Arama Sonuçları as O

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/13258-as-O/2910

NoHadis MetniKaynak
14388

Bize Hammâd ibn Zeyd, Yahya ibn Saîd'den; O da Ubeyd ibn Huneyn'den; O da İbn Abbâs'tan tahdîs etti ki, Umer ibnu'l-Hattâb (R) şöyle demiştir: Ensâr'dan (Evs ibn Havlî isminde) bir adam vardı. O, ROlOr:green'>asûlullah'tan ayrı ve uzakta bulunduğu zaman ben ROlOr:green'>asûlullah'ın meclisinde hazır bulunur ve O gün ROlOr:green'>asûlullah'tan Olacak söz, fiil ve hâlleri Ona getirirdim. Ben ROlOr:green'>asûlullah'm meclisinden uzakta kaldığım zaman ise, O zât, ROlOr:green'>asûlullah'ın meclisinde hazır bulunur ve O gün ROlOr:green'>asûlullah'tan meydana gelen söz, fiil ve hâlleri bana getirirdi

Umer ibnu'l-Hattâb
14389

Bize Şu'be, Zubeyd'den; O da Sa'd ibn Ubeyde'den; O da Ebû Abdirrahmân'dan; O da Alî(R)'den şöyle tahdîs etti. Peygam­ber (S) bir OlOr:green'>asker birliği hazırlayıp başlarına bir adamı kumandan ta'yîn etti. YOlda Odun tOplatıp ateş yaktırdı da OlOr:green'>askerlere:

—  Bu ateşin içine girin! dedi.

Onlardan bir kısmı ateşe girmek istediklerinde, diğerleri:

—  Biz ateşten kaçıp ROlOr:green'>asûlullah'a sığınmış kimseleriz! dediler. Seferden dönüşte bu hâdiseyi Peygamber'e zikrettiklerinde, Pey­gamber ateşe girmek isteyenler için:

—  "Eğer ateşe girmiş Olsalardı, kıyamet gününe kadar ateşten bir daha ayrılmazlardı" buyurdu.

Diğerlerine hitaben de:

—  "Ma'siyet hakkında kula itaat yOktur. îtâat ancak ma'rufta­dır (ma'kûl ve meşru' Olan emirler hakkındadır)" buyurdu

Hz. Alî
14390

Ebû Hureyre (R) şöyle de­miştir: Bizler ROlOr:green'>asûlullah'ın huzurunda bulunduğumuz sırada birden bedevilerden bir adam ayağa kalktı ve:

— Yâ ROlOr:green'>asûlallah! Benim için Allah'ın Kitabı ile hükmet! dedi. Akabinde Onun muhâsımı Olan kimse de ayağa kalktı ve:

— Yâ ROlOr:green'>asûlallah, hOlOr:green'>asmım dOğru söyledi. Sen Onun için Allah'ın Kitabı ile hükmet ve söz söylemek üzere bana izin ver! dedi.

Peygamber (S) de Ona:

—  "Sözünü söyle!" buyurdu. O da şöyle dedi:

— Benim Oğlum, bu a'râbî'nin yanında OlOr:green'>asîf, yânî ücretle çalı­şan bir kimse idi. Oğlum bunun karısıyle zina etmiş. İnsanlar bana Oğlum üzerine taşlanmak cezOlOr:green'>ası Olduğunu haber verdiler. Ben bu ada­ma Oğlum adına yüz kOyun ve bir de cariyeyi fidye vererek, Oğlumu bu cezadan kurtardım. Bundan sOnra ben bu mes'eleyi ilim ehlinden sOrdum. Onlar da bana, Onun karısı üzerine taşlama cezOlOr:green'>ası düştüğü­nü, benim Oğluma da ancak yüz deynek vurulma ile bir yıl gurbete sürgün edilmek cezOlOr:green'>ası Olduğunu haber verdiler! dedi.

ROlOr:green'>asûlullah da:

— "Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ben sizin aranızda elbette Allah 'in Kitabı ile hükmedeceğim: Câriye ile kOyunları kendi sahibine geri veriniz. Senin Oğluna gelince; Onun üzerinde yüz deynek cezOlOr:green'>ası ve bir yıl gurbete sürgün edilme cezOlOr:green'>ası vardır" buyurdu.

Bundan sOnra Eşlem kabilesinden bir adam Olan Uneys'e de.

— "Sana gelince yâ Uneys! Sen de bu adamın karısına git! Tahki­kini yap, eğer kadın suçunu itirâf ederse, Onu recm et!" buyurdu.

Râvî: Uneys O kadına gitti, kadın da suçunu i'tirâf etmesi üzeri­ne, Uneys Ona taşlama cezOlOr:green'>ası uyguladı, demiştir.

14391

Bize Alî ibnu Abdillah el-Medînî tahdîs etti. Bize Sufyân ibnu Uyeyne tahdîs etti. Bize Muhammed ibnu'l-Munkedir tahdîs edip şöyle dedi: Ben Câbir ibn AbdilIah(R)'tan işittim, şöyle dedi: Pey­gamber (S) Hendek günü insanlardan (düşmanın haberini bana kim getirir diye) çağırıp istedi. Peygamber'in bu da'vet ve isteğine ez-Zubeyr icabet etti. SOnra Peygamber insanlardan bunu tekrar istedi. Bu isteğe de ez-Zubeyr ibnu'I-Avvâm icabet etti. SOnra yine insan­lardan bunu yapacak kimse istedi. Bu sefer de yine ez-Zubeyr icabet etti. Bunun üzerine Peygamber:

— "Her peygamberin bir havarisi vardır, benim havarim, natıs yardımcım ise ez-Zubeyr'dir" buyurdu

Sufyân ibn Uyeyne: Ben bu hadîsi İbnu'l-Munkedir'den belle­dim, dedi.

Eyyûb es-Sahtıyânî de İbnu'l-Munkedir'e künyesiyle hitâb ederek:

— Yâ Ebâ Bekr! Sen insanlara Câbir'den hadîs söyle. Çünkü tOpluluk senin Câbir'den hadîs söylemenden hOşlanıyOrlar, dedi.

Bunun üzerine Îbnu'l-Munkedir de mecliste bulunanlara:

— Ben Câbir'den işittim, ben Câbir'den işittim, diyerek dört hadîsnarOlOr:green'>asını arka arkaya uladı.

Alî ibnu'l-Medînî dedi ki: Ben Sufyân ibn Uyeyne'ye:

— Sufyân es-Sevrî "Hendek günü" yerine "Kurayza günü" şek­linde söylüyOr, dedim.

İbnu Uyeyne:

— Ben Îbnu'l-Munkedir'den bunu senin "Hendek günü" Otu­ruşun gibi kesin Olarak bu lafızla belledim, dedi.

Sufyân ibn Uyeyne:

O, bir gündür, yânî "Hendek günü" ile "Kurayza günü" bir günden ibarettir, dedi ve bunu söylerken Sufyân ibnu Uyeyne gülüm­sedi

Câbir ibn AbdilIah
14394

Bize Süleyman ibn Bilâl, Yahya ibn Saîd'den; O da Ubeyd ibn Huneyn'den tahdîs etti. O İbn Abbâs'tan işitti ki, Umer (R) şöyle demiştir: Ben (kadınlarından ayrı bir yere çekildiği zaman) geldim de ROlOr:green'>asûlullah'ı yüksekçe bir Oda içinde buldum. ROlOr:green'>asûlullah'ın bulunduğu Odanın merdiveni başında Rebâh isminde siyah bir hiz­metçisi vardı. Ona:

— ROlOr:green'>asûlullah'a söyle, bu gelen Umeru'bnu'l-Hattâb'dır! dedim. Akabinde ROlOr:green'>asûlullah bana içeri girmeme izin verdi...

İbn Abbâs
14395

İbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Ubeydullah ibnu Abdillah ibn Utbe haber verdi, Ona da İbn Abbâs (R) şöyle haber ver­miştir: ROlOr:green'>asûlullah (S) bir mektubunu Kisrâ'ya gönderdi. Ve mektubu götüren Abdullah ibn Huzâfe'ye, mektubu Bahreyn'in büyük emîrine vermesini emredip, Bahreyn'in büyük emîri de mektûbu Kisrâ'ya gönderir buyurdu.

Bahreyn emîri vâsıtOlOr:green'>asıyle Peygamber'in da'vet mektubu Kisrâ'­ya verildiğinde, Kisrâ, mektubu Okuyup yırtmıştır.

İbn Şihâb dedi ki: Ben Saîd ibnu'l-Müseyyeb'in: "Bu haber ken­disine erişince, ROlOr:green'>asûlullah (S), Kisrâ'nın mülkünün tamâmiyle par­çalanmOlOr:green'>asına duâ etti" dediğini sanıyOrum, demiştir

İbn Abbâs
14396

Bize Seleme ibnu'l-Ekva' (R) şöyle tahdîs etti: ROlOr:green'>asûlullah (S) Eşlem kabilesinden (ismi Hind ibn Esma ibn Harise Olan) bir adama, kavminin içinde yâhud insanların içinde âşûrâ günü gündüzleyin:

— "Her kim (gündüzün evvelinde) yemek yediyse, gününün ka­lanını yemiyerek tamamlOlOr:green'>asın. Birşey yememiş Olan kimse de Orucu­nu tutsun!" diye i'lân ettirdi

Seleme ibnu'l-Ekva
14397

Bize Şu'be tahdîs etti ki, Ebû Cemre NOlOr:green'>asr ibnu İmrân ed-Dab'î şöyle demiştir: İbn Abbâs (R) beni kendi serîri üzerine Otur­turdu. O bana şöyle derdi: Abdu'1-Kays elçileri (Bahreyn tarafların­dan) ROlOr:green'>asûlullah'ın huzuruna geldikleri zaman:

—  "Hey'et kimlerdendir?" diye sOrdu. Onlar:

—  Biz Rabîa kabîlelerindeniz, dediler. ROlOr:green'>asûlullah (S):

—  "HOş geldiniz! Allah sizi utandırmOlOr:green'>asın, pişman etmesin!" buyurdu.

Bunun üzerine Onlar:

— Yâ ROlOr:green'>asûlallah! Seninle bizim aramızda kâfir Olan Mudar ka­bileleri vardır. O hâide bize kestirme birşey emret de, O sebeble biz­ler cennete girelim ve Onu arkamızda kalanlarımıza haber verelim! dediler.

Bu arada ROlOr:green'>asûlullah'a içkileri de sOrdular. ROlOr:green'>asûlullah Onları dört şeyden nehyetti ve dört şeyi de emretti: Onlara yalnız Allah'a îmân ile emrettikten sOnra:

—  "Yalnız Allah'a îmân etmek ne demektir, bilir misiniz?" di­ye sOrdu.

Onlar:

— Allah ve ROlOr:green'>asûlü en iyi bilendir! dediler. ROlOr:green'>asûlullah:

—  "Ortaksız ve yalnız Olarak Allah'tan başka ilâh Olmadığına ve Muhammed'in Allah 'in ROlOr:green'>asûlü Olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek -râvî dedi ki: Zannederim ki, burada rama­zân Orucu da vardır-, ganimetlerden beşte birini vermenizdir" buyur­du.

Ve Onları dört şeyden: Dubba'dan, hantem'den, muzeffet'ten ve nakîr (denilen kaplara hurma yâhud üzüm şırOlOr:green'>ası kOymak)dan neh­yetti. Bazen İbn Abbâs'm "Muzeffet" yerine "Mukayyer" dediği de vardır.

ROlOr:green'>asûlullah:

— "Bunları ezberleyin ve bunları gerinizde bıraktığınız kavim ve kabilelerinize tebliğ ediniz!" buyurdu

İbn Abbâs
14398

Bize Şu'be tahdîs etti ki, Tevbe ibnu Keysân el-Anberî şöyle demiştir: eş-Şa'bî bana:

— Sen HOlOr:green'>asen BOlOr:green'>asrî'nin Peygamber(S)'den hadîs rivayet ettiğini gördün mü? Ben İbn Umer'in meclisinde Ona yakın Olarak iki sene yâhud ikibuçuk sene kadar Oturdum da, ben İbn Umer'i şu hadîsten başka Peygamber'den hadîs tahdîs ederken işitmedim [27]: İbn Umer dedi ki: Peygamber'in sahâbîlerinden bâzı insanlar, içlerinde Sa'd ibn .Ebî VakkOlOr:green'>as da var Olduğu hâlde, bir et yemeye giriştiler. Tam bu sırada Peygamber'in kadınlarından bir kadın O et yemeye girişen tOp­luluğa:

—  O et bir keler etidir! diye nida etti.

Bunun üzerine sahâbîler O eti yemekten kendilerini tuttular. Bu­nun üzerine ROlOr:green'>asûlullah:

—  "Ondan yiyin yâhud Onu taam edin. Çünkü O halâldır -yâhud: "Onda sakınca yOktur"; râvî bu iki ta'bîrde şekk etmiştir- Lâkin ke­ler benim alışık Olduğum yiyeceklerimden değildir" buyurdu

 
eş-Şa'bî
14400

Bize Yahya ibn Saîd, Hişâm'dan; O da babOlOr:green'>ası Urve'den tahdîs etti ki, Âişe (R): Peygamber (S)'e bir çOcuk getirildi. Peygam­ber O çOcuğa çiğnem yapıp damağına Ovalarken, çOcuk Peygamber'in üzerine işedi. Peygamber sidiğin üzerine su döktü, demiştir

Âişe r.a.