'>al sizde! dedi.

Adamlar, sığır kafasına benzer OlOr:green'>altından yapılmış bir baş getirdiler. Peygamber Onu öteki ganimetlerin içine kOydu. Ateş de hepsini yaktı, kül etti. Zira ganimet bizden önce hiç bir peygamber (ve ümmetin)e helâl değildi. OlOr:green'>allah Teâlâ zaaf ve aczimizi bildiği için Onu bize helâl kıldı.”

Buhârî, Humus 8; Müslim, Cihâd 32
14277

Ebû Hâlid Hakîm İbni Hizâm radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Satıcı ve OlOr:green'>alıcı (söz kesip) pazarlığı bitirdikten sOnra birbirlerinden ayrılmadıkça OlOr:green'>alış-verişi bOzup bOzmamakta serbesttirler. Eğer Onların her biri karşılıklı Olarak dOğru söyler (mOlOr:green'>al ile paranın durumunu Olduğu gibi) açıklar ise, OlOr:green'>alış-verişleri bereketli Olur. YOk eğer gizler ve yOlOr:green'>alan beyânda bulunurlarsa, OlOr:green'>alış-verişlerinin bereketi kOlOr:green'>almaz.”

Buhârî, Büyû’ 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû’ 47. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû’ 1; Tirmizî, Büyû’ 6, 26; Nesâî, Büyû’ 4, 8, 11
14278

Ömer İbnü’l-Hattâb radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

Bir gün Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’in huzurunda bulunduğumuz sırada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yOldan gelmiş bir hOlOr:green'>ali Olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber’in yanına sOkuldu, önüne Oturdu, dizlerini Peygamber’in dizlerine dayadı, ellerini (kendi) dizlerinin üstüne kOydu ve:

Ey Muhammed, bana İslâm’ı anlat! dedi.

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem:

“İslâm, OlOr:green'>allah’tan başka ilah Olmadığına ve Muhammed’in OlOr:green'>allah’ın resûlü Olduğuna şehâdet etmen, namazı dOsdOğru kılman, zekâtı (tastamam) vermen, ramazan Orucunu (eksiksiz) tutman, yOluna güç yetirebilirsen Kâbe’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdu. Adam: DOğru söyledin dedi. Onun hem sOrup hem de tasdik etmesi tuhafımıza gitti. Adam: Şimdi de imanı anlat bana, dedi. Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem: “OlOr:green'>allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” buyurdu.

Adam tekrar:

DOğru söyledin, diye tasdik etti ve: Peki ihsan nedir, Onu da anlat, dedi. Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem: “İhsan, OlOr:green'>allah’a Onu görüyOrmuşsun gibi kulluk etmendir. Sen Onu görmüyOrsan da O seni mutlaka görüyOr” buyurdu.

Adam yine:

DOğru söyledin dedi, sOnra da: Kıyâmet ne zaman kOpacak? diye sOrdu.

Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem:

“Kendisine sOru yöneltilen, bu kOnuda sOrandan daha bilgili değildir” cevabını verdi.

Adam:

O hOlOr:green'>alde OlOr:green'>alâmetlerini söyle, dedi.

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem:

“Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çOcuklar dOğurması, yOlOr:green'>alın ayak, başı kabak, çıplak kOyun çObanlarının, yüksek ve mükemmel binOlOr:green'>alarda birbirleriyle yarışmOlOr:green'>alarıdır ” buyurdu.

Adam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kOlOr:green'>alakOlOr:green'>aldım. Daha sOnra Peygamber sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem:

“Ey Ömer, sOru sOran kişi kimdi, biliyOr musun?” buyurdu. Ben: OlOr:green'>allah ve Resûlü bilir, dedim.

Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem:

O Cebrâil’di, size dininizi öğretmeye geldi” buyurdu.
Müslim, Îmân 1, 5. Ayrıca bk. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesâi, Mevâkît 6; İbni Mâce, Mukaddime, 9
14279

Ebû Zer Cündeb İbni Cünâde ve Ebû Abdurrahman Muâz İbni Cebel radıyOlOr:green'>allahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Nerede ve nasıl Olursan Ol, OlOr:green'>allah’dan kOrk.

Kötülük işlersen, hemen arkasından iyilik yap ki, O kötülüğü silip süpürsün.

İnsanlarla güzel geçin!”

Tirmizî, Birr 55
14280

Abdullah İbni Abbas radıyOlOr:green'>allahu anhümâ’dan nakledildiğine göre şöyle demiştir:

Bir gün Hz. Peygamber’in terkisinde bulunuyOrdum. Bana:

“Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim” dedi ve şöyle buyurdu: “OlOr:green'>allah’ın buyruklarını gözet ki, OlOr:green'>allah da seni gözetip kOrusun. OlOr:green'>allah’ın (rızâsını) her işte önde tut, OlOr:green'>allah’ı önünde bulursun. Bir şey isteyeceksen OlOr:green'>allah’tan iste. Yardım dileyeceksen, OlOr:green'>allah’tan dile! Ve bil ki, bütün bir ümmet tOplanıp sana fayda temin etmeye çOlOr:green'>alışsOlOr:green'>alar, ancak OlOr:green'>allah’ın senin için takdir ettiği faydayı temin edebilirler. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kOlOr:green'>alksOlOr:green'>alar, ancak OlOr:green'>allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kOlOr:green'>alem yazmaz Olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir. (Bundan sOnra takdirde herhangi bir değişiklik söz kOnusu değildir.) Tirmizî, Kıyâmet 59

Tirmizî dışında bir rivayette de (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 307) şöyle buyurulmaktadır: “OlOr:green'>allah’ın emir ve yasaklarını gözet, O’nu önünde bulursun. BOlluk içindeyken (emirlerine bağlı kOlOr:green'>almakla) sen OlOr:green'>allah’ı tanı ki O da darlığa düşünce (kurtarmak suretiyle) seni tanısın. Bil ki senin hakkında yazılmamış Olan şey başına gelmez. Sana takdir edilen de seni atlayıp (başkOlOr:green'>alarına) gitmez. Bil ki zafer sabırla, sevinç üzüntüyle, kOlaylık da zOrlukla birliktedir.”

Tirmizî, Kıyâmet 59
14281

Enes İbni Mâlik radıyOlOr:green'>allahu anh şöyle dedi:

“Siz kıl kadar bile önemsemediğiniz birtakım işler yapıyOrsunuz ki, biz Onları, Resûlullah sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem zamanında helâk edici büyük hatOlOr:green'>alardan sayardık.”

Buhârî, Rikak 32
14282

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

OlOr:green'>allah Teâlâ kıskanır. OlOr:green'>allah’ın kıskanması, haram kıldığı şeyi kulun işlemesindendir.

Buhârî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 36. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ 4
14283

Ebû Hüreyre radıyOlOr:green'>allahu anh’den rivayet edildiğine göre kendisi, Nebî sOlOr:green'>allOlOr:green'>allahu OlOr:green'>aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“İsrâil Oğulları arasında biri OlOr:green'>ala tenli (abraş), biri kel, biri de kör üç kişi vardı. OlOr:green'>allah Teâlâ Onları sınamak istedi ve kendilerine bir melek gönderdi.

Melek OlOr:green'>ala tenliye geldi:

En çOk istediğin şey nedir? dedi. OlOr:green'>ala tenli: Güzel (bir) renk, güzel (bir) ten ve insanların iğrendiği şu hOlOr:green'>alin benden giderilmesi, dedi. Melek Onu sıvazladı ve OlOr:green'>ala tenlilik gitti, rengi güzelleşti. Melek bu defa: En çOk sahip Olmak istediğin mOlOr:green'>al nedir? dedi. Adam: Deve (yahut da sığır)dır, dedi. Ona On aylık gebe bir deve verildi. Melek: OlOr:green'>allah sana bu deveyi bereketli kılsın! diye dua etti.

SOnra kele gelerek:

En çOk istediğin şey nedir? dedi. Kel: Güzel (bir) saç ve insanları benden uzaklaştıran şu kelliğin giderilmesi dedi. Melek Onu sıvazladı, kelliği kaybOldu. Kendisine gür ve güzel (bir) saç verildi. Melek sOrdu: En çOk sahip Olmak istediğin mOlOr:green'>al nedir? Adam: Sığır… dedi. Ona da gebe bir inek verildi. Melek: OlOr:green'>allah sana bunu bereketli kılsın! diye dua ettikten sOnra körün yanına geldi ve : En çOk istediğin şey nedir? dedi. Kör: OlOr:green'>allah’ın gözlerimi iâde etmesini ve insanları görmeyi çOk istiyOrum, dedi. Melek (Onun gözlerini) sıvazladı. OlOr:green'>allah Onun gözlerini iâde etti. Bu defa Melek: En çOk sahip Olmak istediğin şey nedir? dedi. O da: KOyun… dedi. Bunun üzerine Ona döl veren bir gebe kOyun verildi.

Deve ve sığır yavruladı, kOyun kuzuladı. Neticede birinin vâdi dOlusu develeri, diğerinin vâdi dOlusu sığırı, ötekinin de bir vâdi dOlusu kOyun sürüsü Oldu.

Daha sOnra melek OlOr:green'>ala tenliye, eski kılığında geldi ve:

Fakirim, yOluma devam edecek imkânım yOk. Gitmek istediğim yere önce OlOr:green'>allah sOnra senin yardımın sâyesinde ulaşabilirim. Rengini ve cildini güzelleştiren OlOr:green'>allah aşkına senden yOlculuğumu tamamlayabileceğim bir deve istiyOrum, dedi.

Adam:

MOlOr:green'>al verilecek yer çOOOk, dedi. Melek: Ben seni tanıyOr gibiyim. Sen insanların kendisinden iğrendikleri, fakirken OlOr:green'>allah’ın zengin ettiği abraş değil misin? dedi. Adam: Bana bu mOlOr:green'>al atOlOr:green'>alarımdan miras kOlOr:green'>aldı, dedi. Melek: Eğer yOlOr:green'>alan söylüyOrsan, OlOr:green'>allah seni eski hOlOr:green'>aline çevirsin, dedi.

SOnra melek, eski kılığına girip kelin yanına geldi. Ona da abraşa söylediklerini söyledi. Kel de abraş gibi cevap verdi. Melek Ona da:

YOlOr:green'>alan söylüyOrsan, OlOr:green'>allah seni eski hOlOr:green'>aline çevirsin! dedi.

Körün kılığına girip bu defa da Onun yanına gitti ve:

Fakir ve yOlcuyum. YOluma devam edecek imkânım kOlOr:green'>almadı. Bugün önce OlOr:green'>allah’ın sOnra senin sâyende yOluma devam edebileceğim. Sana gözlerini geri veren OlOr:green'>allah aşkına senden bir kOyun istiyOrum ki, Onunla yOluma devam edebileyim, dedi. Bunun üzerine (eski) kör: Ben gerçekten kördüm. OlOr:green'>allah gözlerimi iâde etti. İstediğini OlOr:green'>al, istediğini bırak. OlOr:green'>allah’a yemin ederim ki, bugün OlOr:green'>alacağın hiçbir şeyde sana zOrluk çıkarmayacağım, dedi. Melek:

MOlOr:green'>alın senin Olsun. Bu sizin için bir imtihandı. OlOr:green'>allah senden razı Oldu, arkadaşlarına gazap etti, cevabını verdi (ve Oradan ayrıldı).

Buhârî, Enbiyâ 51; Müslim, Zühd 10